Harper Lee’nin Pulitzer ödüllü romanından uyarlanan Bülbülü Öldürmek filmini “klasik” yapan kazandığı 3 Oscar değil, zamanını aşan ve değil bugüne, yarınlara miras kalan mesajı.

1960 yılında piyasaya çıkan Bülbülü Öldürmek (To Kill A Mockingbird) yazarı Harper Lee’nin çok iyi bildiği bir coğrafyada ve yakından şahit olduğu, hatta bizzat içinde yer aldığı bir gerçeklikte geçiyordu. Ekonomik buhranın tüm ABD’yi kasıp kavurduğu bir dönemde küçük bir Güney kasabasında yaşayan Avukat Atticus Finch karısının ölümü ardından biri erkek diğeri kız iki küçük çocuğunu iyi ve doğru bireyler olarak yetiştirebilmenin savaşını vermektedir. Her adımı sağduyulu atan, her şartta iyi bir insanın davranması gerektiği gibi davranan ve hakkaniyetli olmaktan asla vazgeçmeyen Atticus çocukları için mükemmel bir örnek teşkil etmektedir. Ama onu asıl yücelten bunları örnek olmak için yapmamasıdır.

Bir gün hakim Atticus’u ziyaret eder ve ondan beyaz bir kadına tecavüz etmekle suçlanan siyahi bir gencin savunmasını üstlenmesini ister. Cehaletin, ırkçılığın, hoyratlığın kol gezdiği zamanlardır ama savunulma hakkının kutsallığına inanan Atticus görevi kabul etmekten geri durmaz. Hatta genci linç etmek üzere Şerif’in ofisini basan çiftçilerin karşısına dikilir.

1926 yılında Alabama, Monroeville’de doğan ve bugün hala hayatta olan Lee romanında biyografik ayrıntılara bolca yer vermiştir. Romanın anlatıcısı Atticus’un erkek fatma kızı Scout aslında Lee’nin ta kendisidir. Romanın gerçek hayattan esinlenilmiş diğer bir kişisi de Lee’nin çocukluk arkadaşı Truman Capote’dir. Dill karakterinde hayat bulan Capote ve Lee’nin dostlukları uzun yıllar devam etmiştir. Yerel halkla kaynaşma konusunda sorunlu olan Capote ünlü kitabı Soğukkanlılıkla’nın (In Cold Blood) saha araştırmasını yaparken Lee’den yardım almıştır. Bu arada Capote de ilerleyen yıllarda ilk kez beyazperdede bu filmle boy gösteren Robert Duvall’ın canlandırdığı Boo karakterinin gerçekten var olduğunu açıklayarak Bülbül’ü Öldürmek’in “fazla” biyografik olduğuna vurgu yapmıştır.

Edebi olarak çok güçlü bir eser olduğunu düşünmesem de Amerikan tarihinin en önemli eserlerinden biridir Bülbülü Öldürmek. Ülkenin yıllarca sürecek (hala da süren) demokrasi yolculuğunun önemli duraklarından bir tanesidir. Bu yüzden Pulitzer almıştır. Bu yüzden 3 Oscar almış ve bu yüzden klasik olmuştur. En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Sanat Yönetimi dalında aldıklarınan yanına, Atticus’u canlandıran Gregory Peck’in aldığı En İyi Erkek Oyuncu Oscarı da eklenir. Şevkle kabul ettiği bu filmdeki rolünden sonra Harper Lee ile arasında yıllarca süren bir dostluk kurulur. Öyle ki Peck’in torunlarından birine Harper adı verilir.

Bülbülü Öldürmek’in, yayımlandıktan 2 yıl sonra sinemaya taşınıp daha fazla kişiye ulaşma şansı yakalaması müthiş bir gelişme olmuştur. Dönemi ve çevre koşullarını mükemmel bir gerçeklik ve estetikle seyirciye taşıyan filmin yönetmeni Robert Mulligan’a Oscar adaylığının yanı sıra, Cannes Film Festivali’nde ödül getirmiştir.

Filmin Elmer Bernstein imzası taşıyan müziği ve bu müziğin eşlik ettiği açılış jeneriği oldukça dikkat çekici.

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin tek kitabı. İki kez yeni bir kitap yazma girişiminde bulunan Lee her seferinde çıkan sonuçtan memnun kalmayıp işi yarıda bıraktı. Yazarın, ilk romanının kazandığı büyük başarının ve kamuoyunda yarattığı beklentinin stresini bir türlü yenemediğini söylemek yanlış olmaz herhalde.

Bülbülü Öldürmek
To Kill A Mockingbird
Yönetmen: Robert Mulligan

Senaryo: Horton Foote

Oyuncular: Gregory Peck, Mary Badham, Philip Alford

Yapım: 1962, ABD, 128 dk.

Firma: As Sanat

Görüntü: Tam Ekran

Ses: 2.0, Türkçe ve İngilizce

2 YORUMLAR

  1. Merhabalar, Harper Lee’nin ikinci eseri ‘tesbih ağacının gölgesinde’ geçtiğimiz yıl yayınlandı. Dolayısıyla yayınınizı güncelleme de fayda var diye düşünüyorum.

CEVAPLA