90’lar kitabının yazarı Rıza Oylum: “90’larda biraz daha bir aradaydık.”

Rıza Oylum mihran final 1

Başka Yerler’den çıkan 90’lar kitabı, 90’lı yıllarla özdeşleşen kişileri, kurumları, kavramları, alışkanlıkları ve davranış şekillerini eğlenceli bir dille aktarıyor. 170’ten fazla başlık içeren kitabın yazarı Rıza Oylum sorularımız yanıtladı.

Niye 80’ler değil de 90’lar?

Bu kitap piyasaya çıktığı ay 30 yaşına bastım. Sanırım benim için geçmiş kavramı 90’larla ilgili bir kavram. 80’ler daha renkli ve daha dönüşümsel daha renkli bir dönemdi. Hele ki 70’lerin havasından sonra her unsurun yeniden organize edildiği bir dönem olmuştu 80’ler. Ancak kendi namıma 80’ler için söyleyeceğim yegâne şey ilk yarısı bitmek üzereyken doğmuş olmam olurdu herhalde. İnsan bir dönem aralığını yazabilmesi o dönemi anlatabilmesi için o dönemin ruhunu o dönemde ki yaşam pratiklerini de bilmesi gerekir. Ben 80’leri filmlerden, romanlardan öğrendim. 80’leri yazmam tereciye tere satmak olurdu.

90’larla bugün arasında en büyük farklar ne size göre?

90’lar bu güne göre kuşkusuz daha analog bir dönemdi. En göze çarpan günümüzdeki dijital yaşamın baskınlığı. İşimizi, eğlencelerimizi, sosyalliğimizi dijital bir mekanizmanın içinde sürdürüyoruz. 90’larda mahalle maçı yapan çocuklara karşı bugün ekran karşısında sanal sahaların yıldızlarını yetiştiriyoruz. En iyi arkadaşı yan komşusu olan bir nesilden; internet üzerinden yüzünü hiç görmediği insanlarla hayatını paylaşan bir nesile geldik. 90’larda biraz daha bir aradaydık sanırım. Bugünün dünyasında insanlar sitelerine, evlerine, odalarına kapandılar.

s&c2

En çok hangi maddeleri yazarken eğlendin?

Kitapta mizahi bir dil kullandım. Bana göre ne anlattığından ziyade nasıl anlattığın önemli. Bazı maddeleri yazarken daha mizahi daha orijinal şeyler söylediğimi fark ettim. 900’lü Hat, Medyum Memiş, Zeyna, Meybuz, Jiletli Konserler gibi maddeler benim yazarken çok eğlendiğim şimdi de tekrar tekrar okuyup gülümsediğim maddelerden bazıları.

s&c3Sinema yazarlığının bir katkısı oldu mu sana bu kitabı yazarken?

90’lar benim 6. kitabım. İlk 5 çalışmam ülke sinemaları üstüneydi. Sanırım filmler üzerine kafa yormak, filmleri üstüne metinler yazmak görsel atmosferi resmetmeyi kolaylaştırıyor. Okuyucuların gözünde canlandırabileceği bir tablo çizmeye gayret ettim. Kitabımı okuyanlarda bu yönde olumlu tepkiler aldım. Okuyucularım maddeleri okuduklarında o yıllara dönebiliyorlarsa, okuduklarını gözlerinde canlandırabiliyorlarsa bu durumun sinema yazarlığımın etkisi olduğunu söyleyebilirim.

Bunun dışında en çok hangi 10 yıllık dönemi yazmak ya da okumak isterdin?

70’lerin bende özel bir yeri var. O dönemin modasına da hayranım. Sinema kitaplarımda Hollywood’un sinema anlayışına karşı adeta bayrak açsam da 70’lerin Amerikan sinemasına da bayılırım. Sıkıldıkça 70’lerden film izlerim. 70’lerde geçen romanlara özel ilgi gösteririm. O dönemin dergilerini alır okurum.

Cem Karaca

90’lara geri göndersek seni ilk ne yapardın?

Önce pazar sabahı ekibi toplar bir mahalle maçı organize ederdim. Atari salonunda paraları heba edip Taso oynayacak birilerini arardım. Yıl 1993 ise koşa koşa Gülhane Parkı’na gidip en canlı halinden bangır bangır Cem Karaca dinlerdim.

90’lardan günümüze ışınlanan biri en çok neye şaşırırdı sence?

Sanırım hemen her şeye ağzı açık bakakalırdı. 900’lü hatlara parayı kaptırmış biriyse cep telefonundan Viber’le Almanya’daki teyzesiyle bedava konuşturunca herhalde ezberi bozulurdu. Ya da yılbaşında millete 3 boyutlu karton gözlük satıp “Hülya Avşar’ı çok farklı izleyeceksiniz” diye tüplü televizyon karşısında “3 boyutlu Hülya Avşar izleyeceğiz” diye sabaha kadar bekleyip avucunu yalayan bir izleyiciyse; şimdinin dünyasında 3D gözlükleri takıp başka bir atmosfere ışınlandığını düşünebilir. Öte yandan günümüzde iktidara muktedir olanların vatandaşla kurduğu ilişkiye bakınca 90’lardan günümüze pek bir şey değişmediğini düşünmesi de olasıdır.