Hızlı Yarışçı Speed Racer Tersninja.com yazarı Numan Serteli Hızlı Yarışçı (Speed Racer) filmini kendi için izledi, sizin için yazdı.  

Ben de, çok istediğim ve kendimi bu yolda zorladığım halde neden şu ‘Formula 1’ yarışlarından pek bir zevk alamadığımı düşünür dururdum hep. Pistte -ha babam de babam- fır fır dönen arabaları televizyon ekranından pür dikkat ve pür zevkle seyredenlere tanık olup da onları anlayamamanın eksikliğini hissetmekte ayrı. Bu arada, kendilerindeki bu algı düzeyine asla yükselemeyeceğimi, bana -bi şekilde- ima da etmişlerdir o da ayrı.

 

Ama artık bu eziklik bitti.

“Bir film izledim, algı düzeyim yükseldi” mi?  Pek sanmıyorum fakat şundan eminim ki zihnim bayağı bi açıldı, adeta parıldadı.

 

Kardeşim, imal edin, saatte 400 mili geçebilen şeker gibi, rengarenk arabalar.

Ki -icabında- tamamen feyirpileye uygun olarak, rakip pilotun kafasına indirmek için dikenli topuzlar, arabasını etkisiz hale getirmek için kancalar, mızraklar, testereler ve de bilumum konvansiyonel silahlarla da mücehhez olsun..

 

Sonracığıma, İstanbul Park’ a pist mi diyorsunuz? Sizi İstinye Park’ ın ‘Speed Racer’ gösteren sinema salonuna davet ederim..

Ya da kolayı var. Yapın, dünyanın dört bir yerinden egzotik manzaraları fon eyleyen, bilinen ya da  bilinmeyen her türlü virajlara, hatta spirallere sahip pistler.

 

Efendime söyleyeyim, salın bu cıvıl cıvıl arenaya, gladyatörler misali giyinip kuşanmış, birbirinden enteresan tipli pilotları.

Ki yerçekimine ‘bana mısın’ demeyerek uçsunlar alabildiğine, ateş etsinler, isabet alsınlar, patlasınlar, çatlasınlar.

Pilotların altlarındaki arabalar paramparça mı oldu? Hiç mühim değil, bedenlerini hemencecik sarıp sarmalayan bir maddenin içinde top gibi olup -burnu bile kanamadan- bir kenara tıngır mıngır yuvarlanıversinler.  

Bakın o zaman ben de sizin gibi, araba yarışlarını zevkle izliyor muyum, izlemiyor muyum?.

 

Ben Yarışçı.. Hızlı Yarışçı

 

Soyadınız ‘Yarışçı’ olsa, oğlunuza ‘Hızlı’ adı verir misiniz?.

Eğer aileniz, müthiş bir yarış arabası olan Mach 5′ i tasarlayıp yapan bir baba; babasının ürettiği arabalarla pistlerde yarışırken rahmetli olmuş efsanevi bir yarışmacı ağbi; yarışçı iki ağbiden etkilenerek bu spor hakkında geniş bilgi sahibi olmuş küçük, şirin ve çokbilmiş bir kardeş ve de beş erkek, üstüne bir de maymundan oluşan böyle bir güruhu -şikayetsiz- çekip çeviren bir anneden oluşuyorsa, bu ortanca oğlanın adının Speed, soyadının Racer olmasından daha normal ne olabilir ki?

 

Başarılı genç yarışçı Speed, ‘namussuz’ bir patrona ait olan ve yarış dünyasının -neredeyse- tekelini oluşturan dev Royalton Endüstri’ den gelen, son derece kârlı ve baş döndürücü transfer teklifini, küçük ve de bağımsız Racer Motors’ un sahibi olan ‘namuslu’ babasının da etkisiyle geri çevirmiştir. Bu ‘aptalca ve küstahça’ meydan okuma, allahı para olan Mr. Royalton’ ı elbette çok kızdıracaktır.

Kolayca tahmin edilebileceği üzre, bu ret olayı aynı zamanda, iyi ile kötü arasında gerçekleşecek ve tüm film boyunca da kıyasıya sürecek bir savaşın ilanıdır.

 

Kompile Bir Aile Filmi

 

Siz deyin, “üç boyutlu animasyon”, ben diyeyim, “video oyunu”, bir başkası desin, “pek bilemedim yeni bir şey olmalı” ve de hepimiz birlikte diyelim, “güzel bir karışım bu” şeklinde tarif edilebilecek filmi, meşhur Matrix efsanesinin yaratıcıları Wachowski Kardeşler yönetmiş.

 

Biraderler, altmışlı yıllarda, Japonya’ da, Tatsuo Yoshida’nın yarattığı ve hemen akabinde A.B.D. televizyonlarında gösterildiğinde pek rağbet gören bir çizgi filmin hikayesinin özüne  sadık kalarak, ancak Racer Ailesi’ ni daha önde tutan bir anlayışla yeniden hazırlamışlar.

 

‘Hayali’ Cosmopolis şehrinde geçen Speed Racer’ ın, çeşitli kuşakları etkilemiş kırk yıllık geçmişine uygun bir şekilde, belirli bir döneme ait olmadan; geçmişin, şimdinin ve geleceğin yaşam tarzını, modasını ve de teknolojisini, hatta sinema estetiğini sentezleyerek bize yansıtması oldukça ilginç.

 

Başka filmlerde de izlemişimdir ama daha çok Fatih Akın filmlerinden aşina olduğum Alman oyuncular, Moritz Bleibtreu ve Ralph Herforth’ la karşılaşmak (Film setinin Almanya’ da olmasıyla bir ilgisi olabilir..) bana ilginç gelen diğer bir ayrıntıydı.

 

Sonuçta, -içerik olarak- Wachowski Kardeşler’ in şanına pek de yakışmayan, türe meraklı büyüklerin dışında daha çok çocuklara hitap eden, her yönüyle şirin, eğlenceli ‘hâzâ’ bir aile filmi, Türkiye’ deki ‘kompile’ adıyla Hızlı Yarışçı Speed Racer.

 

Share This Post