2011 Değerlendirmesi: Yerli Sinemanın Bereket Yılı

Önceki yıla göre seyirci sayısı ve gelirler alanlarında % 1.8 gibi küçük bir daralma gösterse de, 2011 çekilen ve gösterime giren filmler açısından değerlendirildiğinde, bereketli bir yıl oldu. Gösterime giren 75 filmle 25 yıl sonra önemli bir rekor kırıldı. Gösterim şansı bulamayan en az 30 film daha olduğunu biliyoruz.

Ali Rıza Özkan

Eyvah Eyvah 2, 3.95 milyon ile yılın en çok izlenen filmi oldu. Özcan Deniz‘in senaryosunu yazıp yönettiği Ya Sonra ise 377 kopya ile yakın zamanlarda alışık olmadığımız bir yaygın gösterim gerçekleştirdi. Yılın son ayında gösterime giren yerli film sayısı ise 11 oldu. Bu da uzun süredir rastlamadığımız bir berekete işaret ediyordu. Daralmaya rağmen, geçen yıl gibi 7 filmin 1 milyon seyirci sayısını tutturması da 2011’in bereketli bir yıl olduğuna işaret ediyor.

2011’in bir bereketli yanı da, gösterime giren filmlerde yaşanan tematik çeşitlilikti. 75 filmin 15’i güldürü filmiydi. 5 film ise korku sineması türünde çekilmişti. Bunun yanında tam 14 filmin politik bir temaya yaslanması da, bu yılın en ilginç gelişmelerinden birisiydi. Efeköy Entelköy’ Karşı, Eyvah Eyvah, Sümela’nın Şifresi gibi 6 filmin yerel temalarla çekilmiş olması da tematik çeşitlilik adına dikkate alınması gereken bir gelişme. Gene, havacılık temalı Anadolu Kartalları, futbol merkezli Kaledeki Yalnızlık ve aile içi cinsel istismar hikayesi olan Atlı Karınca da bu yılın tematik zenginliğinin işaretleriydi. Ancak, çocuk ve bilim kurgu alanlarında tek bir film çekilememiş olmasını da belirtelim.

2011 daralmaya rağmen yukarıya doğru çıkan göstergeler üzerinden değerlendirilmesi gereken bir yıl oldu. Ancak, geleceğe ışık tutması için, bu yılın olumsuzluklarından da söz etmek gerekecek. Öncelikle, Ali Özgentürk‘ün Görünmeyen adlı filminin 214 seyirci ile en az izlenen film olması büyük bir hayal kırılığı idi. Türkiye’nin müzikal tarihinde yeri doldurulamaz Macar müzikolog Bela Bartok‘un Anadolu’da geçirdiği yılları anlatan film eleştirmenler tarafından da görülmeyen bir film oldu. Aynı şekilde, sinemamızın köşe taşlarından, birden fazla filmi şimdiden sinema tarihimizin unutulmazları arasına girmiş olan Şerif Gören‘in küçük bir kasabada gericilikle mücadele eden bir anne ve iki kızının öyküsü olan Ay Büyürken Uyuyamam da seyirci ve eleştirmenlerde hayal kırıklığı yaratan filmler arasındaydı. Nisan ile Ekim ayları arasında gösterime giren yerl ifilmlerin hiç birinin 150 bin seyirci yakalayamamış olması da, yapımcı ve dağıtıcı firmaların üzerinde önemle durması gereken bir olumsuzluk. Aynı şekilde, film şirketlerinin neredeyse hepsinin filmlerini gösterime sokmak için Ekim ile Aralık ayları arasını tercih etmesi de aşılması gereken başka bir olumsuzluk. Sinema Kasım ile Mart arasında çalışma kompleksinden kurtulmak zorunda.

2011 yılında din referanslı üç film çekildi. Bunların ikisi Said Nursi‘nin hayatı ile ilgili idi. Türkiye’de büyük çoğunluk gibi sunulan cemaatin etkisinin filmleri izleyen seyirci sayısına bakarsak son derece sınırlı olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim, bu görüntüyü kurtarmak ve Hür Adam‘ın yarattığı hayal kırıklığını aşmak isteyen Allah’ın Sadık Kulu: Barla filminin seyirci sayısının “toplu bilet alımları” yoluyla şişirilmesi dikkatlerden kaçmadı. Öte yandan, Barla‘nın gösterime girerken gerçek dışı olarak, 3D ve çizgi film yapımında en ileri teknoloji olan “motion capture” ile çekildiğinin iddia edilmesi de seyirci ve eleştirmenlerde tepkilere neden oldu.

Küreselleşme çağının sinemadaki en belirgin özelliklerinden birisi de devam filmleri çekmek. Karakterlerin ve hikayelerin tek tipleştiği küreselleşme çağı, seyirciyi yormayan, tersine uyuşturucu etkisi olan filmleri seri haline getirerek seyirci ve parayı garanti altına almayı hedefliyor. Bu yılın yerli sinema açısından en dikkate değer gelişmelerinden birisi de tam 5 tane devam filmi çekilmiş olmasıydı. Eyvah Eyvah, Kurtlar Vadisi, Kutsal Damacana, Kolpaçino ve Musallat. Bunların arasında beklentileri karşılamayan iki film vardı. Kurtlar Vadisi serisinin ilk filmini 4.2 milyon seyirci izlerken, Kurtlar Vadisi: Filistin‘i sadece 2 milyon kişi izlemiş. Aynı şekilde Kutsal Damacana da ilk filminde 800 bin seyirci tarafından izlenirken, serinin üçüncü filmi olan Kutsal Damacana: Dracoola sadece 230 bin kişi tarafından izlenmiş.

Bu veriler ile seyircinin ilgi gösterdiği yıldız oyuncuların beklenen filmlerini de hesaba katarsak sinemamızın 2012 yılından ümitlenmesi için yeter nedene sahip olduğunu söyleyebiliriz.