Bünyesinde iyi niyetle çalışan onca fedakar insana rağmen bugüne kadar daha çok popüler, siyasi (kimileri için ticari!) kaygılarla yapıldığı izlenimi veren Altın Portakal Film Festivali ile özdeşleşse de, Antalya’nın sinemayla ne kadar özdeşleştiği konusunda kafamda hep soru işaretleri olmuştur. Son festivalde gördüklerim, yaşadıklarım bu soru işaretlerine yenilerini katmaktan başka bir işe yaramamıştı açıkçası. Neyse ki Antalya’nın sinemayla ilgili tek damarı Altın Portakal değil. Uzunca bir süredir yalnızca kültürel kaygılarla yayınlanmakta olan ModernZamanlar isimli dergi sinema kültürünün Antalya’da gelişip yaygınlaşması adına önemli bir misyon üstlenmiş durumda. Bu önemli girişimin diğer şehirlerimize örnek teşkil etmesi dileğiyle ve aynı desteği kendilerine de sağlayacağımız sözünü vererek, Ters Ninja’ya konuk ediyoruz ModernZamanlar’ı. Sorularımızı derginin Genel Yayın Yönetmenliği’ni sürdüren Tuncer Çetinkaya‘ya yönelttik.

İstanbul’da bile sinema dergileri binbir güçlükle çıkarken Antalya’da bir sinema dergisi çıkarmak fikri nasıl gündeme geldi?

ModernZamanlar’ı; bir grup sinefil, akademiyen, yazar ve çizerin sinema tutkularını dost-arkadaş meclislerinden öteye taşıma çabalarının sonucunda ortaya çıkan bir dergi olarak tanımlayabiliriz. Derginin Antalya merkezli olmasının taşıdığı öneme ise ilk günden bu yana vurgu yapıyoruz; çünkü Altın Portakal Film Festivali gibi kökleri yarım yüzyıla dayanan bir ulu çınarın gölgesinde sinema yazmaya, tartışmaya çalışıyoruz.

Hayata geçmesi zor oldu mu derginin? Ve şu noktada yayın hayatına devam etmesi…

Kuşkusuz zorlu bir yolculuktu; özellikle en başta. Yukarıdaki soruda da vurgu yaptığınız gibi, İstanbul merkezli ve büyük gupların himayesinde yayınlanan sinema dergilerinin dahi büyük güçlüklerle karşılaştıkları bir noktada, bizler de kimi zaman varoluş sancıları yaşadık. Temmuz 2007 tarihli çıkış yazımızda, ülkemizin, kültür ve sanata dair söyleyecek sözü olan dergilerden oluşan devasa bir mezarlığa sahip olduğunu vurgulamıştım; ancak ModernZamanlar, başta yaratıcı kadrosu ve kentin sinemaya duyarlı çevrelerinden aldığı destekle süreç içinde daha kurumsal bir noktaya gelebildi.

Büyük gruplardan çıkan Ulusal sinema dergilerini nasıl buluyorsunuz? Siz hangi dergilerden takip ediyorsunuz sinemayı?

Düzenli olarak yayınlanan tüm sinema dergilerini titizlikle takip ediyorum. Genel anlamda bakıldığında, bir dönemde görece bir çıkış yakalayan; ama zaman içinde kapanmak zorunda kalan dergilerin varlığına da üzülüyorum. Çünkü sinemanın tartışılacağı ve gelişeceği en verimli alanları sinemaya dair yayın yapan dergi sayfaları -ve internet siteleri- oluşturuyor. Ayrıca dergiler, yeni bir yazar/eleştirmen kuşağının ortaya çıkmasında da büyük rol oynuyorlar. Günümüzde, eleştiri mekanizmasının öneminin azalmasında, sinema yazınımızın güçlenmesini sağlayacak platformların azalmasının da payı büyük.

Ekibinizi, yazar kadronuzu nasıl oluşturdunuz?

