
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
Genelde adet olduğu üzere, yılbaşından sonra geriye dönüp Türk sinemasına bakmak ve gördüklerimizi sizinle paylaşmak istedik.
Önemli olaylardan, festivallerden, filmlerden, durumlardan bahseden kapsayıcı bir yazı yerine, sitemizin dört daimi yazarının kısa değerlendirmelerini içeren bir döküm yapmayı tercih ettik. 2009’daki bütün Türk filmlerini izlemediğimizi yazımızda da göreceksiniz, ama en azından künyelerini belirterek sizlere hatırlatmayı uygun gördük. Sonuçta ortaya çok uzun bir yazı çıktığı için bölüp sıralı halde yayıma sokuyoruz.
![]() |
Gölge
Yönetmen: Mehmet Güreli |
Çok düşük bütçeli bu dönem filmindeki sırıtmayan sanat yönetiminin sırrı, doğru açılarla çekilmiş minimal bir film olması. Uyarlandığı romanın ruhunu filme taşımayı başarması da cabası. [L.]
Sinema aşığı ressam/yazar/müzisyenin ilk uzun metraj sinema filmi. İyi niyetli bir çaba, ama benim açımdan anakronik bir film. Peyami Safa’dan aslına sadık bir uyarlama yerine, daha modern bir kara-film beklerdim kendisinden. [D.A.]
![]() |
Hayat Var
Yönetmen: Reha Erdem |
Önemli bir film, ama benim için en iyi Reha Erdem filmi değil. Biraz aceleye getirilmiş. Tüm o kimi muhteşem anlarına, sahnelerine ve oyunculuklarına rağmen kurgu açısından biraz daha demlenmesi lazımmış sanki. Tabi bunları diğer Reha Erdem filmleriyle kıyaslayarak söylüyorum. Yoksa muhteşem filmografisiyle Reha Erdem’i Türkiye’de kıyaslayabileceğim pek kimse yok. Erdem’in filmdeki en büyük ustalığı oyuncularından verim alma konusunda gösteriyor. Sonra insanı ipnotize eden bir sinematografi giriyor devreye. [L.]
Türkiye’nin yaşayan en iyi yönetmenlerinden biri Reha Erdem. Hayat Var da burada sarfedilecek yüzeysel cümlelerden çok daha fazlasını hak ediyor. Reha Erdem’in erdemi sadece “her şeye rağmen hayat var” demeyip “hayat neden böyle?” diye sordurabilmesinde. Senenin en iyi Türk filmi! [D.A.]
Çektikleri her yeni filmle Türk Sineması’nın çağdaş yapısını başarıyla inşa eden, hepi topu sayıları beşi geçmeyen favori yönetmenlerimden biri olan Reha Erdem, yine yapacağını yapmış, öncekilerden yine oldukça farklı, ama yine “ben bir Reha Erdem filmiyim” damgalı bir üslubun hüküm sürdüğü, mükemmel olduğu kadar da, kariyerinin şimdiye kadar ki en sert yapıtını ortaya koymuş… [N.S.]
Yazının tamamını okumak için tıklayın
![]() |
Yengeç Oyunu
Yönetmen: Ali Özgentürk |
Yengeç Oyunu, oturduğu bir tabanı olmadığı gibi, bunun üzerine kurulu bir çatısı da görülemeyen senaryoya; birbirlerinden ve olan bitenden habersiz gibi ortada dolaşan bir yığın oyunculara; müsamere tertipleme komitesi başkanı misali bir yönetmene haiz, her açıdan kötü “amatörce” bir film… [N.S.]
Yazarın daha ayrıntılı değerlendirmesi için tıklayın
![]() |
Pazar: Bir Ticaret Masalı
Yönetmen: Ben Hopkins |
Rojin’li sahneler, araya giren müzikler, kullanılan ses efektleri ve oyunculuklar sayesinde, filmin isminde de geçen masalsı hava yakalanmış ve güzel bir sinemasal tat ortaya çıkmış. Pazar: Bir Ticaret Masalı, kapitalizmin insanlık üzerindeki tahribatını ufak bir kasabadaki kaçakçının üzerinden anlatan, oldukça düzgün bir sinema diline sahip, hem mütevazı hem de konusu itibariyle oldukça iddialı bir film. [T.Ö.]
