ulak

Çağan Irmak’ın, sinemaseverleri gözyaşlarına boğup SİYAD ödüllerine ambargo koyan filmi Babam ve Oğlum’dan sonraki filmi Ulak merakla bekleniyordu. Cuma günü vizyona girecek filmin sinema yazarları için yapılan ön gösteriminde Tersninja.com da vardı. İşte ön gösterimde yaşananlar ve film daha vizyona girmeden Ulak’la ilgili görüşlerimiz.

SİYAD üyesi sinema yazarları, en azından davete icabet eden 42 tanesi, 2007 yılında bir araya gelerek sezonun en iyi yabancı filmlerini seçtiler. Yalnızca kamuoyu değil, birbirinden oldukça farklı zevklere ve dünya görüşlerine sahip sinema yazarları, 20 filmlik seçkinin 1 numarasına hangi filmin oturacağı konusunda merak ve heyecan içindeydiler. Sandıktan Meksikalı yönetmen Guillermo Del Toro’nun filmi Pan’ın Labirenti çıktı.

22 Ocak 2008’de, havanın beklenmedik derecede güzel olduğu bir günde SİYAD üyesi sinema yazarları bir kez daha bir araya gelmişlerdi. Bu kez bir filmin ön gösterimi yapılıyordu. Yazarlar yine merak ve heyecan içindeydi. Babam ve Oğlum ile önce yazarların gözyaşlarını, sonra da SİYAD gecesinde dağıttıkları ödülleri toparlayan Çağan Irmak’ın yeni filmiydi gösterilecek olan. Filmin öncesinde ortama, güzel havadan ileri geldiğine neredeyse emin olduğum tatlı bir neşe hakimdi. Öyle ki Uğur Vardan bile sabahın o erken saatlerinde hiç adeti olmamasına rağmen sayısız kereler gülerken görüldü. Bu kez davete 42 sinema yazarı bile icabet etmemiş gibiydi. Çeşitli dergi, gazete, TV çalışanları oluşturuyordu kalabalığın çoğunluğunu. Çağan Irmak ortada görünmüyordu ama filmin bazı oyuncuları oradaydı. Güzelliğiyle en çok dikkat çeken Melis Birkan oluyordu tabi.

Filmin sonunda o tatlı neşenin yerinde yeller esiyordu. Kafaları karıştırmıştı çünkü film. Görüş almak için sesalıcı uzattığım sinema yazarları ya kaçamak yanıtlar veriyorlar, ya da hiç yanıt veremiyorlardı. Önceki yıl tüm ödülleri verdikleri Babam ve Oğlum’un yönetmeniydi söz konusu olan… Biraz kötü niyetli olsam göz yaşları arasında seyrettikleri için, Babam ve Oğlum’un eksilerini gözden kaçırdıkları, övgüde biraz bonkör davrandıkları ihtimaliyle yüzleştiklerini düşüneceğim? Bunu öğrenme imkanım olmayacak tabi. Bir Amerikan filmi değildi bu, ama sinema yazarları yine de sessiz kalma hakkına sahipti.

Biraz düşününce sessizlikleri gayet anlaşılır olduğunu kabul ediyorum. Çünkü iki arada bir derede bırakan bir filmdi biraz önce seyrettikleri. İyi tarafları göz ardı edilemeyecek, ama hatırası henüz çok taze olduğu için adı şimdilik konulamamış sıkıntılarla yüzleştikleri bir film.

Bilinmeyen masalsı bir coğrafyada geçen bir hikayesi var Ulak’ın. Ana karakter köy köy dolaşıp çocuklara masal anlatan Zekeriya. Masalcının yolunun düştüğü son köy öncekilerden biraz farklıdır. Olan biten kötülüklere göz yumdukları için buradaki insanların yüreği kararmıştır. Birkaç kişi ve çocuklar dışında hepsi hoşgörülerini, iyi niyetlerini, insancıllıklarını kaybetmişlerdir. Zekeriya doğru yerde olduğunu anlar. Sırlarla dolu bir masal anlatmaya başlar ve anlattıkça köyde ufak tefek değişiklikler baş gösterir. Masaldaki sırlarla birlikte köyün sırları da açığa çıkmaya başlamıştır.