Derginin kurucu kadrosunun önemli bir kısmı, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar ve İletişim Fakülteleri’nde görev yapan arkadaşlardan oluşuyor. Bunun dışında, ismini anmadan geçemeyeceğim, -geçtiğimiz yıl sinema yazınında 40. yılını dolduran- Veysel Atayman da yolculuğumuzun ilk günlerinden bu yana Yayın Danışmanımız olarak bizimle oldu. Bir başka temel başvuru kaynağımız da ülkemizde sinema yazınının gelişmesine büyük destekleri olan kalemler oldu: Agâh Özgüç, Rekin Teksoy, Giovanni Scognamillo, Atillâ Dorsay, Burçak Evren, Mesut Kara, Zahit Atam gibi isimler, düzenli olarak görüşlerine başvurduğumuz ve yararlandığımız isimler arasında.

Hedefleriniz, hayalleriniz nedir bu dergiyle bağlantılı?

Başlangıç günlerinde en çok tartıştığımız olgu -ki o dönemde sinema dergileri bağlamında oldukça verimli bir dönem yaşanıyordu- nasıl bir yayıncılık yapacağımıza ilişkindi. Ortaya çıkma ve yeni bir sinema dergisi yaratma uğraşımızda “farklı” olmayı, pek de söylenmemiş ya da altı çizilmemiş şeyler söylemeyi nasıl başarabilirdik? Bunun ilk adımı olarak tematik sayılar hazırlamaya koyulduk, her sayıda merkezimize aldığımız bir konuyu enine boyuna; kimi zaman sinema tarihiyle, kimi zaman sosyolojik-siyasal boyutlarıyla ilişkilendirerek incelemeye çalıştık. Bu doğrultuda, başta adımızı borçlu olduğumuz Chaplin’den başlayarak, “Antonioni”, “80’ler Sineması”, “Kadın”, “Güldürü”, “Biyografi” gibi -zaman zaman gündemle örtüşen, ancak böyle bir kaygıdan da yola çıkmayan- temalar ekseninde sayılar hazırladık. Böylelikle biri Altın Portakal Film Festivali özel sayısı olmak üzere, her mevsim bir dergi hazırlayarak 16. sayıya yani dördüncü yılımıza ulaşmış olduk.

Bu zorunlu açıklamalar, biraz da ModernZamanlar’ı sürdürürken hedeflediğimiz noktaların algılanması ihtiyacından doğdu. Bütün bunların ışığında, sadece gündemin ve popüler zeminin izini sürmek yerine, güncel olanın akademik / teorik karşılığını bulmaya yönelik bir arayış içinde olmanın, derginin kalıcı olmasında ve yarınlara ulaşmasında önemli bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

Antalya insanının sinemaya bakışı, Antalya’nın sinema ortamı nasıl? Bağlantılı olarak Altın Portakal hakında ne düşünüyorsunuz? Yeni bir dönem başladı üstelik…

Bu soru, kuşkusuz Altın Portakal Film Festivali’nin kent insanındaki izdüşümünü akla getiriyor. Az önce sözünü ettiğim, yarım yüzyıla yaklaşan bu köklü organizasyonun etkilerinin çok daha geniş bir alana yayılması ve önce kenti, ardından da Türkiye’yi kalıcı anlamda sarmalaması en büyük beklentimiz. Ancak özellikle son dönemde atılan olumlu adımları göz ardı etmemek koşuluyla, Festival’in kurumsal bir kimliğe kavuştuğunu, halkla kaynaşmasının yeterince sağlandığını iddia edemeyiz. Bunun en önemli nedenlerinden birinin, kurumun gündelik siyasal ilişkilerden ve konjonktürden soyutlanamaması ve dolayısıyla bağımsız / kalıcı bir sanat – sinema politikası oluşturamaması olduğunu düşünüyorum. Ülke sinemasının gerek en üretken, gerek de en sıkıntılı dönemlerinde tanıklık etmiş bir organizasyonun, artık sansasyonel konuklar ya da önceki dönemlerde üzülerek gözlemlediğimiz güncel politik gösterilerle değil, sinemamızın çıtasını nasıl yükseltebileceği ve ona ulusal / uluslararası düzeyde nasıl kitlesellik kazandırabileceği sorusuna yanıt arar bir gündemle varlığını pekiştirmesi gerekir.

