Manga – Japon Çizgi Romanının Tarihi Kitapsever NinjaBugüne kadar “manga” ya da “anime” kelimesini duymamış olabilirsiniz.  Ama bu, onların hayatınızın bir bölümünde size yarenlik etmedikleri anlamına gelmez. Aranızdakinin resmiyete taşınmamış masumane bir ilişki olduğunu gösterir sadece.

Manga – Japon Çizgi Romanının Tarihi
Paul Gravett

Plan B

Örneğin beni ele alın. Küçükken en sevdiğim arkadaşlarımın adları; Sinbad, Viki, Heidi, Şeker Kız Candy, Marco ve Arı Maya şeklinde sıralanırdı. Randevularımızı hiç aksatmazdık. Zamanı geldiğinde televizyonun karşısındaki yerimi alır ve nihai jeneriğinde  o hiç anlamadığım kargacık burgacık yazılara eşlik eden şarkılar bitinceye kadar da kalkmazdım. Üzerinden 30 sene geçmiş nereden baksanız. Ama o şarkıların çoğu aklımda: Şeker Kız’ın “Wata Şiva Candy”si, Heidi’nin “Alalai O, Alalai Di”si ya da Vikingler’in devşirilmiş “Haftaya Buluşalım Haftaya”sı…

Bugünkü çocukların dostları farklı isimler taşısa da ve bizim dostlarımız onlarınkilerin yanında fazlaca nahif, fazlaca masum kalsa da, o kargacık burgacık yazılar hala zaman zaman sökün ediyor ekranda. Yalnızca dostlarımız değil tabi, bizim o yıllardaki halimiz de fazlaca nahif, masum ve üstüne üstlük cahil kalıyor bugünün çocuklarıyla karşılaştırılınca. Onlar o yazıların Japonca olduğunu biliyorlar en basitinden. İnternetten, televizyondan bizim o zamanlar öğrenmek bile istemeyeceğimiz şeyleri görüyorlar onlar. Bizden hızlı büyüyorlar.

Bizim o çizgi filmlerin adının “anime” olduğunu öğrenmemiz için uzun yıllar geçmesi gerekti. Japonya’da üretiliyorlardı. Çoğunun kendine ait bir kitabı, yani bir çizgi romanı da vardı. Kimisiyse önce çizgi roman olarak çıkıyor, rağbet görünce sonradan animeye dönüşüyordu.

Japonlar çok seviyordu “manga” adı verilen bu çizgi romanları. Zaten Japonya’da her yıl yayımlanan bütün kitap ve dergilerin yüzde kırkını mangalar oluşturuyordu. Otobüslerde, metrolarda her yaştan Japon’u eline bir manga almış okurken görmek mümkündü. Bizdeki gibi ne aşağılanan, ne yasaklanan, ne de hor görülen bir okuma nesnesi olmaktan çıkmıştı çizgi roman. Ulusal bir kimlik ve isim kazanıp değerini katlamış, üstelik de ülkesini tüm dünyada temsil eden bir marka haline gelmişti.

Astro BoyManga kültürü, kökeninin izleri çok daha eskilere dek sürülebilse de dikkat çekici patlamasını II. Dünya Savaşı’nın bitimiyle yaptı. Japonlar Atom Bombası’nın acılarını türlü şekillerde mangalara yansıtıyorlardı. Onlara yol gösteren bir de peygamberleri vardı: Osamu Tezuka. Başta Astro Boy olmak üzere yarattığı kahramanlar ve 40 küsur seneye yayılan bereketli bir üretim süreci bu kültürün motoru oluyordu. Tezuka mangayı yalnızca çocuklara hitap eden bir mecra olmaktan çıkarıp her yaştan okuru kucaklayan bir hikaye türü haline getirmeye çalıştı kariyeri boyunca. Manga ve anime kültürünün bugünkü geldiği noktaya baktığımızda başarılı olduğunu söyleyebiliriz sanırım.

Plan B yayınevinin son derece titiz, özverili ve gözü kara bir çalışması olarak karşımızda duruyor Manga –  Japon Çizgi Romanının Tarihi adlı kitap. Kuşe kağıda, renkli ve tamamen Türkçeleştirilmiş olarak basılmış bu çok cazibeli kaynak kitap 10 bölümde manga kültürünün tarihini anlatır gibi yaparken, bir yandan da Japonya’nın siyasi, sosyal ve kültürel tarihiyle ilgili değerli bilgiler paylaşıyor bizimle.

Bir halkın hayal gücünün resimleri, analizleriyle birlikte zengin bir şekilde önümüze sıralanıyor kitapta ve onların son yarım yüzyılda nükleer savaştan cinsel tercihlere, iş hayatından kabuslara, süper kahramanlardan ekolojik sorunlara nası yaklaşımlar geliştirdiklerini gözleme fırsatı buluyoruz.

Manganın küresel etkisine ve ve farklı ülkelerin çizgi romanlarıyla manga arasındaki etkileşime de değinen kitap bugüne kadar dokuz ülkede yayımlanmış.

4 YORUMLAR

  1. İlk kez bir mangayı geçen sene elime almıştım. Heyecanla sayfayı açtım ve koca harflerle "Burası kitabın sonu, diğer taraftan başla okumaya!" gibi birşeyler yazıyordu (İngilizce tabii). O an anlamıştım elimdekinin kendine has bir tarzı olduğunu.

    Manganın adı "Crest of the Stars" idi ve ilginçtir daha sonra izlediğim animesinden daha keyif vericiydi. Siyah beyaz ve tersten yazılı bu eserleri ne yazıkki hiçbir zaman türkçe görmedik.

CEVAPLA