Kaymak sever misiniz? Ben pek sevmem doğrusu. Ama söz konusu sinema olunca işler değişir. İşte bugün, “sinema ve kaymak” kavramına, One Armed/Tek Kollu film serileri üzerinden bakıyor, 1970’li yıllarda Hong Kong üzerinden gelen ve tüm dünyayı saran bu sıcak hava dalgasını yakından tanıyoruz.

Tuğba Keleş

İsminin içinde muhakkak “One Armed”ı barındıran bu filmler, aslında ‘seri’ kelimesini karşılayacak bir bütün oluşturmuyorlar. Öte yandan, adından da anlaşılacağı üzere, ‘tek kollu’ bir ‘kahramanı’ merkeze alarak, ‘hikâye’ temelinde bütünü oluşturma başarısını gösteriyorlar.

‘Tek Kollu’ efsanesinin en önemli isimleri, şüphesiz, yönetmen Chang Cheh ve oyuncu (daha sonra yönetmen) Jimmy Wang Yu. Hikâyenin çıkış noktası 1959 tarihli Jin Yong tarafından yazılan Return of the Condor Heroes adlı Wuxia kitabı da olsa, Chang Cheh’nin filmlerdeki etkisi yadsınamaz. Sözkonusu kitap, bir çok defa filme ve özellikle televizyon dizisine çekilmiş (2006 yapımı diziye ‘bakmış’lığım var. Lâkin başrol oyuncusuna sinir olduğumdan, o meşhur kol kopamadan bırakmak zorunda kaldım diziyi).

1967 yılında Shaw Brothers’ta çekilen ilk film The One Armed Swordsman, hem Hong Kong sinemasının modernizasyonu açısından önem taşıyor hem de gişede 1 milyon Hong Kong doları yapmayı başaran ilk film olmasıyla. Jimmy Wang Yu’yu 24 yaşında şöhrete taşıması da cabası. Dilerseniz Tek Kollu efsanesini vücuda getiren bu filmlere, çok fazla can sıkmamaya çalışarak, kısa kısa bakalım. Böylelikle zamanında Wang Yu’nun “Tek Kollu” adı altında yediği bu kaymaktan, yıllar sonra, ben de nasibimi alayım.

Du Bei Dao/One Armed Swordsman (1967)

Babası, Golden Swallow Okulu’nun ustasını korurken, okula yapılan bir baskın sonucu öldürülen Fang Gang, çocuk yaşta usta tarafından himaye altına alınır. Ustanın kendi çocuklarından ayırmadan yetiştirdiği Fang Gang’ı, maalesef herkes bu kadar sevmemekte, oğlan, okulun diğer öğrencileri tarafından sürekli aşağılanmaktadır. İşin içine bir de ustanın kızının aşkını, Fang Gang’a sivri dille göstermesi de eklenince, zaten kendini bu ortamda ezik hisseden delikanlı, ustasının başına dert açmamak için okuldan uzaklaşma kararı alır. Bohçasını hazırlayıp yola koyulan Fang Gang’ın hayatı, kendisini takip ederek tacizlerine ara vermeyen ustanın kızı tarafından sonsuza kadar değiştirilmek üzeredir. Zira Fang Gang, erkekler arasında “kadının en büyük kandırmacası” olarak bilinen gözyaşına kanacak ve kıza merhametle yaklaştığı sırada, sağ kolu, tek hamleyle gövdesinden koparılacaktır.

Sonuçta şimdilik kazançlı çıkan taraf, kadın tarafı da olsa, biraz dikkatli düşünüldüğünde, filmin dişi bünyeleri kızdırma ihtimali oldukça yüksek. Her ne kadar kimi kung fu ve wuxia filmlerinde kadınlar, başrol oynamışlarsa da, türün önemli bölümünün, erkek egemenliği altında olduğunu söylemek çok yanlış olmaz. Örneğin ilk örneklerden biri, 1966 tarihli King Hu’nun yönettiği Golden Swallow’un başrolünde, eli kılıç tutan bir kadın da olsa (Chang Pei Pei), kadının arkasını kollayan bir erkek karakter daima hazır ve nazırdır. Öte yandan yıllar ilerledikçe, kung fu türünde bu durum, biraz olsun kadın tarafına kaymış, hak yemeyelim şimdi(Bkz; Angela Mao’nun oynadığı Hap Ki Do, Lady Whirlwind vb.). The One Armed Swordsman’deki bu durumun, yönetmenle de birebir ilişkisi olduğu su götürmez bir gerçek. Chang Cheh, kung fu filmografisinin önemli bölümünde yalnızca erkek karakterler üzerine kurulu filmler yapmış, erkek bedenini oldukça ön plana çıkarmış bir yönetmen. Kimi filmlerinde kadın karaktere rastlamak dahi zordur. Landlord taraflarından ninja yıldızı yemeden, son olarak, “Kung fu filmi mi? Hmm…” diye burun kıvıran entelektüel seyirciyi de, “Ama bak, fallik imge kılıcın, özellikle kılıç tutan kolu koparılan Fang Gang tarafından kullanılamayacak olması, ne kadar da mânidar, öyle değil mi?” diye kandırmaya çalışarak filmin konusunu bağlayayım.

