Bir Romero ironisi (Bruiser / Ölümün Maskesi)

Bazı filmlere önce yönetmen, sonra film için gidilir. O tür filmlerin afişinde zaten yönetmenin adı, neredeyse filmin adından daha ön plandadır. Ama isim hafızası pek kuvvetli olmayan sinemaseverleri de düşündüklerinden olsa gerek, yönetmenin en sükse yapmış filmi de ne yapılır, ne edilir bir yerler sıkıştırılır. Bruiser adlı filmin afişine bakın, ne dediğimizi anlarsınız. Bruiser benim için sürpriz bir filmdi. Sinemaya giderken hiç bilgim yoktu film hakkında. Tek referansı vardı benim için. O da beni tuzağa düşürmek için yeterli bir referanstı: George A. Romero. (5 Mayıs 2001)

Ölümün Maskesi
Bruiser
Yönetmen: George A. Romero
Oyuncular: Jason Flemyng, Leslie Hope, Peter Stormare, Nina Garbiras, Andrew Tarbet
Senaryo: George A. Romero
Görüntü Yönetmeni: Adam Swica
Müzik: Donald Rubinstein
Yapım: 2000, Kanada / Fransa / ABD, 99 dk.

Adını sinema tarihine yazan film

Korku sinemasına yön veren isimlerin başında gelen, 1968 yılında komik imkanlarla Night of the Living Dead gibi hem kült hem klasik bir film yaratan adam. Böyle bir yönetmenin filmine kendini korku filmi müptelası diye adlandıran birinin gitmemesi düşünülebilir mi hiç? Neden bilmem eşim de benle geldi. O Romero’yu tanımaz, “Night of the Living Dead”i seyretmemiştir, üstelik seyretmeye kalksa da yarısına bile gelemez ama yine de diğer salonlardaki filmlere gitmesini önermeme rağmen benle geldi işte. İyi de oldu aslında, onun film hakkındaki birazdan açıklayacağım objektif görüşünün hem sizin hem benim için önemli bir parametre olduğunu düşünüyorum.

Başlıkta da belirttiğim gibi Zombie filmlerinin tartışmasız üstadı George A. Romero. Nedir efendim Zombie? Yaşayan ölü demektir kısaca. Vampir’den farkı otomat olması (düşünmezler, akıllı değillerdir, şartlanmış bir şekilde, tek bir amaç için hareket ederler); Mumya’dan farkı ise herhangi bir şekilde muhafaza prosedürlerine maruz kalmadıklarından dış görünüşlerinin vaziyeti toprak altında kalış sürelerine göre değişir. Romero hakkıyla üstad olmuştur. 114 bin dolarla (bu paranın yarısına yakını kredidir) çektiği, tanınmamış oyunculara ve yakın çevresinden tanıdıklarına rol verdiği “Night of the Living Dead”, 1 milyon dolardan fazla hasılat yapmakla kalmamış, ismini ve yönetmenini sinema tarihine geçirmiştir. Romero bu filmden sonra daha iyi bütçelerle yamyam Zombie filmleri çekmeye devam etti. Kanın oluk gibi aktığı gerilim dolu ama ironik üslubunu Dawn of the Living Dead, The Day of the Dead (1985) gibi filmlerde de başarıyla sergileyip korkukolikleri bir kez daha mest etti.

Aradığımı bulamadım

Bu filmlerden aklımda kalanlarla gittim Bruiser’a. Benzer bir etki bekledim. Açıkçası bulamadım. Hayal kırıklığına uğramadım dersem yalan olur. Üstat bu kez yalnızca bir tek yönünü göstermeyi düşünmüştü bana göre. O da Romero’nun ironik yönüydü. Sinema eleştirmenleri tarafından çok ciddiye alınmasa da o bol kanlı filmlerinde de ironi silahını hep kullanmış, hep bir şeyleri eleştirmişti Romero. Irkçılığı, militarizmi, burjuvaziyi… Bruiser kan, gerilim hatta korku filmi klişelerinden nispeten fedakarlık yapılmış, toplumsal ve ahlaki eleştirilere ağırlık verilmiş bir korku filmi. Ama bu fedakarlık korku filmi olmaktan, George A. Romero filmi olmaktan biraz uzaklaştırıyor Bruiser’ı. Karşımızdaki klasik bir intikam hikayesi. Üstelik intikamın, yani katilin onaylandığı bir hikaye. Mesajlar, eleştiriler o kadar ciddi ve yoğun ki katilin, hadi söyleyelim, kahramanımızın yüzünün yok olması en rasyonel seyirciyi bile zıvanadan çıkarmaya yetmiyor. Bu durumun sembolik olduğu birçok diyalogda hatırlatılıyor zaten. Bir insanın yüzünde yeller esmesi olayına korku filmi saçmalığı* olarak bakamıyorsunuz.

İşte salondan fazla tatmin olmamış ve film hakkında tam bir değerlendirme yapamamış bir şekilde çıkıyordum ki bir buçuk saat sıkıntıdan patlayacağını, onu böyle bir filme getirdiğim için dırdır edeceğini düşündüğüm eşim, “Güzel filmdi, bayağı ilginçmiş!” diyerek beni dumura uğratınca, en azından iki konuda tamamen emin oldum. Birincisi Bruiser bir korku filmi değildi. İkincisi kadınların ne zaman neyi beğeneceğini tahmin etmek kimsenin harcı değildi..

*korku filmi saçmalığı:
Korku filmlerinde film icabı meydana gelen, hiçbir bilimsel açıklaması olmayan olaylar. Freddy Kruger’ın rüyalarda kesip biçebilmesi, radyasyonun ölüleri diriltmesi, 13. Cuma ve Halloween’in sevimli katillerinin inatla ölmemeleri gibi…