Yazarımız ninjamız Tuğba Keleş‘i memleket hasreti sarmış, o da atlamış gitmiş memleketine. Memleket deyip geçmeyin, kız Atlantisli biliyorsunuz. Dolayısıyla bu haftalık köşesi bana kaldı. Zaten Ters Ninja’da unutulan, bırakılan, kullanılmayan her şey direk Landlord’un zimmetine geçer.  Bu fırsatta istifade, 2011’de depresif bir moddayken eve kapanıp izlediğim dört filmi yeniden anıyoruz.

sisko-ninja Ege Görgün (Landlord)

Leviathan (1989)

Yön: George P. Cosmatos
Oyn: Peter Weller, Richard Crenna, Daniel Stern

Sizi bilmem ama bende bazen bir “kötü film izleme ihtiyacı” hasıl olur. İşte öylesi anlarda can simiti gibi sarılabileceğiniz bilimkurgu + korku türünde bir film Leviathan.

Olaylar okyanus tabanına konuşlandırılan bir maden çıkarma platformunda geçiyor. Yüzeye çıkmalarına çok kısa bir süre kalan bir batık keşfeden madenciler, Leviathan adlı bu Rus bandıralı gemiden bazı eşyaları incelemek üzere yanlarında üslerine getirirler. Ancak bu eşyalar Leviathan’ın sonunu hazırlayan salgının maden tesisinde de baş göstermesine neden olur. Üstelik hastalık insan bedeninde genetik bir değişime neden olmaktadır.

Leviathan’ı kötü bir film yapan senaryosu. Sanki senarist David Peoples ve Jeb Stuart senaryoyu birkaç günde ve kafaları iyiyken yazmışlar. Aceleri var çünkü, rakip film şirketlerinin sualtında geçen filmler çekmeye hazırlandığı yapımcılarının kulağına gelmiş. (Gerçekten de aynı yıl The Abyss, Deep Star Six gibi filmler vizyona çıktı.)

Ve senaristler Yaratık (Alien), Şey (The Thing) gibi 80’lere damgasını vuran yaratık filmlerinin video kasetlerini kiralarlar ve kamp kurdukları eve bir torba marihuana sipariş ederler… Sonra girdikleri trip vaziyetlerinde bu iki filmden aparttıkları fikirlerle kolaj bir senaryo ortaya çıkarırlar. İnanın şu uydurduğum senaryo bile daha sağlam film olurmuş Leviathan’dan. Tabi bilimkurgu ve korku unsuru olmadan iş yapmazdı başka. İşin şaşırtıcı tarafı ise filmin yönetmeninin Athena’ya Kaçış (Escape to Athena – 1979) ve Kassandra Geçidi (The Cassandra Crossing – 1976) gibi kayda değer filmler çekmiş bir isim olması.

The Losers (Kaybedenler – 2010)

Yön: Sylvain White
Oyn: Jeffrey Dean Morgan, Zoe Saldana, Chris Evans, Jason Patric

Vertigo’dan çıkan, Andy Diggle (yazar) ve Jock (çizer) imzası taşıyan hard-action çizgi roman serisinden uyarlanan The Losers da ihtiyaca karşılık gelen filmlerden. Hani bazen üstüne fazla düşünmeyeceğimiz, basit bir izleği ve mantığı olan vurdulu kırdılı, patlamalı yanarlı kolay tüketien film ararız… İşte The Losers o film.

Albay Clay komutasındaki beş kişilik özel harekat ekibi ABD adına (tabi yakalandıkları takdirde ABD hükümeti bunu reddecektir) kendilerine verilen operasyonları yerine getirmektedir. Bolivya’da girişilen böyle bir operasyon sonunda gözden çıkarıldıklarında bu görevin kendilerine devlet değil, Max adlı bir derin devlet muktediri tarafından verildiğini anlarlar. Gizemli bir kadın ortaya çıkıp da onlara Max’i verebileceğini söylediğinde adamlarımız için hareket yeniden başlar.

Başarılı bir aksiyon filmi için gerekenler The Losers’da mevcut. B-sinema meraklılarının A Takımı (A- Team) filminden daha seyredilir kıvamdaki bu filmi izlerken eğleneceği garanti. The Expendables (2010) gibi enteresan bir oyuncu kadrosunu sahip değil belki, ama karakterlerini karizmatik B-sinema yüzleri haline getirmeyi başarıyor.

Lesbian Vampire Killers (LezbiyenVampir Avcıları)

Yön: Phil Claydon
Oyn: James Corden, Mathew Horne, Myanna Buring

Vampir filmlerini ama daha da çok hayatı ti’ye alan düşük bütçeli bir eğlencelik daha. Şukela film Zombilerin Şafağı’nın (Shaun of the Dead – 2004) izinden gitmektense daha absürt, daha anarşist bir çizgi tutturarak kendi çapında bir kült film olmaya oynuyor LVK. 80’lerin gençlik-komedi-korku filmlerinin izlerini taşıdığı söylenebilir rahatlıkla.

Filmde parasızlıktan tatil için ancak İngiltere kırsalında yürüyüşe çıkabilen, hayattaherhangi bir konuda başarı gösterememiş iki kafadarın başına gelenleri konu alıyor. Geldikleri köyün üstünde bir lanet olduğunu çok geçmeden öğreniyorlar. Köydeki her gençkız 18 yaşına grldiğinde lezbiyen bir vampire dönüşmektedir. Laneti bozabilecek tek kişi de işe bakın ki bizim iki kafadardan biridir.

30 Days of Night: Dark Days

Yön: Ben Ketai
Oyn: Mia Kirsner, Diora Baird, Monique Ganderton

30 Gün Gece’nin (30 Days of Night – 2007) devamı niteliği taşıyan filmde vampir kuşatmasından sağ çıkan Stella’nın hikayesini izliyoruz. Stella kasabasının başına gerçekten ne geldiğini insanlara anlatmak için şehir şehir dolaşıp seminerler vermektedir. Birgün vampir avlayan küçük bir grup onu aralarına katılmaya davet eder. Birlikte vampir kraliçe Lamia’yı öldürmek üzere plan yapmaya başlarlar.

Yalnızca video piyasası için çekilmiş olan film, bu sınıftaki pek çok yapıma fark atarcasına kaliteli. Hikayesindeki bazı mantık hatalarını ya da zorlamaları görmezden gelirseniz, hele bir de türün meraklısıysanız, estetik ve atmosferik  açılardan sizi fazlasıyla tatmin edecek.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA