Biraz Anadolu’dan, biraz Batı’dan… Karşınızda Anadolu Pop-Rock (En İyi 20 Anadolu Pop/Rock Şarkısı)

Cumhur Canbazoğlu - Kentin Türküsü

Cem Karaca, Barış Manço, Moğollar, Erol Büyükburç… Anadolu’nun müziğini, Batı’nın popuyla, rock’ıyla birleştirip çığır açan müzisyenlerden yalnızca birkaçı… Cumhur Canbazoğlu, Kentin Türküsü: Anadolu Pop-rock adlı kitabında bugünün popüler müziğinde bile izleri sürülebilen bu devrimin hikayesini anlatıyor.

sisko-ninja
Ege Görgün (Landlord)

Modern Folk Üçlüsü

Halk müziği örneklerini Batı’nın sazlarını ve enstrümanlarını da işin içine katarak icra etmeyi ilk akıl eden Erol Büyükburç Burçak Tarlası adlı şarkısıyla sevenlerinin karşısına çıktığında tüm ülkeyi etkisi altına alacak bir hareketin startını verdiğini biliyor muydu acaba? 60’lı yılların ilk yarısında başlayan Anadolu Pop/Rock akımı tüm önyargılara ve devletin kurumlarının katı tutumuna rağmen kendi yolunu açarak ve yatağını genişleterek yoluna devam etti. 1994-2001 arası Cumhuriyet gazetesinin müzikten sorumlu editörü olan, zaman zaman Ters Ninja’da yazılarıyla konuk ettiğimiz  Cumhur Canbazoğlu bu akım hakkında yaşanan güvenilir kaynak sıkıntısı daha o yıllarda teşhis etti. Kendisinin, bu sıkıntıya çözüm olmasını planladığı ve üstünde uzun yıllardır çalıştığı kitabı nihayet çıktı. Kitap yalnızca bu akımda yer almış müzisyenleri değil, onların etkilendiği halk ozanlarını ve bu akımın bugüne yansıması olarak görülebilecek Badem, Replikas, Murat Göğebakan gibi grup ve şarkıcıları da mercek altına alıyor. Kapakta ve içeride yer alan (ve aşağıda örneklerini göreceğiniz) illüstrasyonları yine bir tanıdık sima, Aptülika çizmiş.

Barış Manço

Anadolu Pop-rock o hep konuşulan “Batı ile Doğu sentezi”nin bir tezahürü… Peki siz başarılı ve yararlı buluyor musun sentezi?

Anadolu Pop/Rock’ın yaptıklarını genel olarak başarılı buluyorum. Bugün dinlenen popun da nüvesinde, diğer türlerde gerçekleşen sentez ya da füzyonda, nasıl tanımlanırsa tanımlansın, hep bu akımın izleri var. Önemini anlatabilmek için şöyle bir örnek vereyim; Cumhuriyet’in ilk kadroları ‘Anadolu’nun müziği, ulusun da müziği olmalı’ diyerek bütün gücüyle bu işe sarılmıştı. Halk müziğimizin Batılı normlarda çoksesli hale getirilip çağdaşlaşacağına inanıyorlardı. Ülke dışında eğittikleri Türk Beşleri’nden çıkacak çağdaş halk müziği örnekleri halka dinletilecek, geleneksel türkü de bir dönem radyolardan silinecekti. Tabii bu altı boş politikalar tutmadı ve arkası gelmedi. İşte yıllar sonra İstanbullu bir grup genç Anadolu Pop başlığıyla bu sentezi gerçekleştirerek bence büyük bir iş başardı.

Bu başarı nereden kaynaklanıyor? Büyük risk vardı üstelik. Bir yandan gelenekseli, kültürel mirası bozma ihtimali vardı. Diğer yandan ortaya ne idüğü belirsiz eserler de çıkabilirdi, ki gelenekçi kimi sanatçılara göre çıkanlar aynen böyleydi…

Başarı tamemen samimiyetten kaynaklanıyor. Halka da bu samimiyetin geçtiğine inanıyorum. Çünkü bir tarafta son derece donanımlı müzikçilerden oluşan aranjmancı ve Batı müzikçi isimler varken Anadolu Pop cenahının formasyonu zayıf. Sazlarının virtüözü olanların sayısı az. İlk dönemde türkü nedir, çeyrek ses nedir, tavır nedir pek haberleri yok. Müziklerinde sıra dışı armoni çözümleri yok. Her şey çok yeni olduğu için basit yapı üzerinden devam etmeleri kaçınılmaz bir yerde. Ancak ozan duruşunu benimsemeleri, günün sorunlarına eğilmeleri, geleneksele ilgileri müzikseveri de çok etkiliyor.

