19. Altın Koza Film Festivali bu akşam yapılan ödül gecesiyle birlikte son buldu. Herkes En İyi Uzun Metraj Film Ödülü’nün Araf, Gözetleme Kulesi ve Lal Gece’den birine gideceğini tahmin ediyordu. Fakat Jüri -bence- hayli tartışmalı bir karara imza atarak bu ödülü Zeynel Doğan, Orhan Eskiköy ikilisinin yönettiği Babamın Sesi’ne layık gördü.

Ercan Dalkılıç

Samimiyetle belirtmeliyim, Babamın Sesi’ni izleyemedim. Belki izlemeden yorum yapmak yanlış ve önyargılı olacak ama fısıltı gazetesinden edindiğim izlenim kadarıyla Babamın Sesi, En İyi Uzun Metraj Film Ödülü’nü alacak kalibrede bir yapıt değildi. En iyi filmin Araf veya Gözetleme Kulesi olması beni şaşırtmaz, açıkçası bu kadar da üzmezdi. Bu filmler, hem biçim hem de içerik açısından Babamın Sesi’den çok daha ağır basıyorlardı. Genel hava öyleydi festivalde.

Hadi bunu geçtim. Jüri böyle bir karara varmış, saygı duymak gerekir bir yerde. Fakat bu festivalde çok net bir gerçek vardı: O da Reis Çelik’in filminin yaklaşık 4-5 kategoride hakkının liberalize-seçkinci entelijansiya tarafından alenen gasp edildiğiydi. Jüri, maalesef Reis Çelik filmografsinin gelecekte köşe taşı, belki de en büyük yapıtı olarak anılacak bu yapıtı görmezden geldi. Bunu nasıl başardılar ben kendi adıma gerçekten anlayabilmiş değilim. Sözlerimi muhtemelen birçok kişi çok acımasız ve sert bulacaktır. Ama inanın ki, Lal Gece’yi festivalden eli boş –halk jürisinin verdiği kararı saymıyorum- gönderebilmek için ya kör olmak gerekir, ya da Reis’e karşı art niyetli filan olmak. Bir tek halk ödüllendirdi sanatçısı Reis Çelik’i. Belki de, böylesi daha iyi oldu.

En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Lal Gece’deki performansıyla büyüleyen İlyas Salman ve Engin Günaydın (Yeraltı) arasında bölüştürüldü. Engin Günaydın bu kararı beğenmemiş olacak ki, teşekkür konuşmasında imali bir şekilde ‘komşulara, mahallenin bakkalına’ teşekkür etti. Ben bu çıkışı çok gereksiz buldum, fakat bunca emek verdiği rolün karşılığının bu olmadığını düşünmesine de saygı duyuyorum. Engin Günaydın’ın şansızlığı, İlyas Salman’un uzun süre sahalardan uzak kalıp, çıktığı ilk maçta golü 90’a takması oldu. Hayat çoğu zaman ummadığınız köşeye atıyor topu işte…

Aynı şey En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’nde de yaşandı. Nihal Yalçın (Yeraltı) ve Laçin Ceylan (Gözetleme Kulesi) bu ödülü paylaşan isimler oldular. Nihal Yalçın’ın yüz hatlarından ve konuşmasındaki gerginlikten sonuçtan memnun olmadığı çok açık bir biçimde anlaşılıyordu.

Unutmadan ekleyelim; Ferzan Özpetek’in başkanı olduğu jüri, herkesin gönlünü yapmak için o kadar çok ödül dağıttı ki, bir an bana da bir ödül verirler mi acaba, diye geçirmedim değil içimden.

Daha söyleyecek çok şey var, maalesef bunun için ne enerjim var, ne de hevesim. Ama festivalde izlediğim diğer filmlerle ilgili notlarımı en kısa zamanda yazmayı ve size aktarmayı düşünüyorum. Şimdilik bu kadar…

