Ben yanmasam, sen yanmasan… (Eğitmenler / The Edukators)


Genç olmanın ne demek olduğunu anlatan “Eğitmenler”, işin henüz başındaki hayatlara yön verecek bir kült film adayı… (28 Mayıs 2005)

Eğitmenler

Educators

Yön: Hans Weingartner
Oyn: Daniel Brühl, Julia Jentsch, Stipe Erceg

NTV’deydi sanırım. Sokak anketi yapılıyor. “80 sonrası gençlik apolitikleşti mi, neden?” diye soruyorlar Beyoğlu’nda yoldan çevirdikleri gençlere. İlginç yanıtlar geliyor ama bir kızcağızın söyledikleri yanıtların tümünü mat ediyor ve olaya noktayı koyuyor. “Sağcı solcu şeyi mi?” Ve Zaga’daki bir konuşma geliyor sonra aklıma. Okan Bayülgen soruyor; “Militan nedir?” diye. Stüdyodaki geçler tek bir ağızdan bağırıyor; “Terörist!” Oysa Bayülgen’in de açıkladığı gibi “militan” belli bir ideali, düşünceyi savunan kişiye denir. Öyle tahmin edildiği gibi kötü bir şey değildir.

“Eğitmenler”i seyrederken bunlar geçti aklımdan. Çünkü filmde, sosyalist idealleri uğruna zenginlerin villalarına giriyorlar ve tüm evin dekorasyonunu değiştiriyorlar, ev eşyalarıyla ilginç estalasyonlar yapıyorlar. Bir de not bırakıyorlar “Bolluk günleriniz artık sayılı!” diye. Ama birgün evlerine girdikleri bir zengin üstlerine geliyor ve adamı kaçırmak zorunda kalıyorlar. İdealleri için değil, çaresizlikten, ne yapacaklarını bilemediklerinden. Filmdeki gençleri seyrederken onların politik görüşlerinden değil, inandıkları şey uğruna mücadele etmelerinden etkilendim. Bence 80 sonrası gençliğin kaybettikleri bunlar; bir şeylere inanmak ve sonra inandıkları şeyler uğruna seslerini yükseltmek. En başta saydığım iki örneğe bakılırsa bunların yerini cehalet ve umursamazlık aldı herhalde. Ben de 80 sonrası kuşağım ve ben de siyasetten, ya da o arkadaşın dediği gibi “sağ sol şeyinden” ben de hoşlanmıyorum ama televizyondaki sevmediğim programa, gazetedeki sevmediğim yoruma, sokakta tanık olduğum yanlış bir davranışa tavır almadığım anlamına gelmiyor bu. “Eğitmenler”in en önemli mesajı da bu bence. Otobüste tartaklanan evsiz yaşlı adama yardım eden genci gösterirken söylenmek istenen bu.

“Eğitmenler” zor bir iş başarıyor. Hem mesajını ulaştırmayı başarıyor, hem de uzun süresine rağmen seyirciyi bir an olsun sıkmıyor. Bu yıl Avrupa’da gençler tarafından en beğenilen yapımlarından biri olmayı başaran “Eğitmenler”in hikayesiyle, mesajlarıyla ve empatisiyle politik sinemanın kült örneklerinden biri olacağına adım gibi eminim.