3. Dünya Savaşı, Şimdi Değilse Ne Zaman?! (Görevimiz Tehlike: Hayalet Protokol)

İlkine (1966-73) yetişmesek de 80’lerdeki ikinci versiyonunu ‘döne döne’ izlediğimiz bir televizyon dizisiydi Görevimiz Tehlike. Meşhur replik şöyleydi: “Senin görevin Jim, eğer kabul edersen…” Ekibin ak saçlı lideri Jim, görevi alır ve diğerlerine ‘tebliğ’ ederdi. En çok da beş saniye içinde kendi kendini yok eden bant kaydına hastaydık; bir de müziğine. Kara Şimşek ile birlikte melodisi en çok mırıldanılan diziydi Görevimiz Tehlike.

Ali Koca

1996’da Brian de Palma gibi usta bir yönetmen eliyle adımını attığı sinema dünyasındaki ‘yeni’ halinde eski tadı aramak boşunaydı. Çünkü hem biz 80’lerdeki gibi çocuk değildik hem de ortada bir ‘ekip’ yoktu. Üstelik, ak saçlı Jim’i de boşuna arıyorduk. Tabii ki yapımcıların böyle hoşluklara ayıracak vakti ve nakti yok. Onlar yeni bir casus aksiyonu üretmeyi amaçlıyordu, nitekim öyle de oldu. 2000’de Uzakdoğu’nun sitilize yönetmeni John Woo’nun elinde iyice aksiyon-macera olup çıktı seri. 2006’da ‘küçük Spielberg’ J.J. Abrams’ın çektiği üçüncü bölümü ise hatırlayan yok. Yalan değil, Görevimiz Tehlike: Hayalet Protokol’ün (Mission: Impossible Ghost Protocol) basın gösteriminden önce ‘eski’ ve yeni kuşak beş sinema yazarı on dakika kıvrandığı halde Ethan Hunt’ın eşini canlandıran Michelle Monaghan haricinde bir şey hatırlayamadı üçüncü filmden!

Serinin dördüncüsü Görevimiz Tehlike: Hayalet Protokol, ekip ruhunu yeniden canlandırmaya çalışıyor. Bu filmde, İnanılmaz Aile ve Ratatouille gibi sağlam animasyon filmlerinin yönetmeni Brad Bird var kamera arkasında. Son bölümde, karısının intikamını alan ajan Hunt’ın hapishaneden kurtarılmasıyla başlıyor film. Teknoloji uzmanı Benji’nin yanına saha ajanlarından Jane katılıyor ekibe. Yeni görev, Kremlin’e girip gizli bir belgeyi arşivden almaktır. Ancak bu sırada devreye Cobalt kod adlı tehlikeli bir terörist girmesiyle Moskova’nın simgesi Kremlin’de büyük bir patlama olur. Cobalt, belgeleri almış patlama da Hunt ve ekibine fatura edilmiştir. Amerika ile Rusya arasında nükleer savaş çıkarmaya çalışmakla suçlanan ekip yalnız kalır, eski saha ajanı William Brandt’in de katılmasıyla kendilerine yeni bir görev edinir: Nükleer savaşı engellemek. Haliyle bu da, teröristlerin peşinde Budapeşte, Moskova, Dubai ve Mumbai’ye kadar uzanan tehlikeli bir macera demektir.

Son yıllarda önümüze gelen filmlere bakınca sinema sektörünün 3. Dünya Savaşı’nı çıkarmak için can attığını düşünebiliriz. Sanki sinema dünyası elbirliğiyle Huntington’un ve Fukuyama’nın tezlerini doğrulamaya çalışıyor. Gerçi, uluslararası ilişkilerde bazı devletlerin ‘dünyanın sonunu’ getirmek için gösterdiği gayretkeşliğin yanında sinemacıların yaptıkları çok ‘masum’ kalır. Âdeta, “Tarihin sonu geldi de geçiyor; 21. yüzyıla bile girdik, neden hala nükleer bir savaş olmadı?!” sorusu özellikle Hollywood’un gündemini bir süredir meşgul ediyor gibi. Filmlerin bazısı ‘geç kalmış’ bir dünya savaşına vurgu yaparken, bazıları da “Bakmayın siz, şimdiye kadar çoktan çıkmıştı da biz engel olduk” havasında geziniyor.

X-Men: Birinci Sınıf’ta (X-Men: First Class) meşhur Küba Krizi sırasında, 1962’de çıkacakken (ki gerçekte de bir savaşın eşiğinden dönülmüştü), geçtiğimiz hafta gösterime giren Sherlock Holmes: Gölge Oyunları’nda (Sherlock Holmes: A Game of Shadows) daha eskilere gidiyoruz. 1891’de çıkacak ‘ilk’ savaş, modern zamanların Sherlock’u sayesinde engellenmişti. Bu hafta gösterime giren Görevimiz Tehlike: Hayalet Protokol’de ise 21. yüzyılda nükleer savaşın eşiğine geliyoruz.

Filmin, nihayet dördüncü bölümde ekip ruhunu hatırlaması belki de tek yenilik. Aksi halde macera ajan Hunt’un kişisel becerileri ve görsel efektlerle iyice tıkanmıştı. Ancak bu ekip ruhu da seriye bir tazelik kazandırmıyor. Brad Bird, özellikle Dubai’deki dünyanın en yüksek binası Burç Halife’de geçen sahnelerde hünerini konuşturuyor. Bu kısım, heyecan ve gerilimin zirvede olduğu tek bölüm. Diğer kısımlar sıradan bir aksiyon macera olarak kalıyor. 133 dakikalık süre ise dur durak bilmeyen bir aksiyon için biraz fazla ve sıkıcı oluyor.

Ekip ruhuna dönelim derken, filmin gayet iyi olan oyuncu kadrosu yeterince kullanılamamış. Pek inandırıcı olmayan yama bir hikâyeyle filme dâhil edilen Jeremy Renner, Ejderha Dövemli Kız’ın (Män som hatar kvinnor) gazetecisi Michael Nyqvist, Fransız oyuncu Léa Seydoux, Lost’un yıldızı Josh Holloway, Paula Patton ve Anil Kapoor serinin yeni yüzleri. Özellikle, iyi bir oyuncu olan Jeremy Renner ile önce Soysuzlar Çetesi (Inglourious Basterds) , ardından da Paris’te Gece Yarısı’nda (Midnight in Paris) kendini gösteren Léa Seydoux’nun kısıtlı rolleri oyunculuklarına da yansımış. İsveçli oyuncu Michael Nyqvist’i robot gibi bir kötü adamda izlemek de ayrı bir eziyet. Özetle, Görevimiz Tehlike’nin ekip ruhuna dönelim derken aksiyon sinemasında kendini yukarılara taşıyamayan bir seyirlik olmuş Hayalet Protokol. Dubai’deki sahneleri merak edenler ile serinin eksik halkası kalmasın diyenlere tavsiye edilir.

Görevimiz Tehlike 4

Mission: Impossible Ghost Protocol

 

Yönetmen: Brad Bird

Senaryo: Josh Appelbaum, André Nemec, Bruce Geller (Mission: Impossible adlı TV dizisinin yaratıcısı)

Oyuncular: Tom Cruise, Jeremy Renner, Simon Pegg