
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.

Bilimkurgu edebiyatının en önemli yazarlarından Arthur C. Clarke 90 yaşında hayata gözlerini yumdu. Bilim adamları, modern zaman Jules Verne’i sayılabilecek Clarke’ın eserlerinden ilham alarak pek çok icata imza atmışlardı. Clarke’ın 2001 Uzay Macerası adlı romanı Stanley Kubrick tarafından sinemaya uyarlanmıştı.
Sekreteri Rohan De Silva, daha önce solunum yetmezliği nedeniyle birçok kez hastaneye kaldırılan Clarke’ın bu sabah Sri Lanka’nın başkenti Kolombo’daki Apollo hastanesinde hayatını kaybettiğini söyledi.
Clarke’ın sağlık durumu son haftalarda yeniden kötüleşmiş ve yazar 4 gün önce hastaneye kaldırılmıştı.Clarke, 90. yaş gününü yaklaşık 50 yıl önce yerleştiği Sri Lanka’da kutlamış ve bu kutlamada Sri Lanka’da barışa ulaşılmasını dilemişti. Sri Lanka’da Clarke’ın adını taşıyan bir akademi bulunuyor.
Bilimkurgu yazarı Clarke, bu kutlamada uzayda başka canlıların varlığının kanıtının elde edilmesini ve havayı daha az kirleten yakıtların kullanılmasını da istediğini söylemişti. Clarke, çocukluğunda yakalandığı bir hastalık nedeniyle yaklaşık 30 yıldır tekerlekli sandalye kullanıyordu.
Sir Arthur Clarke, iletişim uydularının icadına önemli oranda katkıda bulunmuş bir yazardı. Clarke, kendisiyle yapılan söyleşide, bu fikrin aklına nasıl geldiğini anlatmıştı.
“Televizyon yayınları ikinci dünya savaşından hemen önce başlamış ancak kısa süre içinde durmuştu. Yayınların kapsadığı alansa, dünyanın eğiminden dolayı sınırlıydı, 10-20 mili geçmiyordu. Ben de bunun üzerine bir şeyin farkına vardım: Eğer uzaya, içinde verici olan bir uydu yerleştirebilirseniz, dünyanın yarısına yayın yapabilirsiniz.”
Arthur Clarke bu görüşünü içeren bir yazıyı Wireless World dergisine göndermiş, kendisine yazı karşılığı 5 sterlin ödenmişti.
Yazı ise milyonlarca sterlinlik bir sektörün kapısını açmıştı.
Clark, henüz 50′li yıllarda romanlarında uzay mekiklerinden, süper bilgisayarlardan, hızlı iletişimi sağlayan özel sistemlerden söz ediyordu.
1940′larda da, insanoğlunun 2000′e kadar aya ulaşacağını savunmuş, o dönem kimse kendisine inanmamıştı.
Ay’a 1969′da ayak basıldı. Sir Arthur Clarke, 1956′da, sona eren evliliği sonrası Sri Lanka’ya yerleşmişti.
En büyük zevkleri, scuba dalışı yapmak ve masa tenisi oynamak olmuştu. 1998′de, 13 yaşında bir kız cinsel tacizde bulunmakla suçlanmış, o nedenle kendisine şövalye ünvanı verilmesi ertelenmişti.
Arthur Clarke suçlamayı reddetmiş, yapılan soruşturma sonucu aklanmasının ardından, 2000′de ünvanına kavuşmuştu.
Clarke’ın ilerleyen yaşı ve çocuk felci sonrasının sendromları yüzünden bedeni güçsüzleşmişti.
Ünlü bilim-kurgu yazarı, ömrünün yaklaşık son 13 yılını çoğunlukla tekerlikli sandalyede geçirdi.
Ancak 80′li yaşlarında dahi, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’yla, bilgisayar yazılım devi Microsoft, onun geleceğe yönelik vizyonunun ne olduğunu öğrenmeye çalışıyordu.
"Bilimkurgunun atalarından biri öldü!" için Bir Yanıt
Aslında '2001 A Space Odyssey' romanı filmden kısa bir süre sonra çıkıyor. İlk olarak Clarke'ın 'The Sentinel' hikayesini film için başlangıç noktası alıyorlar. Önce birlikte, senaryonun kısıtlamalarından bağımsız bir roman yazıp daha sonra da senaryoyu yazmayı planlıyorlar. Stanley Kubrick ve Arthur C. Clarke'ın romanından uyarlanmış Stanley Kubrick ve Arthur C. Clarke'ın senaryosu olarak yazılmasını planlıyorlar. Fakat sonunda senaryo yazarlığı paylaşılırken, roman filmden kısa bir süre sonra Arthur C. Clarke adıyla çıkıyor. Clarke daha sonra "komplike gerçeğe en yakın yaklaşımın" senaryonun "Kubrick ve Clarke", romanın da "Clarke and Kubrick" olarak değerlendirilmesi şeklinde olduğunu yazıyor…
Yorum Yazın