Cem Karaca

Kısa süre sonra Anadolu pop akımı plak pazarını, gazino sahnesini ele geçiren en önemli güç haline gelince tartışma başlıyor. Tabii ki müzikal açıdan donanımlarının yetersiz olduğu, araştırmaların derinleştirilemediği gibi olumsuz eleştiriler doğru. Ancak birilerinin bir yerden başlaması gerekiyordu ve Bakırköylü Cem Karaca ile modalı Barış Manço Anadolu’ya yola koyuldu.

Kitabınızı nasıl bir tavırla hazırladınız? Olaya tarafsız bir araştırmacı gözüyle mi yaklaşmaya çalıştınız mesela…

Anadolu Pop/Rock’ı çok sevmeme karşın konuyu incelerken tarafsız kaldığımı söyleyebilirim; çünkü bu türün bir dolu olumlu yanıyla beraber son derece acemi, hatalarla dolu adımları da olduğunu düşünüyorum. Örneğin ilk yıllardaki heyecanın ardından deneylerin yavaşlaması, bir metodoloji oturtulamaması, konunun uzmanlarıyla fazla iletişim kurulmaması gibi faktörlerin Anadolu Pop/Rock’ın temelini zayıflattığını görüyorum. Beni en çok heyecanlandıran adım bir çoğu kolejli olan kentsoylu gençlerin 1961 Anayasası’nın getirdiği özgürlük havasıyla Anadolu’yu keşfe çıkması ve binlerce yıllık müziğimizi, gayet samimi şekilde kentlere, ardından Avrupa’ya taşımaya kalkışması.

Cumhur Canbazoğlu - Kentin Türküsü

Aynı dönemde yabancı şarkılara Türkçe söz yapma modası da vardı. İki tür arasında sıkı bir rekabet varmış. Üstelik devlet de taraf tutuyormuş anlaşılan. Sizin Fecri Ebcioğlu ve Sezen Cumhur Önal’ın başı çektiği bu akıma bakışınız nasıl?

Aranjman ürünlerin yerli popun palazlanması için bir dönem gerekli olduğunu düşünüyorum. 50’lerde İtalyanca, Fransızca, Portekizce parçaları harfiyen taklit etme endişesiyle başlayan bu moda daha sonra parçalara Türkçe söz yazılmasıyla farklı bir kulvara girdi. Ancak, taklitten öteye gidemeyen bu modanın yerli popa fazla bir şey katamadığını gören Hürriyet gazetesinin yazı işleri kadrosu Necati Zincirkıran önderliğinde tarihi bir karar vererek Altın Mikrofon Şarkı Yarışması’nı başlattı. Batı müziğinin zengin teknik ve şekillerinden faydalanılarak, Batı müziği çalgıları kullanılarak Türk musikisine yön verilecek, aranjmana teslim olmaya başlayan piyasada alternatif işlere yer açılacaktı. Operasyon başarılı oldu ve Altın Mikrofon’la kitleleri yakalayan Anadolu Pop hızla büyüdü. Aranjman ise bir süre listelerde bayrak gösterdikten sonra özellikle 1969-74 arası ikinci planda kaldı.

Fikret Kızılok

Devletin ve kurumlarının Anadolu Pop-Rock’a bakışı nasıldı?