Geçtiğimiz yıl bunun ilk örneklerinin verilmesi, sinema-halk bütünleşmesi adına bazı olumlu uygulamalara gidilmesi ve Festival’in yan kültürel ve sanatsal etkinliklerle zenginleşmesi yolunda adımlar atılması, sözünü ettiğim değişikliklerin hayal olmadığını gösteriyor ve umudumu arttırıyor; ancak buna kalıcı politikalar ve zaman karar verecek.

Siz şehrin tek sinema dergisi olarak Altın Portakal organizasyonuyla ortak çalışmalar yapıyor musunuz, yapmayı düşünüyor musunuz?

ModernZamanlar, kurulduğu tarihten yani 2007’den itibaren, başta Altın Portakal olmak üzere kentin kültürel ve sanatsal çalışmalarına elden geldiğince destek vermeye çalıştı. Kurucu kadromuzdan kimi arkadaşlar Festival’in Kısa Film ve Belgesel ön jürilerinde bulundu, bazı söyleşilerin organizasyonunda kuruma katkı sağladı. Kent Müzesi Girişimi’yle Açık Hava Sinema Gösterimleri düzenlendi ve kentte bu yıl ilk kez düzenlenen İşçi Filmleri Festivali’ne katkılar sağladı. Ayrıca 2009 başından itibaren Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin koşulsuz katkılarıyla dergimizi hazırlamaya başladık. Bu çalışmaları sürdürmeyi ve önümüzdeki dönemde, özellikle Altın Portakala ilişkin gözlem ve düşüncelerimizi kurumla paylaşmayı istiyoruz.

Derginize Antalya dışından ulaşmak isteyenler ne yapmalı?

Özellikle büyük kentlerde yaşayan okurlar, ModernZamanlar’a ulaşabiliyorlar; ancak dağıtım sorunumuzu çözümleme noktasında önemli adımlar atmamıza karşın, bunu tümüyle gerçekleştirebileceğimizi söylemek güç olur. Bu noktada devreye internet sitemiz giriyor: www.modernzamanlar.com

Başarılı bir ekibin katkılarıyla yayınını sürdüren web sayfamız, hem geniş bir çevreye seslenme olanağı sağlıyor, hem de dergiye ilişkin görüş ve önerilerin ulaşmasına olanak tanıyor. Geniş bir içeriğe sahip olan sayfamızda eski sayılara ve geçmiş dönemde yayınlanan yazıların önemli bir bölümüne ulaşabilirsiniz.

Söyleşi ve dergimize gösterdiğiniz ilgi / duyarlılık adına içtenlikle teşekkür ederim. Başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum…

Tuncer Çetinkaya Kimdir?

1971 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini, memleketi Antalya’da tamamladı, Gazi ve S. Demirel Üniversitelerinde Resim eğitimi aldı. İllüstrasyonlarını “Sanalçağa Eskizler / Yeldeğirmenlerine Karşı” adlı bir albümde toplayan ve çeşitli kentlerde karma – kişisel sergiler açan Çetinkaya; “Yeni İlkyaz”, “Şehir Işıkları”, “Kent ve Sanat” ve “Kalekapısı” gibi kültür-sanat dergilerinde editörlük görevini üstlendi.
Kuruluşundan bu yana Modern Zamanlar Sinema Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliği’ni sürdüren Tuncer Çetinkaya, halen Antalya Güzel Sanatlar Lisesi’nde sanat eğitimcisi olarak görev yapmaktadır.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA