
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı “eşsiz” kılar.
30 Haz


İsterse dünyanın en iyi filmi olsun, yine de herkes o filmi sevecek diye bir kaide yoktur. Utanmayın, bozarmayın, Oscar almış, eleştirmenler tarafından övgülere boğulmuş, kıymeti kendinden menkûl sinema dergilerince “en iyiler” listelerinin en tepelerine oturtulmuş olsa da bir filmi sevmediyseniz “beğenmedim” deyin göğsünüzü gere gere.
29 Haz
“Koleksiyon savaş alanında hiç bulunmamış askerlerin işidir!” Son Kale / The Last Castle
II. Dünya Savaşı, üzerinden yarım asır geçtikten sonra artık tam anlamıyla bir popüler kültüre dönüşmüş durumda. Görünürde konuyla hiç bağlantısı olmayan sıradan insanlar tarih sahnesinde boy gösteren bu en büyük çatışmayla akademisyenlerden daha ilgililer. Onların besin kaynağı ise II. Dünya Savaşı konulu filmler, kitaplar, belgeseller, çizgi romanlar, modeller ve bilgisayar oyunları.
28 Haz
Aslında bu bir aşk hikayesi. Bir tarafta kaytan bıyıklı Beyoğlu, onun koynunda da güzeller güzeli sinema. Giovanni Scognamillo’nun kaleminden…
27 Haz
TİMSAH: NEHRİN DİŞLERİ
Orijinal adı “Rogue” olan yapım, Avustralya-ABD ortak yapımı bir korku-gerilim. Canavar-yaratık alt türünün yeni örneği, derin Avustralya’nın nehirlerinde geçiyor.
26 Haz
Modifiye edilmiş bir klasik daha. Michael Myers ve et bıçağı bir Cadılar Bayramı’nda ansızın geri döndü! Film şimdi DVD’de.
25 Haz
24 Haz
Roman, öykü ve sinema yazarı, kısa film ve belgesel yönetmeni Rıza Kıraç‘ın Türk sinemasına ideolojik bir bakış attığı ‘Film İcabı’ adlı kitabı De Ki Yayınları’ndan çıktı. Rıza Kıraç Tersninja.com’un sorularını yanıtladı.
23 Haz
Yıllardır sıkı bir ucuz sinema meraklısı oldum. Bazılarının 5 dakika bile ayırmaya tenezzül etmediği kimisi ham film israfı kalitesindeki yüzlerce filmi soluk perdeli salonlarda, VHS kasetlerde, VCD’lerde DVD’lerde hatmettim durdum. Divx mefhumunun yaygınlaşması ile ortaya benimde izlemediğim daha onlarca film çıktı ve bunları hazmederken bir yandan da “Öteki Sinema” aracılığıyla sizlerle paylaştım. Çevremde sinemasal merakı ve bilgileri ile hatırı sayılır bir popülarite kazanmış olarak kasım kasım kasılırken birden onunla karşılaştım ve evrenin büyüklüğü karşısında ezilmiş bir atom parçası gibi kendimden geçip sonsuz kederlere sevk oldum!
22 Haz

Zagor’un sözü bu! ismini taşıyan bir blog. “İçinde Zagor olsun, çamurdan olsun” düsturuyla hareket ettik hayatımız boyunca, bu blogu ziyaret etmeden geçecek halimiz yoktu. Çizgi roman yazılarından ibaret bir site bekliyordum ama “Zagor hayattır, hayat da Zagor” tadında, mizah duygusundan bolca nasiplenmiş Sıtkı Sıyrıl’ın elinden çıkmış yazılar çıktı karşıma. Öyle ki “Zagor aslında Türk müydü?” başlığıyla haylı ciddi ama bıyık altından gülen bir yazı bile vardı. Bir başka yazıda Zagor’un karşısına Batman ve Kinowa gibi muhtelif rakipler çıkarıp bu müsabakaların olası sonuçlarını değerlendiriliyordu. Zagor vs Diğerleri isimli bu yazıdan küçük bir bölüm alıntılıyorum aşağıda.
22 Haz
Mayıs, 1984. Vecdi Sayar editörlüğünü üstlendiği Video Sinema dergisi ilginç bir söyleşiye yer veriyor. Söyleşiyi yapan entelektüel Yeşilçam filmlerinin yönetmeni Engin Ayça, karşısında ise ikinci filmi Yalan, Günah, Yorgun gibi filmleriyle türkücülükten yönetmenliğe terfisini artık iyice perçinlemiş bir isim var: İbrahim Tatlıses. Sevdalandım filminin setinde yapılmış bu keyifli söyleşinin bir kısmını, yukarıda adı geçenlerin hoşgörüsüne sığınarak sizlerle paylaşıyoruz.
Son Yorumlar