Yazıya Pan’ın Labirenti ile başlamam laf olsun diye değil. Çağan Irmak’ın filminin Ulak’ın, Del Toro’nun filmiyle karşılaştırılmayı hak eden bir yanı var. İki filmde de yönetmenler gerçekle hayal arasında gidip gelen bir hikaye anlatmaya çalışıyor. Daha doğrusu Del Toro anlatıyor da, anlatmaya “çalışan” Çağan Irmak. Bir Türk yönetmeni Del Toro ile kıyaslamak haksızlık olarak görülebilir. Tam aksine. Böyle bir kıyasa başvurmak benim tarafımdan bakıldığında o yönetmeni ne kadar ciddiye aldığımı gösteren bir emare. Türk sinemasının uluslararası standartlardaki az sayıdaki yönetmenlerinden biri olan Çağan Irmak, filmini teknik ve görsel bakımdan kusursuza yakın bir performansla çekerek bunu bir kez daha hatırlatıyor bize.

Babam ve Oğlum’da küçük bir öyküden büyük bir etki yaratmasını beceren Çağan Irmak, Ulak’ta bu kez elinde büyük bir hikaye olmasına rağmen aynı etkiyi yaratamıyor. Bu “seyirciyi ağlatamıyor” demek diye anlaşılmaz umarım. Seyirciyi ağlatmadan da etkilemek pekala mümkün. Bunun sebebi Irmak’ın bu büyük hikayenin içinde kaybolması. Bu Irmak’tan çok hikayenin kendisinden kaynaklanıyor ama hikaye Irmak’a ait olduğu için fatura yine onun ismine kesilmek zorunda.

Çağan Irmak’ın Babam ve Oğlum dışındaki filmlerinde ve özellikle DVD piyasası için çektiği Korku Evi serisinde göze çarpan ama gündeme fazla getirilmeyen bir sıkıntı var. Yönetmen olarak övdüğümüz Çağan Irmak’ın yazarlık ve senaristlik konusunda aynı performansı gösteremediğini söyleyebilirim. Bu anlamda ısrarla kendi hikayelerini sinemaya taşımak istemesi Çağan Irmak’ı belli bir sınır içinde tutuyor ne yazık ki. Daha iyi yazılmış, içi iyi doldurulmuş, karakterleri iyi konuşturulmuş ve iyi bitirilmiş hikayelerin peşinden gidebilse Çağan Irmak kendi sınırlarının, ve hatta bu ülkenin sınırları dışına çıkacağına gönülden inanıyorum.

Ulak’a özel konuşup, bu sıkıntıların nasıl baş gösterdiğine bakarsak: filmin popüler bir filmin olması gerektiği gibi akıcı olmaması, gerilimin tırmanmaması; eğer bu popüler olmayan bir film ise, karakterleri yeterince tanıyamamamız; geçişlerin bir noktada kafa karıştırır hale gelmesi; hikayenin seyirciyi tatmin edecek sürprizlerle, duygularla, yanıtlarla/sorularla bitmemesi…

Babam ve Oğlum’da kimi sahnelerin fazla teatral kalması o filmin (yönetmenin) eksilerinden biriydi, bu filmde de benzer sahneler var. Ama bu sahnelerin amaca hizmet eden bilinçli tercihler olduğu düşünebilir.

Oyunculukla ilgili filme dair söyleyeceğimiz her şey olumlu olacaktır. Yetkin Dikinciler ise SİYAD oskarlarıda En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalının en güçlü adayı olur sanırım.

Eleştirel baktığımızda ortaya çok da olumlu bir tablo çıkmasa da bu Ulak’ın mutlaka gidilip görülmesi gereken bir yerli yapım olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Eleştiriler doğru okunduğunda doğru adrese götüren yol işaretlerinden başka bir şey değildirler. Yanlış okunan işaret yanlış yere götürür. Yol işaretlerini görmezden gelip kendi yolunuzu bulmaya da çalışabilirsiniz tabi. Ama o zaman doğru adrese gidemediğiniz de, hıncınızı çıkaracağınız bir yol işareti olmayacaktır…
Terso Ninja

FİLM İÇİN NE SÖYLEDİLER?

Cüneyt Cebenoyan – Sinema Yazarı
Çok beğenmediğimi, hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Biraz teatral buldum. Bir mesajı, bir derdi var filmin. Ezenlerle ezilenler arasındaki ilişkiyi anlatmaya çalışmış ama bu ilişkiyi çok net kuramamış. Ezenlerin kimliği çok belirsiz kalmış. Ezilenlerin başkaldırısının dinsel bir önder liderliğinde olması beni rahatsız etti.

