Aziz Kedi: “Çok satması gerekenler diye bir rafımız var!”

aziz-kedi

İnternet ortamındaki şöhreti Okan Bayülgen’in açtığı kapıdan televizyon dünyasına girdikten sonra iyice büyüyen Aziz Kedi, Türkiye’de özellikle genç kesimin yakından tanıdığı bir sima. Gazete “köşe”lerinde de boy göstermeye başlayan Kedi’nin artık yeni bir mekanı var. Kitap ve kahve kokusunun yanı sıra keyifli muhabbetlerle de dolu bu mekan bir kitabevi. Tabelasında Aziz Kedi yazan bu kitabevi hakkında konuştuk kendisiyle.

Küçükken elinden düşürmediğin kitap ya da kitaplar neydi?

aziz-kedi4Kitap okuyan bir ailede büyüdüm. Benden dokuz yaş büyük bir de abim var. Evimiz her zaman ve her koşulda kitapla doluydu. Bütün çocukluğum boyu 20. Yüzyıl Ansiklopedisi, Milliyet Yayınları’nın mavi kapaklı romanları ya da Serhat Yayınevi’nin klasikleri gibi çok kıymetli kitaplarla düşüp kalktım. Conan ve Örümcek Adam gibi çizgi romanları
saymıyorum.

Okuyamayacak kadar çok kitabı olanlardan mısın? Yalnızca okuyabildiklerine sahip olan biri mi?

Ben evine köstebek gibi kitap depolayan cinstendim. Hiç okumayacağımı bilsem de, bir gün “işime yarar” diye bir yerlere tıkıştırırdım. Ayrıca kitap, bir noktadan sonra biblo ya da mobilya filan gibi hatıra taşıyan bir nesneye de dönüşüyor. “Şu kitabı falanca vermişti, şunu şu kentteki sahaftan almıştım, şunu yazarı imzaladı vs. vs.” Fakat kitabevi açınca tüm kitaplarımı dükkana getirdim. Ve artık temizim. Evde kitap depolamama gerek kalmadı. Bu illetten “cold turkey” kurtuldum.

aziz-kedi2Kitabevi açma fikri ne zamandır vardı aklında? Bu fikre rekabet oluşturan başkaca alternatifler var mıydı aklında?

Kitabevi açma fikri hiç yoktu. Kitabevi açma hayalim vardı. “Fikir” olarak muhafaza ediyor olsaydım, dükkanı açamazdım. Çünkü genelde öyle olur. Hiç beklemediğim bir anda dükkanı gösterdiler. “Hemen yapalım” dedim. Altı ay içinde olup bitti. Kitabevine alternatif
oluşturacak hiçbir başka fikrim yoktu.

İsminin bir marka değeri olduğu malum. Çift anlamlı olması da başka bir talih. Kitabevine kendi ismini vermende bunların mı etkisi oldu? En baştan isim belli miydi kafanda?

Bütün meslek hayatım boyunca beni en çok tiksindiren şey, isim bulmak oldu. Bir kitabın, skecin, filmin, şunun ya da bunun ismini bulmakta çok kötüyüm. Yine de dükkanın ismi için iyi niyetle çabaladık. O kadar rezalet şeyler çıktı ki konuyu kapatıp kendi ismimi koydum. Çünkü aslında ben de onu doğuştan beri taşımıyorum. Madem takma isim, dükkana niye takmayalım dedik.

Mevzu kitap da olsa, netice de yapacağın şeyin adı ticaret. Ticaretle aran nasıl?

Bir yerin yerleşiği olmakla, ticaretle uzaktan yakından ilgim olmamıştı. Ama sonradan bir şey alıp verme işine 34 yaşımda girdiğime çok pişman oldum. Çünkü orada dönen son derece gerçek dünyayı büyüleyici buldum. Üstelik verdiğim mal, kitap. Çok sevdiğim, herkesle paylaşmak istediğim şey. Bu sevgi ticaretin sınırlarını da çok gevşetiyor. Parası olmayandan para almayabiliyoruz. “Sonra getirir verirsin” ekonomisi işletebiliyoruz. Ya da mütereddit okura zorla kitap satabiliyoruz (şikayetçi olan henüz çıkmadı).

aziz-kedi3

Aziz Kedi Kitabevi’nin ne farkı olsun istiyorsun diğer kitapçılardan?

Gizli saklı bir şey değil; artık butik, okura özel, “filmlerdeki gibi” kitapçılar kalmadı. Eskiden vardı. Oralarda umduğumuzdan çok daha fazlasını bulurduk. Kitap satanla alanın heyecan içinde edebiyat konuştuğu, gece gündüz küçüklü büyüklü toplantıların yaşandığı bir yer olmasını hedefliyorduk. Birinci ay bitmeden oldu da. Burası hatalarla, acemiliklerle, şark usulü ağırkanlılıkla dolu bir yer. Ve bu harika bir şey.

Yurtdışında kitabevleri çeşitli etkinlikler yapar. Sizin de böyle etkinlik planlarınız var mı?

Böyle planlarımız var demek yanlış olur, varoluşumuzun en önemli hedefi bu diyebilirim. Bu kitabevini oluşturan üç insan; ben, Ezgi ve Ege hayatlarımızdaki edebiyatla, sanatla, yazmakla, çizmekle ya da yalnız eğlenmekle ilgili bütün etkinlikleri buraya düğümledik. Açılalı henüz beş ay bile olmadı ama birçok harika etkinlik yaptık. Sanatla uğraşan herkesinburada bir yeri var ve gelecekte onlarla birlikte daha çok şeyler yapacağız.

aziz-kedi5

Çok Satan kitapların hangisi olacağını belirlemek senin elinde olsa Çok Satanlar listelerine müdahalen olur muydu?

Bizim zaten “çok satması gerekenler” diye bir rafımız var. Orada Türk okuru tarafından keşfedilse çok sevileceğini düşündüğümüz kitapları sergiliyoruz. Ancak çok satanlar listesine müdahale etme imkanım olsaydı, hiç karışmazdım. Çünkü insan yaş aldıkça “en çok benim sevdiğimi sevsinler” duygusundan arınıyor. “Kalitesiz” dediğinin içindeki kaliteyi de anlamaya başlıyor. Ayrıca çok tırışkadan bir komplo teorisi ya da kişisel gelişim kitabını dahi, okuru Eco’lara, Kazancakis’lere, Ahmet Hamdi’lere ulaştırmak açısından sıfıra karşı çok iyi bir başlangıç saymak gerekir.

Not: İkinci görseli(yukarıdan aşağı)  Medya Galaksisi adlı siteden aldık.