Devletin ilk etapta Anadolu Popçular’a bir müdahalesi olmadı. Ancak bu tür eni konu hem piyasaya, hem de kültürel ortama hakim olunca TRT denetimi harekete geçip halk müziğimizin Batılı sazlar ve normlar aracılığıyla modernize edilme çabalarına mikrofonlarını, ekranını kapadı. Denetleme Kurulu bu tür arayışların fanteziden öteye gidemediğini, halk müziğinin hoyratça kullanıldığını iddia ederek ağır bir denetim uygulamaya başladı. Hal böyle olunca, dönemin tek görsel-işitsel kaynağından veto yiyen Anadolu Pop/Rockçılar yapıtlarını kitlelere ulaştıramamaya başladı ve sonucunda 45’lik, uzunçalar çıkartamama sorunu yaşadı. Bir dönem operasyonun tamamen ekonomik endişelerle yapıldığı da iddia edilmişti. Şöyle ki; örneğin bir türküyü sahnede sekiz, on bağlama ve ritm saz sıralanarak çalarken aynı türküyü beş kişilik bir Anadolu pop grubu yeri göğü inleterek, gümbür gümbür beş kişiyle yorumluyor, bu da geniş kitlelerin çok hoşuna gidiyordu. Bir çeşit ekmek yitirme endişesi vardı işin içinde. Aynı baskıyı dönemin aranjmancılarından ve orkestralarından da gördü Anadolu popçular; piyasalarını elinden aldıkları bazı yıldızlar sonunda pes edip aynı yolda birkaç ürün vererek yeniden listelerin en üst sıralarına yükselmişti.

Derdiyoklar

Çok adı bilinmeyen Bunalım, Derdiyoklar gibi 70’li yılların bazı Anadolu Rock gruplarının yaptığı progressive müzik yurtdışında bizdekinden daha çok rağbet görüyor. Bu grupların nadir bulunan plakları çok yüksek fiyatlarından alıcı buluyor bildiğim kadarıyla. kitabınızda yer vermemişsiniz bu isimlere… Rock’a kaydıkları için mi, Almanya’da müzik yaptıkları için mi?

Bunalım’ın çizgi olarak Anadolu Rock’la fazla bir bağlantısı yok; Derdiyoklar da birçok tür gibi Anadolu Pop/Rock’a uğrayıp buradan beslenen, bu tür adına bir şeyler üretmeye meyletmemiş bir şov grubu görünümünde.

Bildiğim kadarıyla epey sürdü bu kitabın çıkması. Ivır zıvır bir sürü kitabı yayınlayan yayınevlerinin değerli bir arşiv niteliği taşıyan bir müzik kitabının yayınlanması konusunda bu kadar isteksiz davranması size göre yayıncılık ve toplumun kültürel pozisyonuyla ilgili nasıl bir resim koyuyor ortaya?

Kitabın o tip talihsizliklere uğramaktan çok, son küresel krizden etkilenip geciktiğini söyleyebilirim. Bunun dışında, zaten sanat ve kültürle ilgili kitapların durumu ortada. Bizler alınması gereken kitabı, albümü, dergiyi, gazeteyi almadığımızdan, sıra dışı işlere kalkışanı desteklemediğimizden bu tür yapıtların kötü talihlerini yenmeleri hayli zor. Hal böyle olunca, yapımcı da bir işe para yatırırken çekiniyor tabii. Sadece popülerseniz fazla canınız sıkılmadan ürünlerinizi geniş kitlelere iletebiliyorsunuz. Özetle kısır bir döngü bu; nicelin sürekli niteliğe galip geldiği acıklı bir durum aslında.

Cumhur CanbazoğluCumhur Canbazoğlu’na göre En İyi 20 Anadolu Pop / Rock Şarkısı

1. Oy Bana Bana (Cem Karaca-Apaşlar)
2. Ne Ola Yar Ola (Barış Manço- Kurtalan Ekspres)
3. 2023 (Barış Manço-Kurtalan Ekspres)
4. Haberin Var mı ? (Fikret Kızılok)
5. Leyli (Cem Karaca-Apaşlar)
6. Kara Sevda (Cem Karaca)
7. Terk etmedi Sevdan Beni (Cem Karaca-Dervişan)
8. Sakın Gelme (Mazhar Fuat Özkan)
9. Düm Tek (Moğollar)
10. Iklığ (Moğollar)
11. Gönül Salıncağı (Erkin Koray)
12. Tamirci Çırağı (Cem Karaca-Dervişan)
13. Kapalıçarşı (Moğollar)
14. Olmasa (Hümeyra)
15. Kalender (Cem karaca-Kardaşlar)
16. Kozan Dağı (Ersen)
17. Diday Dom (3 Hürel)
18. Kiziroğlu Mustafa bey (Dönüşüm)
19. Kıbrısım (Sıla 4)
20. Çocuklar (Edip Akbayram)