Bu Hafta Vizyona Giren Filmler (07 Aralık 2012)

Bu hafta beş film vizyona giriyor. Bunların içinde kuşkusuz en dikkat çekeni Uçuş; Zemeckis, Yeni Hayat’tan bu yana haşır neşir olduğu animasyona ara vermiş bu filmle anlaşılan. “Hastasıyız Dede” repliği ile adeta bir fenomene dönüşen Çakallarla Dans’ın ikinci bölümü Çakallarla Dans: Hastasıyız Dede ve Kurtlar Vadisi ekibinin yeni filmi Açlığa Doymak, yerli film takipçileri için biçilmiş kaftan gibi görünüyor. Çalıntı Hayat, çiftler/gençler için uygun bir seçenek olabilecek iken; Benim Annem Bir Dinozor’sa tam çocuklu ailelere göre bir animasyon. Herkese iyi seyirler…

Uçuş (Flight)

Yönetmen: Robert Zemeckis

Senaryo: John Gatins

Oyuncular: Nadine Velazquez, Denzel Washington, Carter Cabassa

Yapım: 2012 / ABD / 138 dk.

 

 

Yeni Hayat‘tan (Cast Away) beri kendini canlandırma sinemasına adayan Robert Zemeckis, 12 sene sonra yeniden gerçek hayata dönüyor. Uçuş‘ta (Flight) sanki Yeni Hayat‘ta Tom Hanks’in içinde bulunduğu uçağı kullanan pilot, o uçağı kurtarsa idi hayatı nasıl gelişirdi sorusuna cevap arıyor; tabii ki seyircinin uçağa binme korkusunu fazlasıyla körükleyerek…

Evet, karşımızda Yeni Hayat‘taki gibi yine bir kurtuluş öyküsü var. Uçuş‘un hayat kurtaran pilotu, o bildiğimiz kahramanlardan değil; demir yığınını ters uçuracak kadar cesur ama kendiyle yüzleşemeyecek kadar aciz… Çelik Yumruklar (Real Steel) ile büyük başarı kazanmış John Gatins’in senaryosunun neredeyse son 10 dakikaya kadar tıkır tıkır işlediğini söylemek mümkün. Filmde; din, Tanrı ve inançla dalgasını geçen, uyuşturucuyla ayılma potansiyeline sahip, alkolik pilot Whip Whitaker’ın (Denzel Washington) alkolü bırakıp bırakmayacağı sorunun cevabı ilmek ilmek dokunuyor adeta. Filmin ahlakçı söylemi ya da Robert Zemeckis’in inançlı olmayı desteklemesi değil sorun; farklı bir söylem vaadiyle ilerleyen hikayenin bir anda sıradanlaşması. Filmin Oscar şansı düşünüldüğünde bu ani ve basit dönüşün nedeni de ortaya çıkıyor doğal olarak.

Kahraman olmanın hayat kurtarmaktan ziyade kendisiyle yüzleşme cesareti olduğunun altını çizen “Flight”, Denzel Washington’a antikahraman performansıyla 3. Oscar’ını kazandırabilir. Operasyon: Argo’da (Argo) harikalar yaratan John Goodman her zamanki gibi formunda. Uçuş‘un söylemiyle hemfikir olmayın ya da finalini sıradan bulun, fark etmez… Bu, Zemeckis’in iyi bir hikaye anlatıcısı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Müjde Işıl

 ***

Açlığa Doymak

Yönetmen: Zübeyr Şaşmaz

Senaryo: Zübeyr Şaşmaz, Mustafa Çevik

Oyuncular: Mete Horozoğlu, Hazar Ergüçlü, Didem Balçın

Yapım: 2012 / 130 dk. / Türkiye

 

Türk sinemasında bazen öyle filmlerle karşılaşıyoruz ki hem bizi şaşkınlığa uğratıyor hem de üreticilerinin kabiliyetleri ve yaratıcılıklarıyla sinemamız adına ümitlerimizi tazeliyor. Bir insan neden kendini aç bırakır? Bunun iki çarpıcı türü var. Birisi son dönemde ülkemizde de büyük sıkıntıya neden olan ölüm oruçları diğeri ise halvet.

Halvet insanın kendini 40 gün aç bırakarak ruhunu temizlemesi, arınması anlamına geliyor. İkisinde de açlık var. Aralarındaki en büyük fark ise bir tanesinin kendi vücudunu ve ruhunu temizlemek için yapılıyor olması diğerinin ise vücudunu ve hayatını başka amaçlar uğruna silah olarak kullanması. Bu aslında biraz meyve bıçağı hikayesine benziyor. Meyve bıçağı ile meyve de soyarsınız adam da öldürürsünüz. Mesela Gandhi açlık grevleri yapmıştır. Hindistan’nın özgürlük mücadelesinde şiddetin durması için bu açlık grevini yapmıştır. Ama her ölüm orucunun nedeni bu kadar masum değil. İnsanların canları üzerinden politika yapmak başka bir durum. Açlığa Doymak filmini seyrettiğinizde yönetmen bunları çıplak bir şekilde sizin önünüze koymuyor. Daha evrensel bir bakış açısıyla, siz bunları kendi birikiminizle görebiliyorsunuz.