Murat Özer – Sinema Yazarı
Filmden çıkar çıkmaz filme iyi ya da kötü demek mümkün değil, özellikle bu film için mümkün değil. Duygu olarak Babam ve Oğlum’dakine benzer bir duygu yakalamayı başarmış Çağan Irmak. Teknik olarak Türk sineması için çok önemli bir film kesinlikle. Örneğine bir iki kez ya rastlanmıştır, ya rastlanmamıştır. Üstünde biraz düşünmek gerekiyor filmin. Çok fazla altmetin var. Altmetinlerin nereye gittiğine bakmak lazım. Her sinemasever böyle yapmalı. Çünkü altmetinleri herkesin farklı okuyacağını düşünüyorum. Teknik anlamda filmden bir sinemasever olarak çok memnun ayrıldım. Ama belki beklentilerin fazlalığı yüzünden… Daha farklı bir şey umuyorduk, o umduklarımız bize geçti mi filmi seyrettikten sonra ona çok emin değilim… Bunu beğenme beğenmeme ölçüsü olarak almamak lazım ama en azından bu kadarını söyleyebilirim…

Melis Birkan – Oyuncu
Filmi ben de ilk kez seyrediyorum. Salondan çok memnun ayrıldım. Çağan Irmak ile çalışma fırsatı bulduğum için bu film benim için çok önemli. Sinemaseverlerin bu filme rağbet edip etmeyeceğinden emin değilim açıkçası. Bugüne kadar ki deneyimlerimden bunu tahmin etmenin imkansız olduğunu öğrendim çünkü. Beğeniler değişiyor. Rağbet etmelerini umuyorum sadece.

4 YORUMLAR

  1. Cagan Irmak'in bugune kadar bircok iyi islere imza attigini hepimiz göruyoruz, ki bu filmde de birkez daha görebilecegimizi umuyorum.. Cagan Irmak ile calismak gercekten cok mutluluk verici olsa gerek, oyuncularin hepsi cok basarili.. Bircok genc kusak Cagan Irmak ile calismayi o kadar cok istiyor ki bu filmi izledikten sonra bu istekleri bir kat daha articagindan eminim.. Acikcasi o oyuncular arasinda olmayi isterdim..

  2. babam ve oğlum da tekdüze bir konu oyunculuğa yüklenilerek kotarılmaya çalışılmıştı. bu filmin babam ve oğluma göre avantajı, oyunculuğun da konunun da iyi olması. konuyu işlerken film bazı sıkıntılarla karşılaşıyor tabi. ancak bu durum filmin, çağan ırmak'ın en iyi çalışmsı olduğu gerçeğini değiştiremiyor.

  3. Konuyu işleyişi,konunun belli olmasını gerektirmediği kanısındayım.Olayı yorumlamamız için gizem katılmış,oyuncular çok başarılı ,ençok beyenim hayal gücünün ön plana çıkarılması Babam ve Oğlum filmindede çocuğun hayal gücünü süslemesi hoşuma gitmişti,burada da durum aynı.

    Yüreği ile yapmış bu filmi hemen anlaşılıyor,bu nedenle başarısız olması imkansız.

    Başarılar dilemeyeceğim zaten o başarılı.İnsanın bu yapımın bir parçası olmak geliyor içinden.

  4. HERŞEY GÜZELDE PANIN LABİRENTİ BU KDARMI TAKLİT EDİLİR. YANİ BİR FİLMİN AYNISINI ÇEKMEYE ÇALIŞMAK BANA HOŞ GELMEDİ. BU İKİ FİLMİ TESADÜFEN 4 HAFTA KADAR ARAYLA SEYRETTİM .VE SEYREDER SEYRETMEZ GOOGLE DE İKİSİNİN İSMİNİ YAZARAK ARADIM.NE TESADÜF HERKES DE BUNUN FARKINDA. Kİ BEN SIRADAN BİR İZLEYİCİ OLARAK BUNU FARKETTİM.ANLAYIN ARTIK NE KADAR TAKLİT OLDUĞUNU.YA MÜZİK BİLE AYNI OLURMU YANİ.PES DOĞRUSU.BABAM VE OĞLUM DAHA ÖZGÜN BİR YAPITTI.MÜZİK BARİ AYNI OLMASAYDI.HADİ YAPTIN BİR TAKLİT BARİ GÖZÜMÜZE SOKMA

CEVAPLA