49. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nde bu sene yarış, pek sönük geçeceğe benziyor. Ulusal Yarışma Filmleri arasında yönetmeni Ali Aydın’a 69. Venedik Film Festivali’nde ‘Geleceğin Aslanı’ ödülünü kazandıran Küf de bulunuyor. Fakat Hülya Avşar’ın ‘gişe filmi’ne ödül vereceği hakkındaki açıklamasını dikkate alacak olursak, Küf’ün pek şansı yok gibi.

Ercan Dalkılıç

Küf, 18 yıl önce gözaltına alınan oğlundan o günden sonra hiç haber alamayan demir yolları bekçisi Basri’nin (Ercan Kesal) oğluna ‘ulaşma’ hikâyesini anlatıyor. NBC ardılı durağan biçemin bir temsilcisi olduğunu iddia edebileceğimiz Ali Aydın’ın metninin altyapısı ustalarının aksine gayet politik. Açıkçası ben tercih edilen bu biçimin poetik, dolayısıyla da pek sanatsal olduğunu düşünmüyorum. Söz konusu ekolun filmlerinin çoğunun hikayesi zayıftır. Aynı tespit Küf için de yapılabilir: Ali Aydın’ın bulduğu damar çok güçlü, gelgelelim onu işleme şekli filmin etkisinin azalmasına yol açmış.

Küf

Şimdiye kadar izleğim Ulusal Yarışma Filmleri arasında en öne çıkanı Zerre oldu. Erdem Tepegöz’ün ilk yönetmenlik denemesi olan film, özürlü çocuğu ve yaşlı annesini geçindirmek için orda burada çalışmak zorunda olan Zeynep’in, milyonlarca işçiyle paylaştığı trajediyi aktarıyor. İşçi sınıfının içinde bulunduğu çatışmayı eksen karakteri Zeynep özelinde mercek altına alan Tepegöz, çok doğru bir açıdan yakalamış gerçekliği. Üstelik Araf gibi sınıfın gündelik hayatından bihaber de değil Zerre; üstten bir dil kurmuyor, içerden ve çok samimi bir anlatıma sahip. Yılmaz Güney’in Arabacı Cabbar’ı ne kadar ‘gerçek’ ise, Zeynep de en az onun kadar gerçek. Zeynep’i canlandıran Jale Arıkan’a ayrı bir parantez açmak yerinde olur; Arıkan, üstüne giydiği Zeynep’in içinde resmen kaybolmuş! Tepegöz’ün, sinemamızda canlanmasını umduğumuz gerçekçi akımın önemli isimlerinden biri olmasını ümit ediyoruz gelecekte.

Zerre

Festivalin en çok tartışma yaratan filmi Hile Yolu olacak gibi görünüyor. Hile Yolu, kafası çok karışık bir film, iyi şeyler söylemeye çalıştığı şüphe götürmez. Ama söylemeye çalıştığı şeyleri iyi bir şekilde ifade edebildiğini söyleyebilir miyiz? Pek sanmıyorum… Dink cinayetinden tutun da, Rahip Santoro suikastının planlamasına kadar bir dizi gerçek veriden yararlanan film, bu gerçekliğe soğukkanlı yaklaşmak yerine, bu verilerle Hollywood ayarında aksiyonel bir kurmaca inşa etmiş. Ersin Kana, fenomenolojik olarak özü, arızalı hatta tehlikeli bir biçimde görülemiş bana kalırsa. Bu açıdan değerlendirildiğinde; Hile Yolu’nun, Kurtlar Vadisi dizisinin yaptığından pek de farklı bir şey yapmadığı o kadar ortada ki! Kana’nın kurduğu metnin üst anlatısının da çok fazla muğlâk, hikayenin takip edilebilirliğinin neredeyse imkansız olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

  • Süpermarket [xrr rating=2.5/5]
  • No [xrr rating=3/5]
  • Ayı [xrr rating=2/5]
  • Küf [xrr rating=2/5]
  • Zerre [xrr rating=3.5/5]
  • Hile Yolu [xrr rating=1/5]

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA