Bodrum Günlüğü ‘The End’: Çağan Irmak’la nasıl röportaj yapamadım!

2. Bodrum Türk Filmleri Haftası’nı düzenleyen ekibin çok güzel bir amacı var. Bu amaç, yıl içinde az kopyayla dolaşıma çıkan ve dolayısıyla yeterince seyirciye ulaşamayan filmleri en azından Bodrumlu sinemaseverlerle buluşturmak. Sektörel bazda film yapımcıları, dağıtımcıları ve salon işletmecileri arasında bir köprü görevi de üstlenen festival, olağanca hızı ve güzelliğiyle devam ediyor…

Ercan Dalkılıç

Cumartesi günü oldukça dolu bir programın peşine takılıp çok güzel bir gün geçirdik yine. Aslında, gösterimi yapılan Dedemin İnsanlarının yönetmeni Çağan Irmak ile bir söyleşi yapmayı denemedik değil. Ne var ki Irmak, bizi kırmak istemediğini, Tersninja’yı çok sevdiğini, fakat tüm ısrarlarıma rağmen konuşmak istemediğini belirtti. Canı sağ olsun. Aynı günün akşamı Irmak, filmin oyuncularından Yiğit Özşener ve Gökçe Bahadır, Bodrum Kalesi’nde yapılan söyleşide sinemasevelerin sorunlarını yanıtladı.

Pazar günüyse çok güzel bir Reis Çelik söyleşisi yaptık, okuduğunuz üzere. Festival dahilinde gösterilen filmlerin hemen hepsini daha önce izlediğimiz için hafta sonu programdaki filmler yerine, Cinemarine sinemalarındaki vizyon filmlerine takıldık Landlord ile birlikte. Tüm yaptıklarının yanında, bu ayrıcalığı da bize tanıdıkları için başta Orhan Altun olmak üzere herkese teşekkürü borç biliyoruz.

Daha önce göremediğim, Raşit Çelikezer’in yönettiği, Sundance Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü kazanan Can’ı 2. Bodrum Türk Filmleri Haftası’nda görme şansı yakaladım. Can, çocuk sahibi olamayan bir çiftin evlatlık edinmesini, sonrasında da ‘Can’ adlı bu çocuğun evlilikte sebep olduğu yarılmayı anlatıyor esas olarak. Can, genel olarak eli yüzü düzgün bir drama. Kronolojik olmayan bir anlatımı var filmin; gelgelelim Çelikezer bu anlatımı çok iyi kurgulayamamış gibi geldi bana. Yönetmenin dizi film çekme alışkanlığından kaynaklanan estetik anlayışı da yer yer filmin genel biçimini zedeliyordu. Oysa filmin ilk bir saati biçim olarak çok sağlamdı. Bunların haricinde, Cem(al)’in Ayşe’den sonraki eşini canlandıran kadın oyuncu nasıl feci oynuyordu öyle! Açıkçası ismini bilmiyorum bu kadının oyuncunun. Bilmek de istemiyorum aslına bakarsanız.

Festivalde önümüzde daha üç gün var. Bu üç gün içinde sekiz (Can, Yeraltı, Berlin Kaplanı, Sümela’nın Şifresi / Temel, Entelköy Efeköy’e Karşı, Çakallarla Dans, Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi, Gelecek Uzun Sürer) yerli yapımın gösterimlerine devam edilecek. Ayrıca Adem Kılıç (2 Ekim), Murat Şeker (3 Ekim) ve Yüksel Aksu (4 Ekim) söyleşileri de filmin galalarının yapıldığı günler, gösterimin hemen akabinde Bodrum Kalesi’nde katılımcılarını bekliyor olacak. Maalesef ben festivali sonuna kadar takip edemeyeceğim için Murat Şeker ve Yüksel Aksu söyleşilerine katılamayacağım sanırım. Eğer becerebilir de yakalayabilirsem, üstüne bir de ikna edebilirsem Yüksel Aksu ile bir söyleşi yapmak istiyorum. Başarabilecek miyim, hep beraber göreceğiz…