Filmin konusunu kısaca özetlersek; Eyüp (Mete Horozoğlu) 35 yaşında bir gazetecidir. Mesleğini başarıyla yapar ama dönem onun gibi gazetecilerin mesleğini özgürce ifşa edecekleri bir dönem değildir. İşinden atılır. Tam o sırada eşi ve kızı bir bombanın patlaması sonucu ölür. Bu bombayı koyan ise ağbisinin ölümünün intikamını almak için bir örgüte giren Sena’dır (Hazal Ergüçlü). Sena’nın ağbisi üniversitede militandır. Polis tarafından aranır ve sonunda yakalanır. Ağbisini bir daha canlı gören olmaz. Yaşadığı bunalım Sena’yı ağbisinin üye olduğu örgüte yakınlaştırır. Bu yakınlaşma sonunda Sena’nın bir bombalama olayına karışmasıyla sonuçlanır. Sena da hapse atılır. O sırada hapishanede ölüm oruçları başlar. Sena açlığa doyacaktır. Filmin son karakteri ise bir televizyon kanalında makyöz olan Burcu’dur. Makyajını yaptığı oyuncular gibi güzelleşmek ister. Hayatında yolunda gitmeyen bütün herşeyi zayıflayarak, kindince güzelleşerek çözeceğine inanır. Sonunda yağ aldırma ameliyatına girer. Bütün bu karakterlerin hikayeleri birbiriyle çakışır.

Mete Horozoğlu şu an Türk sinemasının en iyi erkek oyuncularından biri, filmdeki performansıyla da bunu kanıtlıyor. Hazar Ergüçlü ise Derviş Zaim’in filmi Gölgeler ve Suretler ile atıldığı oyunculuk mesleğinde dev adımlar atan genç bir isim, gün geçtikçe iyileşiyor. Filmdeki bazı sahneleri seyretmek gerçekten zor. Üstelik yönetmen öyle yerleştirmiş ki sahneleri izleyici hazırlıksız yakalanıyor. Ama tartışılacak ve seyredilecek bir film.

Serdar Akbıyık

***

Çakallarla Dans : Hastasıyız Dede

Yönetmen: Murat Şeker

Senaryo: Murat Şeker

Oyuncular: Şevket Çoruh, İlker Ayrık, Timur Acar

Yapım: 2012 / Türkiye

 

 

Gösterime girdikten kısa süre sonra fenomen haline gelen Çakallarla Dans filminin ikincisi gösterime girdi. İlkinde kendisini mahalle kabadayısı zanneden 4 kafadarın “çakallıkları” yüzünden düştükleri hapishaneden çıkmalarıyla açılan yeni film, gene ‘kahramanların’ şapşallıklarını mercek altına alıyor.

Yer yer gülme krizi tehlikesinin de baş gösterdiği filmin senaryosu yazılırken, yerli seyircinin milimetrik kodları çıkarılmış diyebiliriz. AVM karşıtlığından Nazım Hikmet şiirlerine, iş kurma hayallerinden popüler sanatçılara yalakalığa kadar ‘yurdum insanı’prototipini anlatacak her türlü gösterge ‘itina ile’ kullanılmış.

Hapishaneden bir deneyde kobay olmayı kabul etmeleri koşuluyla salıverilen “çakallar” kendilerine dürüst bir hayat yolu çizmek isterler. Deney de gösterir ki, çakallarla dansta böyle bir ihtimal yoktur. Aslında onlara hapishane dışında bir hayat ihtimali de yoktur.

Yerli gülmece sinemasının en önemli açmazlarından olan, melodramla seyirciyi yakalamak kolaycılığına kaçmayan Murat Şeker, yeni dönemde gülmece sinemasının şifrelerini belirleyecek girişimlerde bulunmuş. Barındırdığı duygusal ajitasyon noktalarından ustalıkla gülmece göstergeleri çıkarmayı başaran yönetmeni kutlamak gerek.

Ali Rıza Özkan

***

Çalıntı Hayat (The Words)

Yönetmen: Brian Klugman, Lee Sternthal

Senaryo: Brian Klugman, Lee Sternthal

Oyuncular: Bradley Cooper, Dennis Quaid, Olivia Wilde

Yapım: 2012 / ABD / 97 dk.

 

 

 ***

Benim Annem Bir Dinozor (Dino Mom)

Yönetmen: John Kafka, Yoon-suk Choi

Senaryo: John Kafka, Yoon-suk Choi

Oyuncular: Jane Lynch, Rob Schneider, Tara Strong

Yapım: 2012 / ABD