Toplu sonuçlar:
En İyi Film Ödülü: Babamın Sesi
En İyi Yönetmen Ödülü: Pelin Esmer (Gözetleme Kulesi)
En İyi Senaryo Ödülü: Orhan Eskiköy (Babamın Sesi)
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: İlyas Salman ve Engin Günaydın
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: Nilay Erdönmez
Jüri Özendirme Ödülü: Evin Demirhan (Siirt’in Sırrı)
En İyi Yar. Erkek Oyuncu Ödülü: Menderes Samancılar (Gözetleme Kulesi)
En İyi Yar. Kadın Oyuncu Ödülü: Laçin Ceylan, Nihal Yalçın
En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü: Özgür Eken (Gözetleme Kulesi)
En İyi Kurgu Ödülü: Öner Biberkökü, Kristen Stevens (Siirt’in Sırrı)
En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü: Osman Özcan (Araf)
En İyi Müzik Ödülü: Verilmedi
Yılmaz Güney Ödülü: Şimdiki Zaman
SİYAD En İyi Film Ödülü: Şimdiki Zaman
Umut Veren Genç Erkek Oyuncu: Barış Hacıhan (Araf)
Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü: Neslihan Atagül
Jüri Özel Ödülü: Siirt’in Sırrı
Adana İzleyici Jürisi Ödülü: Lal Gece
Film Yönetmenleri Derneği En İyi Yönetmen Ödülü: Belmin Söylemez (Şimdiki Zaman) ve Erden Kıral (Yük)

4 YORUMLAR

  1. Galasını izlediğim 4 filmden en iyisiydi Gözetleme Kulesi. Ancak Menderes Samacılar’a en iyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülü neden verildi anlamış değilim. Zira Menderes bey saçını sakalını bile role uydurmamıştı.

  2. babamın sesi’ni izlememiş olarak ödülü hak etmiyor demek çok absürt bir durum zira hikayesi, kurgusu, görüntü yönetmenliği ile gayet tatmin edici bir film ve şoke olucak nasıl onu beğenirler denilcek bir durum yok ortada
    izlemeden eleştiri yapmamak lazım
    oyunculuk ödüllerinin kararsızlık içinde paylaştırılması eleştirilebilir haklılıklar vardır en iyi müzik ödülüne kimsenin layik görülmemesi eleştirilebilir ama
    babamın sesinin en iyi film olmasına şok oldum demek (diyenler ) açıkça saçma bir taraf tutma peşindeler gibi geliyor bana izlemeden eleştirmeyin lütfen.

  3. Selamlar Taylan Bey,

    Ben sadece ve sadece sinemanın tarafını tutarım. Babamın Sesi değil, sanıyorum ki Eşkiya ile yarışsaydı Lal Gece, yine Lal Gece’nin hakkıdır derdim o ödül. Babamın Sesi’ni izlememiş olmam, La Gece’nin ülkemiz sinemasından son 20 yılda çıkan en büyük filmlerden biri olduğu gerçeğini değiştirmez. Antolojiler bunu yazar, Babamın Sesi’ni 2 yıl sonra kimse hatırlamaz, emin olabilirsiniz bundan. Geçen sene Portakal’da kazanan filmin ne olduğunu hatırlıyor musunuz? Ya ondan önceki sene? Anımsamıyorsunuz. Çünkü jüriler sistemin içine konuşlananı, onla uyum içinde olanı seçer. Sanatın hakkını da tarih verir. Reis Çelik söyleşisini okumanızı salık veririm. Ben ise Babamın Sesi’ni izleyince, Lal Gece ile karşılaştırması yaparım. O zaman da beklerim yorumunuzu. Bu arada Gelecek Uzun Sürer yazımı da okumanızı isterim. O zaman zaten kimin, neyin tarafını tuttuğumu gayet iyi kavrayacaksınız.

    Saygılarımla…
    A.A.

  4. Aylak Adam ‘a,

    Lal ve Gece ve diğer ismi geçen filmleri( yalnızca Babamın Sesi’ni izledim) de izlemeyen biri olarak 19.Altın Koza Film Festivali’ne sıradan bir sinema filmi izleyicisi gözüyle baktığımda,evet sizinle benzer bir yorum olan “Lal ve Gece’yi izlemedim zaten bence Babamın Sesi en iyisiydi” demem abes olur. İzlemediğiniz bir filmin eleştirisini yapamayacağınız gibi,ödüle layık görülüp görülmeyeceğine dair de kesin kanılarınızın olması objektif ve rasyonel bir bakış açısından oldukça uzak olur.

    “Babamın Sesi’ni izlememiş olmam, La Gece’nin ülkemiz sinemasından son 20 yılda çıkan en büyük filmlerden biri olduğu gerçeğini değiştirmez. ”

    Yukarıdaki söyleminiz yalnızca sizin ve sizin gibi düşünen insanların kişisel bir fikridir.Kısacası, “en büyük filmlerden biri gerçeği” diye bir değerlendirme de öznellikten öte bir anlam taşımaz, şayet “Babamın Sesi” filmine olan yaklaşımınız (ki izlememişsiniz bile) tarafsız değilse.Eğer filmi izledikten sonra kaleme alınmış bir yazı olsaydı,o zaman yorumlarınız da daha sağlıklı olurdu.

    İyi günler.

CEVAPLA