Bu hafta vizyona giren filmler (25 Şubat 2011)

Vizyon planlamasını Oscar’a endeksleyen yapımcılarımız 2010’un en önemli filmlerinden ikisini seyirciyle buluşturmak için bugünü beklediler. Olsun, hiç yoktan iyidir. Özellikle Siyah Kuğu ve İz Peşinde‘yi tavsiye edeceğimiz bu haftada Kaçış Planı‘nı da göz önünde bulundurmanızda fayda var. Bir de yerli film var. Evet…

Kaçış Planı
The Next Three Days
 

Yönetmen: Paul Haggis

Senaryo: Paul Haggis, Fred Cavayé

Oyuncular: Russell Crowe, Elizabeth Banks, Liam Neeson, Ty Simpkins, Jason Beghe, Olivia Wilde, Michael Buie, Moran Atias, Remy Nozik

Yapım: 2010, ABD, 122 dk.

Mutlu bir evliliği sürdürürken karısı cinayetten suçlu bulunarak hapse atılan bir adamın hapishaneden kaçış planı hazırlaması için hukuk yollarının tümünü tüketmesi yeterli midir? Hayır, adamın karısına karşı sonsuz bir inanç ve sadakata sahip olması da gerekli. Böylesi bir hikayeyi anlatan filmin de bizi buna inandırması şart tabii. İşte, Kaçış Planı‘nı (gündelik hayat açısından değil, sinema tarihi açısından) sıradan bir kaçış filmi olmaktan çıkaran şey de bu: Bizi karakterlerine inandırıyor.

Ancak buradan Kaçış Planı‘nın insan ruhunun anatomisini çıkaran bir film olduğu çıkarılmasın. Aslında ustalık gerektiren küçük dokunuşlarla, konvansiyonel (alışıldık) ticari film kategorisi içinde kalarak başarıyor bunu. Senaristliği zaten tescilli bir yönetmen olan Paul Haggis, biraz duyarlılık ve zeka (ikisini toplayıp “duygusal zeka” da diyebilirsiniz, ama tasvip etmem) katarak John karakterini somutlaştırmayı başarıyor. Ancak Russell Crowe olmasaydı bunda ne kadar başarılı olurdu, orası meçhul.

Eğer Hollywood tarzı aksiyon dramaları seviyorsanız Kaçış Planı‘nı seyretmekten epey keyif alacaksınız.

Siyah Kuğu
Black Swan
 

Yönetmen: Darren Aronofsky

Senaryo: Mark Heyman, Andres Heinz

Oyuncular: Natalie Portman, Mila Kunis, Winona Ryder, Sebastian Stan, Vincent Cassel, Janet Montgomery, Barbara Hershey

Yapım: 2010, ABD, 108 dk.

Kuğu Gölü balesinde beyaz kuğu büyüyle lanetlenmiş prenses, siyah kuğu ise kötü büyücüdür. Büyü ancak prensin aşkıyla bozulabilir. Aronofsky‘nin şon şaheseri Siyah Kuğu, mükemmelliyete ulaşmak için kendini acımasızca hırpalayan Nina (Natalie Portman)’yı farklı bir Kuğu Gölü yorumunun başrol savaşına sokarken çokyönlü okumalara açık; kurgusuyla, atmosferiyle, oyunculuklarıyla üst düzeyde bir filme imza atıyor.

Nina’nın mükemmelliğe ulaşmak için tükettiği yol tekniğin zirvelerine tırmanma çabası. Oysa istediği performansı almak için balerinlerin cinselliğini tahrik etmekten çekinmeyen yönetmen Thomas Leroy (Vincent Cassel), Beyaz Kuğu ve Siyah Kuğu’nun tek bedende ifade edilmesini isteyerek Nina’nın bütün algısını alt üst ediyor. Porselen gibi pürüzsüz ama kırılgan olan Nina, annesinin tutkularını yansıtan bir aynayken, bastırılmış arzularını temsil eden Lilly (Mila Kunis) ile karşılaşınca ruhundaki ikiliği yüzeye çıkarmaya, bunu bedenindeki dönüşümlerle göstermeye başlıyor.

Aronofsky kara bir gerilim atmosferiyle aktardığı hikayede bale dünyasını, önceki filmi Şampiyon (The Wrestler, 2008)’da olduğu gibi, yabancılaştırma tekniğini kullanmadan, doğal seyri içerisinde, çarpıklıkları ve iktidar ilişkileriyle göstermeyi ihmal etmiyor.

Böylece sanatın üç boyutunu (ideal, insan ve dünya) birarada izleyicisinin kucağına bırakıyor. Böylesi bir lokmayı sindirmek zaman istiyor, ama her anına değer. Kaçırmamanızda fayda var!

Ya Sonra 

Yönetmen: Özcan Deniz

Senaryo: Özcan Deniz

Oyuncular: Özcan Deniz, Deniz Çakır, Barış Falay, Naz Elmas, Ragıp Savaş, Erdem Akakçe, Janset, Mehmet Aslan, Atakan Ilgazdağ, Didem Erol, Ayşen Gruda, Cezmi Baskın

Yapım: 2011, Türkiye

Adem, Didemle evliliğinin yedinci yılını bitiren bir çifttir. Adem birkaç ticaret girişimi sonra batmış ve boyunun ölçüsünü alarak veterinerliğe devam etmiştir.

Arkadaşlarıyla vakit geçirmek, maça gitmek, müzikle uğraşmak ve ara da sırada hep beraber dışarı çıkmak haricinde hayatın rutin akışına kendini kaptırmıştır. Ama bencilliği ve hep arkasından sürüklediği karısının uyarılarını dikkate almaması hiç de hayra alamet olmayacaktır…

İz Peşinde
True Grit
 

Yönetmen: Ethan Coen, Joel Coen

Senaryo: Joel Coen, Charles Portis

Oyuncular: Jeff Bridges, Hailee Steinfeld, Matt Damon, Josh Brolin, Barry Pepper, Domhnall Gleeson

Yapım: 2010, ABD

1969 tarihli ilk film beğenilen bir western olmanın ötesinde John Wayne‘in tek Oscar ödülünü alması, bu klasik Amerikan aktörüne dönemin yenilikçi metot oyuncuları Robert Duvall ve Dennis Hopper‘ın eşlik etmesiyle hatırlanır. Babasını öldüren adamın yakalanması için huysuz, aksi, alkolik bir Şerif ve kendini beğenmiş bir Teksas rangeri ile kızılderili bölgesine giden 14 yaşındaki kızın macerası Coen Kardeşler‘in elinde nasıl bir filme dönüşür? Buna olumsuz bir cevap vermek mümkün değil.

Coen Kardeşler, orijinal filmin hikayesine çoğunlukla sadık kalarak, ama onu mükemmelleştirerek ve kendilerine has dünya görüşünü yedirerek daha üstün bir film çekmeyi başarmışlar. İnsana ve insanın bütün hallerine mesafeli, soğukkanlı bakışı, uçlardaki erdem ve zaafiyetleri tek bedende taşıyan karakterleri, karanlık atmosferi delen ince mizahı ile yer yer Fargo (1996)’yu anımsatan İz Peşinde, Coen Kardeşler‘in filmografisi düşünüldüğünde nispeten zayıf, ama western külliyatı düşünüldüğünde çok güçlü bir film. Her filmlerinde oyunculardan en üst derecede performans almasını (ve elbette oyuncu seçmesini de) bilen kardeşlerin yanında oyuncu kadrosunu da tek tek değerlendirmenin gereği yok. Size uygun bir seansı seçmeye başlamanızı tavsiye ederiz.

[poll id=”139″]