Yazarın daha ayrıntılı değerlendirmesi için tıklayın
![]() |
Kız Kardeşim: Mommo
Yönetmen: Atalay Taşdiken |
Yılın en iyi filmlerinden biri daha. Belki de Oscar’da bizi temsil etmesi gereken film. Sinematografisinden çok, öne çıkan hikâyesi ve bu hikâyeyi işleme biçimi elbette. Yan rollerdeki olağanüstü oyunculukları da unutmayalım. [L.]
Hikâyenin gidişatının ve sonunun rahatlıkla kestirilebilir olmasına ve abartılı bir dramatizeye kaçmayan naif anlatımına karşın, çarpıcı etkisini, hassas seyircisinin bünyesinde sert bir darbe gibi hissettirmesi, yönetmenin çok net görünen bir başarısı. [N.S.]
Yazarın daha ayrıntılı değerlendirmesi için tıklayın
Çokça klişeye yaslanan, konunun olanaklarını zorlamayan bir film, ama anlatımında belli bir düzeyi tutturmasıyla, duygu sömürüsüne kaçmamasıyla sınıfı geçiyor. [D.A.]
Melodram dozunu düşük tutmaya çalışan Taşdiken, hem gerçekçi hem de sembolik anlatım biçimlerini kullandığı bu filmde, izleyici ile daha mesafeli bir ilişkiyi tercih ederek, istediği etkileyiciliğe ulaşmaya çalışıyor. [T.Ö.]
Yazarın daha ayrıntılı değerlendirmesi için tıklayın
![]() |
Deli Deli Olma
Yönetmen: Murat Saraçoğlu |
Filmin en büyük başarısı daha ilk sahnesinden itibaren seyirciyi konun geçtiği köyün içine sokabilmesi. Bunu da haddini bilen, yerelin tadını veren senrayosuna ve özellikle Şerif Sezer’in Pabuç karakterinin görkemine borçlu. Melodrama verdiği tavizlere rağmen, mekanın soğukluğunu da, hikâyesinin sıcaklığını da yayan bir film. [D.A.]
![]() |
Başka Semtin Çocukları
Yönetmen: Aydın Bulut |
Güney Kore filmi Vahşet Şehri (City of Violence)‘nin temel olay örgüsünü neredeyse aynen kullanıp ülke şartlarına adapte ettiği gözleniyor. Paraya kıyılmış, görselliği zenginleştirilmiş bir dizi niteliğinde. [L.]
Gazi Mahallesi’nden belgesel ve dizi çıkaran yönetmen, bir de sinema filmine girişmiş, ama çıkan sonuç acımasız hayatın darbesini yemiş insanların yüzeysel bir hikâyesi olmaktan öteye gidemiyor. Bütün karakterler o “çöplük”ten kurtulmaya bakıyor, ama filmde bu çöplüğü göremiyoruz. [D.A.]
![]() |
Dilber’in Sekiz Günü
Yönetmen: Cemal Şan |
Üçlemenin tartışmasız en sağlam, hatta tek sağlam halkası. Oyuncu performanslarının bizi bu saptamaya götüren sürece katkısı yadsınamaz. Ama hikâyeci de söyleyeceğini bu kez uzatmadan, sıkmadan, nokta vuruşuyla söylüyor. [L.]
Sekiz Gün üçlemesinin ikinci ayağında yine bir kaybetme hikâyesi anlatıyor Cemal Şan. Filmin farklılığı 70′ler Yeşilçam (taşra) melodramını modern bir yorumla anlatması. Buna rağmen bir çeşit “sevgi emektir”in tekrarı olarak kalıyor zihinlerde. [D.A.]
![]() |
Kelebek
Yönetmen: Cihan Taşkın |
Teknik anlamda olmuş, ama bakış açısıyla çuvallamış bir film. Taraflı bir ideoloji sunumu var ortada. Bu da beni rahatsız etmişti. Herhalde yönetmenin asker çocuğu olmasının bir sonucu. [L.]
Güz Sancısı ile birlikte düşündüğümde, neden iyi bir dönem filmi çekemiyoruzu düşündürtmüştü bana. Neyse ki imdada Kıskanmak yetişti sonra… “Devrim” gibi yarı yolda kalmış bir film, umarım bir gün birileri yeni bir projeyle tamamına erdirir… [T.Ö.]
![]() |
Benim ve Roz’un Sonbaharı
Yönetmen: Handan Öztürk |
Sinema dili oturmamış, dolayısıyla seyircinin ilgisini yeterince canlı tutamayan bir film diye kalmış aklımda. [L.]
Bu yazı dizisinin diğer yazıları:
Yorum Yazın