Beni koyup gitme, n’olursun! (Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku)

Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku

2012 tarihli ilk filmi Geriye Kalan ile ‘En İyi Yönetmen’ dalında Altın Portakal’a uzanan yönetmen Çiğdem Vitrinel, yeni filmi Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku‘yu, 1995’te yayımlanmış İlhami Algör’ün aynı adlı romanından esinlenerek perdeye aktarmış. Sinemamızda son zamanlarda (özellikle İncir Reçeli hemen hemen aynı şablona sahip) sıkça görmeye başladığımız bunalımlı, tıkanma yaşayan yazar bir karakterin aşkla yolunun kesişmesinin anlatıldığı film, kağıt üzerinde anaakım gibi görünse de aslında ‘bağımsız sinema’ya daha yakın bir romans denemesi.

Ercan Dalkılıç (2) Ercan Dalkılıç

Kahramanımız Arif (Erdal Beşikçioğlu), henüz ilk kitabını dahi bastırmakta zorlanan serkeş bir yazar; otel odasında yaşıyor, hayatını da bir barda djlik yaparak kazanıyor anladığımız kadarıyla. Kısa bir zaman önce sevgilisinin terk ettiği –nasıl terketmesin ki- Arif, tam daha da dağılacakken, çok yakın arkadaşının bir düğününde kendini esrarengiz kadın Müzeyyen’in (Sezin Akbaşoğulları) kollarında buluyor. Fakat, kadınlar işte, Müzeyyen de bir süre sonra Arif’i koyup gidecek, bunalımları ve yaratım sancılarıyla ile başbaşa kalan Arif, ne halt edeceğini düşünecektir kara kara.

Amerikan sinemasında bolca rastladığımız bu loser (kaybeden) karakter çeşitlemeleri, çoğu zaman hikayeye sistem-dışı, alternatif olarak başlasalar da sonunda bir ‘kazanan’a dönüşür ve düzenli bir hayata geçerler. Tipik bir Hollywood politikasıdır bu aslında. Erkek bireye sürekli ‘doğru yol’ salık verilir. “Fakat Müzeyyen…”de de durum farksız olmuyor; Arif, Müzeyyen’in ardından önce kitabını bastırıyor, sonra da düzenli bir ilişkiye –aşk olmayan bir ilişki bu- adımını atıyor. Böylelikle film ideolojik olarak, hem erkek karakterin bireyleşmesinin önünü tıkamış oluyor, hem de düzenli hayata (bir anlamda çekirdek ailenin kaynağına) övgüde bulunuyor bana kalırsa.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Bu okumayı bir kenara bırakırsak; yukarıda da belirttiğimiz gibi gayet eli yüzü düzgün bir ‘bağımsız film denemesi’ Fakat Müzeyyen…. Dış sesi, zaman zaman Arif’in romanından pasajların perdeden dışarı akışı, olay odaklı olmayan, bir anda kırılan hikaye yapısı çok özgün, bizim sinemamızda pek görmediğimiz türden. Ne var ki ikinci yarıda hikayenin konsantrasyonun düşmesiyle birlikte biraz da olsa irtifa kaybediyor sanki film. Yalnız Erdal Beşikçioğlu’nun dört dörtlük oyunu sağolsun, hiç mi hiç hissettirmiyor seyirciye bu irtifa kaybını.

Özellikle Harun Tekin’in elinin değdiği soundtrack’iyle ve  51. Altın Portakal Film Festivali’nden ödüllü Vedat Özdemir imzalı görüntü yönetimiyle dikkat çeken Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku; Altın Portakal’da izleyicinin yoğun ilgisiyle karşılaşmış ve çok sevilmişti. Eminim siz de çok seveceksiniz bu Türk işi romansı.

15743586271_284617edb8_oFakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Yönetmen: Çiğdem Vitrinel

Senaryo: Çiğdem Vitrinel

Oyuncular: Erdal BeşikçioğluSezin AkbaşoğullarıErdinç Gülener 

Yapım: 2014 / Türkiye / 107 dk.