adini-sen-koyabimm 2

Bu hafta ikisi yerli ikisi yabancı olmak üzere 4 film çıkıyor sinema severlerin huzuruna. Tuna Kiremitçi’nin yönettiği Adını Sen Koy; Kurtlar Vadisi Pusu‘nun Muro’su Mustafa Üstündağ ve Avrupa Yakası‘nın Cem’i Levent Üzümcü‘nün başrollerini paylaştığı Abimm haftanın Türk filmleri. Sinema ustası Theo Angelopoulos’un  imzasını taşıyan Zamanın Tozu’yla birlikte,  Sophie Marceau ve Monica Bellucci‘li Dönüşüm de haftanın yabancıları. Ali Ulvi Uyanık, Murat Erşahin ve Serdar Akbıyık‘ın gözlemleri ve cümleleriyle…

Adını Sen Koy

adini-sen-koy2

Yön: Tuna Kiremitçi
Oyn: Melis Birkan, Ali İl, Cemal Toktaş, Ahmet Mümtaz Taylan

“Adını Sen Koy”, dört ana karakteri, bir aşk üçgeni ve geçmişte yaşanmış trajik olayı barındıran bir film senaryosunun nasıl ‘ham’ ve yoksul bırakılıp, perdeye de -neredeyse- her sahnesinin nasıl bir ‘olmamışlık’ duygusuyla yansıyabileceğinin örneği. Sadece bir ayrıntı vereyim: Can birkaç gün sonra evleneceği nişanlısı Aybige’ye, nikâhlarında şahitlik yapacağı için yurtdışından gelecek en yakın arkadaşının mesleğini söylediğinde kızın ilgisini çeker ve paleontologların ne yaptığını sorar… Sonra Ilgaz gelir; o da Aybige’ye sevdalanmıştır (bir fotoğraftan)… Aybige’nin de gönlü ona akarken, bakınız, işini bilen bir senarist, filmin başına konulmuş o merak sorusunu açar ve Ilgaz’ın, mesleğinin ilgi çekici noktalarını Aybige’ye anlatmasını sağlar, böylece kızın hayranlığı güçlenir (tabii dümdüz bahsetmez, büyülü biçimde anlatır). Çünkü Ilgaz’ın tüm bilinçli soğukluğuna rağmen ikisi sohbet etme olanağı yakalamıştır. Ama işte ‘bizim senaryo’da, o ayrıntı filmin başında havada asılı kalır ve bir daha dönülmez. Örnekler yığınla… Ha, bu arada oyunculardan Ali İl ve Cemal Toktaş ‘düşük tonda’, gerektiği gibi birer performans sergilerken, Melis Birkan doğal oynamaya çalışırken bunu vurguladığı için (“bakın ben nasıl oynuyorum”!) izleyeni rahatsız ediyor. Ahmet Mümtaz Taylan ise “kuyuya taş atan…” rolünde sahneleri ele geçiriyor ama etkili olamıyor. Tümü yönetim zaafı doğaldır ki… Bu niyeti güzel projeye yazık olmuş! Fakat bir yanıyla da ‘sıcak’ bir çalışma olduğundan dört üzerinden iki yıldızı hak ediyor. (Ali Ulvi Uyanık – Sadibey.com)

Zamanın Tozu / The Dust of Time

zamanin-tozu

Yön: Theo Angelopoulos
Oyn: Willem Dafoe, Bruno Ganz, Michel Piccoli, Irene Jacob

Usta yönetmen Theo Angelopoulos’un “Ağlayan Çayır”la başlayan üçlemesinin ikinci filmi, zamana meydan okuyan bir aşk ve dostluk ilişkisi aracılığıyla geride bıraktığımız yüz yıla şiirsel bir bakış atıyor. “Ağlayan Çayır”, 1919’da başlayıp, İkinci Dünya Savaşı yıllarına dek süren dönemde geçiyordu. “Zamanın Tozu”, Angelopoulos’un çok sevdiği zaman kavramını, insanların hayatlarında belirleyici olan bu kesin süreci, yine tarihsel olaylarla öykülüyor. Sibirya’dan Kazakistan’a, İtalya’dan Almanya ve ABD’ye uzanan öykü, Stalin’in ölümünden Watergate Skandalı’na, Vietnam Savaşı’ndan, Berlin duvarının yıkılışına, 20. yüzyıla damgasını vurmuş önemli anlara tanıklık yapıyor. Usta yönetmen filmini, ‘insan kaderine ağıt’ olarak tanımlamış. Geçmişi, bugünün yerine koyan film, dünyayı değiştirmeye, onu izlemeye ve akıp giden hayat içinde kavgaya, aşka ve insanca yaşamaya dair ütopyalar, düşler, planlar kuran insanın geldiği noktayı gözler önüne seren özel bir yapım. Usta sinemacının bildik dokunuşları, görüntüleri eşliğinde, insanın gelip tıkandığı, düşlerini yitirdiği, belki de yenildiği yeri görüyoruz filmde. 90’ların başında başlayan ve birçok insanın belki de en önemli değerlerini, umutlarını yitirdiği dönemin; yaşadığımız günlerin bambaşka bir röntgeni “Zamanın Tozu”. Çılgın kapitalizmin dayattığı ‘yabancılaşma’ içinde yok olan, sevgisini ve bütün değerlerini yitiren ‘insanın’ son çığlığı. Filmin en önemli artılarından biri de oyuncu kadrosu. Dev oyuncular Michel Piccoli, Bruno Ganz ve Iréne Jacob’a, usta aktör Willem Dafoe eşlik etmiş. Zarif ve leziz Angelopoulos sinemasının son örneği, özellikle sanatseverler için bir ev ödevi. (Murat Erşahin – Sinemamuzik.com)

