
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
İşbu yazı, Wanted adlı filmi izledikten hemen sonra yıllık izninin makul bir bölümünü kullanmak üzere güneye doğru inen yazar tarafından tatil dönüşü yazılmıştır.
Yazarın, iş ve özel hayatını, gördüğü filmin hikayesiyle umursamadan karıştırmasını, -malum- fütursuzluğuna değil, kendisine sayfiye yerinde musallat olan ruh gevşekliğine ve dönüşte karşılaştığı İstanbul sıcaklarının rehavetine verin lütfen..
Gösterimin üzerinden -hem de kafa rölantide- geçen on gün, film üzerine edindiğim bilgi ve izlenimleri hafiften silmiş de olabilir. Her ne kadar, yazımda Wanted’ la ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalıştıysam da eğer filmi daha görmediyseniz şu tuhaf yazı size daha da tuhaf gelebilir.
Uyarayım dedim. Saygılar..)
Perdede, erbabı tarafından falso verilmek suretiyle hedefini arayıp bulan ya da – sanırım duble yol eksikliğinden – habire birbirleriyle çarpışıp telef olan mermileri izlemekten akut baş dönmesi emareleri göstererek, sinemadan henüz dışarıya adımımı atmıştım ki ‘evdeki’ nin (Bunlara karı, hatta kaşık düşmanı da denir..) sesi kulağımda çınladı: “Geç kalma bey, senin yüzünden otobüsü kaçırmayalım.”
Yalnız bu sesi hayal ederken, filmdeki, bir şirketin muhasebe departmanında çalışan eleman rolündeki oğlanın başında her fırsatta biten ve o bölge etlerini yiyerek vik vik eden, ‘kadın irisi’ şefin ‘tahammül ötesi’ sesini anımsamanızı reca edeceğim..
İstanbul’ dan Gelip Bodrum’ a Gitmekte Olan
Patron’ un (Landlord), daha az güneyde bir yerde tatil yaptığını öğrendiğimden, ondan daha çok güneye, Bodrum Yahşi’ ye giden otobüsün koltuğuna daha bir keyifle kurulduğumu, daha dün gibi hatırladım şimdi..
Otobüsümüz Kadıköy Evlendirme Dairesi’ ni geride bırakarak yola revan olduğunda, filmin hâlâ azalmayan etkisi altındaydım.
Angelina Jolie’ nin delicesine kullandığı arabanın camından o muhteşem vücuduyla dışarıya sarkarak ve sırtüstü kaportaya uzanıp çevresine ateş etmesine benzer olmasa da, yolculuk boyunca -yine de- heyecan verici farklı bir şeyler görmeyi umuyordum.
Bu umutla sağa sola bakınca, kabak kafalı şoförümüzün işaret parmağının, yoğun bıyıklı bölgeyi aralamak suretiyle burun deliğine -ağır çekimde- giriş yapmasını, herifin önündeki aynaya yansıyan görüntüyle tanık olmuştum..
O andan itibaren Wanted’ ı da, Angelina’ yı da unutarak, kaptan şoförün tepesindeki monitörde beliren Recep İvedik’ i, ‘sinema çekimi sidi’ kalitesinde izlemeye koyuldum.
Böylece kendime ‘sinema’ yoluyla işkence yaparken, bi ara, ’3 ü 1 Arada’ markalı ‘kahveli toz’ dağıtan tur görevlisinin –normal olarak- sıcak su vermek üzere bir daha asla yanımıza yanaşmaması ve elimizde, içinde kirli beyaz renkte toz ihtiva eden bir plastik bardakla öylece kalakalmamız, keyfimi iyice kaçırmıştı.
Vurdumduymazlığına, giderek, -için için- hırslandığım bu muavin müsveddesini bir yumrukla otobüsün ön camından dışarıya bir ‘disko topu’ halinde yollamayı o kadar derinden arzuluyordum ki..
Brad’ in Angelina’ sı Varsa Numan’ ın da Beata’ sı Var
Sağ salim motelimize vardığımızda, havuz kenarında -çakma da olsa- birkaç Angelina Jolie görmeyi hayal etmem, Wanted’ ın bendeki –henüz sıfırlanmayan- etki gücünü göstermekteydi sanki.
Motelin, -pazarlama stratejisi icabı- mebzul miktarda Polonyalı ihtiva etmesi, bu hayalimin gerçekleşmesini, Türklerin çoğunluğu oluşturmasına nazaran daha mümkün kılıyordu..
Evet.. Çok geçmeden, altı tanga, üstü fora vaziyette, -tek kelimeyle şahane- iki adet Leh kızını radarlarım keşfetmiş bulunuyordu.
Angelina bacının, filmdeki göz alıcı, devasa ama geçici dövmelerine karşılık, iki kızdan, kendisine gıyabında Beata adını verdiğimin (Neden Beata?. söyleyemem..), mükemmel vücudunun en iç gıcıklayıcı yöresinden dışarıya uzanan küçük ama hakiki dövmesi, çok daha etkileyiciydi!.
Bu etkilenişimin en önemli sebebini, biraz da, hem ‘Beata’ ve arkadaşının hemen önümden -defalarca- sallayarak ve de salınarak geçmeleri; hem de orta ebatlı havuzun aynı suyunda hep birlikte yıkanıyor olmamız gerçeği oluşturuyordu sanırım.
Kızlara olan bu belirgin ama kesinlikle medenice (Yanlış anlaşılmasın lütfen..) ilgimden huylanan ‘evdeki’ nin özüme yönelik laf dokundurmalarına karşılık sessizliğimi koruduysam da suya atlamak suretiyle arkaya sıçrattığım damlalardan havada: “Ya bi sus be kadın” yazısını oluşturmaktan da geri kalmadığımı belirtmeliyim..
Ergen Okan Ruhuna Fatiha
Cıvıl cıvıl ortamdan gözümü alıp da -orada ulaşabildiğim kadarıyla- medyaya yöneldiğimde, Wanted filmi hakkında fikir döktüren sayın eleştirmenlerin hemen hepsinin, filmdeki, kaçırdığı ilmeklerle kumaşa öldürülmesi gereken kurbanların adını yazan, -kader ya da Tanrı simgesi- dokuma tezgahlarına kafayı taktıklarını gördüm.
Kendi meşreplerince dokuyup oluşturdukları kumaşlara mikroskopla bakan sinema yazarlarımız (Bu nasıl bir maharetse artık..) orada: “Bu saçma sapan filme ne gidersin salak!.” yazısını okuduklarını dahi yazmışlar.. Hatta bu yolla, yavuklularıyla mesajlaşanları bile bir bir tespit ettim.. Valla..
Bu arada ben eksik mi kalacaktım?.
Hemen oradan aldığım ampul sarısı bir plaj havlusunun ilmeklerine -mikroskop bulamadığımdan- motel restoranından edindiğim ‘içi su dolu sürahi’ yöntemiyle baktığımda, müstakbel maktul olduğunu tahmin ettiğim ‘Ergen Okan’ ismini –dehşetle- okudum..
Tatilde olduğumdan, bana tevdi edilen bu meşum misyonu ifa etmeye hiç niyetim yoktu..
İşi oluruna yani recebine -ay pardon- eceline bırakmayı tercih ettim..
Tanrı veyahut Dokuma Tezgahı affetsin beni..
Editoryal Duyuru: Yazarımızın cümlenin sonuna iki nokta koyma alışkanlığıyla uzun bir zamandır sürdürdüğümüz mücadelimizden geri adım atıyoruz. Bilinçli yapıldığı için artık hata kapsamına girmediğini düşündüğümüz bu imla dışı hareketi Site İmla Kurulu’muz artık görmezden gelecektir. Dikatinize…
"Kafa Bodrum, film Wanted!" için 4 Yanıt
sevgili sitemiz tersninja’ nın pek sayın ‘site imla kurulu’ ve baş editörü,
aldığınız bu sizin için değersiz ama şahsım için çok mühim kararı gözyaşları içinde okudum..
büyük bir saygıyla ve şenliklerle karşıladığım bu kararı,lütfen, inatla sürdürdüğünüz o şanlı mücadeleden bir geri adım olarak değerlendirmeyiniz..
bilakis, -sizi bilemem ama ben- vardığınız bu tarihi kararı, her yönüyle ileri ve de devrimci bir adım olarak selamlıyorum..
saygılarımla…
Okudugum Numan Sertelli yazilari herzaman keyif vermistir bana… Eglenceli bir uslubu vardir… Yazilarini okumaya bayilrim…
Bu yaziyi okuduktan sonra ,nedense bu yaziyi bir kadin yazsaydi nasil olurdu diye dusundum… Soyle :
Kadin yakisikli bir aktorun mesela Brad Pitt'in Fight Club
filmini henuz seyretmis ve sinemadan cikmis ki 'evdeki'
(bunlara herif yada eloglu da denir) ariyor
- Gec kalma hanim,senin yuzunden otobusu kacirmayalim, diyor.
Otobuste kocasiyla birlikte tatile yol alirken, kadin halen filmdeki Brad Pitt in etkisinde ve gittikleri yerde 'cakma' a da olsa Brad Pitt benzerlerini gormeyi hayal ediyor…
Gittikleri otelde sahilde kocasiyla guneslenirken onlerinden iki tane holywood yakisiklisi genc cocuk geciyor.. Ustelik de iki yakisiklidan biri, kadinin Beat adını verdiği (Neden Beat?. söyleyemiyor..), mükemmel vücudunun en iç gıcıklayıcı yöresinden dışarıya uzanan küçük ama hakiki dövmesi, çok daha etkileyici !
Bu etkilenişimin en önemli sebebini, biraz da, hem ‘Beat’ ve arkadaşının kadinin hemen önünden -defalarca- sallayarak ve de salınarak geçmeleri; hem de orta ebatlı havuzun aynı suyunda hep birlikte yıkanıyor olmalari gerçeğinin oluşturdugunu saniyor… (hihhi!!!)
Kadinin yakisiklilara olan bu belirgin ama kesinlikle medenice (Yanlış anlaşılmasın lütfen..) ilgisinden huylanan ‘evdeki’ nin kadinin özüne yönelik laf dokundurmalarına karşılık sessizliğini korumasi ,suya atlamak suretiyle arkaya sıçrattığı damlalardan havada: “Ya bi sus be adam” yazısını oluşturmaktan da geri kalmadığıni da gozumuzun onunde canlandirmaliyiz…
Nasil yazinin kadin versiyonu olmus mu:)
sondaki soruya bir kadının yanıt vermesi -pratikte- daha doğru olur neva.. ama izninle kendimi kısa bir süreliğine onaylama mercii gibi görerek diyorum ki: bu versiyon da pek güzel uymuş.. fekat -teorik olarak (:
" bu versiyon da pek güzel uymus.. fekat – teorik olarak:) " öyle mi?
hay bin kunduz! ama haksızlık buuuuu……
Yorum Yazın