Kesik koluyla, karlı yola düşmekten imtina etmeyen Fang Gang, kan kaybından kendini kaybettiğinde, genç bir kız tarafından bulunarak kurtarılacak, kopan kolunun travmasını uzun süre yaşayan delikanlı, kırılan gururunu, zaman içerisinde, kızın babasından kalan bir kitaptan öğrendiği tek koluyla kılıç kullanma tekniği sayesinde onarmaya çalışacaktır. Zamanla hem yeteneğini hem de gururunu geri kazanan delikanlı, intikama evrilen olaylar silsilesi sonucunda, istemediği halde kendini, intikamını, Chang Cheh’nin, Japon Chambara (kılıç dövüşü) filmlerinden teknik anlamda izler taşıyan kana susamış sahnelerinde alırken bulacak, finalini yazmasam iyi olurdu ama herşey yerli yerine oturduktan sonra, kendisini kurtaran kadınla birlikte, tüm bu dövüş olaylarından uzaklaşmak için çiftçi olmak üzere ufka doğru yola çıkacaktır.

Du Bei Dao Wang / The Return Of the One Armed Swordsman (1969)

İlk filmin başarısının ardından, iki yıl sonra yönetmen koltuğunda ve senaryo kağıtlarındaki parmak izlerinde yine Chang Cheh’nin bulunduğu devam filmi çekildi. Çitfçilik yaptığı köyünde karısıyla mutlu mesut ve hır gürden uzak yaşayan, zaten yumuşak huylu bir karakter çizen Fang Gang’ın huzuru fazla uzun sürmeyecek, aldığı “En iyi kılıç kullanan savaşçıyı seçmek için toplanıyoruz. İlle gel abi” temelli davetiye ertesi, davetiyenin illegal olduğu ortaya çıkacak ve oyuna getirilen Fang Gang, hiç istemediği halde, mazlumun yanında yer almak adına, kendisini, en iyiler savaşının içinde bulacaktır.

İki yıl içinde şiddet ve kan miktarının oldukça arttığı gözlemlenen film, teknik anlamda ilk filmden de üstündür. Ayrıca küçük bir not eklemek gerekirse, ilerki yıllarda Shaw Brothers’ın yılıdızlarından biri olacak Ti Lung, bu filmde, kısa süre içerisinde bir kadın (1000 Elli Kadın) tarafından hunharca katledildiği, küçük bir rolde yer alır.

Xin Du Bi Dao / The New One Armed  Swordsman  (1971)

Saatli maarif takvimi 1971 yılını gösterdiğinde Chang Cheh’nin şiddet ve gariplik hususunda kendini geliştiren dehası, bir kere daha işbaşındaydı. Ama bu defa, Tek Kollu’yu tek kollu yapan adam Wang Yu, ortalarda yoktu. 1970’de Wang Yu, One Armed Swordsman ünvanını arkasında bırakmak ve kendi filmini çekmek üzere, kendine uygun bir yönetmen sandalyesi arayışına giriyordu. Sonuç olarak, zaman, bu ünvanı bırakmanın o kadar kolay olmadığını seyirciye göstermişse de, Wang Yu, yeni bir tek kollu filmindense, oyuncu-yönetmenin Türkiye sınırları içerisinde tanınmasını sağlamış, hem yönettiği hem oynadığı The Chinese Boxer’la seriye ara vermişti. Wang Yu’nun 1971’de Shaw Brothers’dan resmi olarak ayrılışıyla, Chang Cheh’nin yeni filmi The New One Armed Swordsman’de, Tek Kollu ünvanı, bu defa, yeni yüzlerden David Chiang’a verildi.

Chiang tarafından canlandırılan, kılıç kullanma tekniğiyle her fırsatında böbürlenen Lei Li, kılıca karşı nasıl bir teknikle karşı koyabileceğinin deneylerini yapan bir usta tarafından üç parçalı silahla yenilgiye uğratılınca, bizzat kendi keserek ağaca sapladığı koluyla, kırılan gururunu, olay mahallinde bırakarak, inzivaya çekilir. Film, tıpkı ilk iki filmdeki gibi, kırılan gurur neticesinde, ana karakterin kendi kabuğuna çekilmesi, ama “insan sosyal bir varlıktır” özlü sözünün ispatı olarak, etrafındaki insanların zarar görmeye başlamasıyla, tek başınalığını bir kenara bırakıp, intikama yönelmesinin etrafında dönen tipik bir konuya sahiptir.

Tüm bu ahkâmların yanında fanatik seyirciler için asıl önemli olan, Lei Li’nin, mutfak işlerinde kendini geliştirmesi, Ti Lung’un yine yan rollerden birindeyken, Chang Cheh’ye has işkence aletlerinden biriyle parça pinçik edilerek, bir kere daha filmdeki rolünü kısa tutması ve elbette finalde, üç parçalı silaha karşı Tek Kollu kahramanın akıllıca kullandığı kılıç taktiğiden başkası değildir. Chang Cheh, teknik olarak bu filmde bir kademe daha yükselmiştir. Ayrıca filmin, İtalyan westernlerine açık bir gönderme olduğunu daha önce de belirtmiştim.

Böylelikle ‘orijinal’ diyebileceğimiz üçlemenin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Ama bana sorarsanız asıl eğlence bundan sonra başlıyor.

BİRİNCİ PERDENİN SONU (Arkası Yarın)