Abimm

abimm

Yön: Şafak Bal
Oyn: Mustafa Üstündağ, Levent Üzümcü Selen Seyven, Haldun Boysan

Abimm filmi yine türler arası  kalmış, tam olarak kendini nerede konumlandıracağını bilemeyen filmlerin son örneği. Çok hafif bir komedi tadı varken zeka engelli bir kardeşin dramıyla soslandırılmış, araya mafya aksiyonu katılmış, Muro’nun sempatikliğiyle tamamlanmış bir yapıya sahip. Bu filme dair öncelikle söylenmesi gereken şey oyuncu tuzağı bir hikayeye sahip olduğu. Her oyuncu zeka engelli birini oynama hayali kurar. Çünkü çok dramatik ve etkileyici performansların sergilenebileceği bir roldür. Ama bir de dezavantajı vardır bu tür rollerin. Eğer dikkat etmezseniz kolaylıkla karikatürize olabilirsiniz. Hatta oyuncu olarak gülünç duruma da düşebilirsiniz. Levent Üzümcü filmde zeka özürlü kardeşi canlandırıyor. Komik duruma düştüğünü söyleyemeyiz. Ama başarılı olduğunu söylemek de elde değil. Rolün abartısı filmin afişlerine bile yansımış durumda. Üzümcü’nün en büyük handikabı tipinin bu role gitmeyecek olması. O bu rol için fazlasıyla modern kalmış. Mustafa Üstündağ gibi bir oyuncunun Levent Üzümcü gibi bir kardeşi olmasını kim nasıl karakterler yaratırsa yaratsın hayal edemiyoruz. Böylece Üzümcü filmde eklenti kalmış. Onun yorumu ne kadar üzerinde emek sarf edilse de gerçekçi olamıyor. Mustafa Üstündağ ise Muro karakterine devam ediyor ve onu perdede yadsımıyoruz. Senaryo içinde gereksiz duygusal şoklar yaşamadığı sürece onu seyretmek insana zevk veriyor. Filmin asıl sürprizi ise Selen Seyven. Zeka engelli ikinci karakteri Seyven canlandırıyor. Hem vücut dili hem de oyuncu performansını çok doğru buluyorum. Zor bir rolü karikatürize olmadan oynamış. Filmin diğer dikkat çekici ismi ise İlkay Akdağlı. Senaryoyu da yazan Akdağlı Tecavüzcü Coşkun’un günümüzdeki iz düşümü bir performans göstermiş. Oyunculuğundan daha fazla yazdığı hikayenin ilginç olduğunu düşünüyorum. Diyaloglarının zeki ve günümüze uygun vurgusu filmin bence en beğenilebilecek yanı. Tabii tam olması gerektiği gibi mi? Orası tartışılır. Ama bu senaryo televizyona değil de sinema diline uygun bir şekilde çekilseydi biz farklı yazılar yazıyor olabilirdik diye düşünüyorum. (Serdar Akbıyık – Star)

Dönüşüm / Don’t Look Back

Yön: Marina de Van
Oyn: Sophie Marceau, Monica Bellucci, Andrea Di Stefano, Thierry Neuvic

Evli ve iki çocuklu bir yazar olan Jeanne’ın bedeni değişmeye başlamıştır ama etrafındaki hiç kimse bunun farkında değildir. Ailesi onun korkularını, yeni kitabını yazmakla ilgili stresine bağlasa da, Jeanne daha derinlerde başka bir şeyler olduğunu bilmektedir. Annesinin evinde bulduğu bir fotoğraf onu İtalya’da bir arayışa sürükler.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir