Bu sene Altın Portakal’da portakallı ördek menüsü bana ihale olduğundan hız kesmeden festivalde Ejderhanın Gözünden bölümünde gösterilen iki filmi daha Ters Ninja’da görücüye çıkarıyorum.

Tuğba Keleş

Söz konusu bölümde yer alan Fedakarlık (Sacrifice / Zhao shi gu er, 2010) ve Dağ (Buddha Mountain / Guan yin shan, 2010) filmlerini daha önce anlatmıştım. Okumak isteyen linkleri tıklayabilir. Biz gelelim menüdeki diğer iki filme…

Artçı Şok
Aftershock / Tangshan dadizhen

Rating: ★★★☆☆ 

Yönetmen: Xiaogang Feng

Senaryo: Ling Zhang’ın romanından Wu Shi

Oyuncular: Daoming Chen, Chen Li, Yi Lu, Fan Xu

Yapım: 2010, Çin, 129 dk.

İlk film, 1976 Temmuzunda Tangshan şehrinde meydana gelen büyük depremi kendine konu almış Artçı Şok. 242.000 kişinin ölümüne sebep olmuş ve maddi olarak da oldukça büyük hasarlara yol açmış olan deprem, bütün korkutuculuğu ve ardı sıra gelen, hayat boyu sürecek üzüntüsüyle yansıtılmaya çalışılmış.

Film, depremi ve artçıl etkilerini bir anneyi ön plana alarak sunuyor. Li Yuanni (Fan Xu), deprem anında kocasını kaybeder. İkizleri Fang Deng (kız) ve Fang Da (erkek), enkaz altında kalmıştır. Depremden sağ kurtulan konu komşu, enkaz altında kalan insanları kurtarmak için seferber olur. İkizlerden erkek olanın sesinin yığınlar altından geldiğini duyduklarında, anne büyük bir ikilemle karşı karşıya kalır. Zira ikizler bir kirişin altında sıkışmış kalmıştır ve kızın ölü olup olmadığı anlaşılmamaktadır. Kirişi kaldırarak sadece birini kurtarmanın mümkün olduğu o anda, zaten büyük bir şok geçiren anne, hayatta olduğu %100 kesin olan oğlunu seçmek zorunda kalır. Ölü olarak dışarı çıkarılan kız çocuk ise, anne oğlunu ordunun sağlık birimine götürürken kendine gelir. Ama artık bazı şeyler için çok geçtir.

Depremle hayatları parçalanan bu üç karakter üzerinden yürüyen filmi seyrederken, deprem memleketinde yaşayan bir seyirci olarak, empati kurmamak elde değil. Daha çok komedi filmleriyle tanınan yönetmen, büyük bir prodüksiyona imza atmış. Tarihi olarak Çin’in Kültür Devrimi’nin sonuna denk gelen ve devrim sırasında yaptıkları oldukça tartışılan Dörtlü’nün (Gang of Four) iktidarında gerçekleşen depremi konu alan filmde biraz siyasi eleştiri görmek istediğimi yadsıyacak değilim. Lâkin film, depremin insan hayatı üzerindeki insanî etkilerini ön plana çıkarmayı yeğlemiş. Demem o ki, şimdiden mendilleri hazırlayın.

 

Cazibe Kanunları
The Law of Attraction / Wan You Yin Li

Rating: ★½☆☆☆ 

Yönetmen: Zhao Tianyu

Oyuncular: Baihe Bai, Leon Dai, Bowen Duan

Yapım: 2011, Çin, 96 dk.

İkinci film Cazibe Kanunları’na ben bir anlam veremedim. Veren olursa beri gelsin. Film aşk mevzusu etrafında dönen dört ayrı öyküden oluşuyor. Birinci öykü, petrol işi için şehirlerarası yolculuk yapmak üzere havaalanı kontrolünden geçmeye çalışan adam ile güvenlik kontrolü yapan kadın arasındaki henüz var olmayan ama var olma potansiyeli taşıyan “ilişki” ele alınmış. “Aşk bilmediğiniz yerden sorar ve fark etmeden de vurur. Ama doğru anı yakalamak sandığınızdan daha zordur” felsefesi taşıyan hikâye, özümde daha çok “havaalanında güvenlik kontrolünden geçmek gerçekten çok sancılı bir iş” çıkarsaması yapmama neden oldu.

İkinci öykü, birbirine seneler sonra bile aşkla bağlı evli biri çiftin çocuk yapmaya karar vermesi sonrası yaşadıklarına odaklanmış, sinir bozucu bir bölüm. Çocuk yapmak için doğru zamanı bulmak adına türlü şeyler yapan karısından soğuyan aşk dolu adam, ki matematik profesörüdür, bu bilinmeyen denklemi matematik yeteneği sayesinde çözerek, doğru tarihi 7 temmuz olarak bulur. En bereketli yumurta ve spermi o tarihte üreteceklerine inanan çift, o an gelene kadar manastır hayatı yaşamaya başlar! Seyrederken bunalmamak elde değil a dostlar.

Üçüncü öykü, aşk evliliği yapmış bir çiftin bozulan ve yeniden kurulan ilişkisi üzerine. Kadın, kocasını iş arkadaşıyla aldatmaktadır. Bir akşam iş çıkışı araba kazası geçirirler ve sevgilisi komaya girer. Kadın kazayı atlatmıştır ama kocasını aldatmanın yükü omuzlarına binmiştir. O süre içerisinde sürekli bilgisayarıyla haşır neşir olan koca, karısına gül gibi bakmaktadır ama enayi de değildir. Gerisini ilk iki bölümü atlatabilen seyirci seyretsin. Dört hikâye içerisinde en ele avuca gelir olanı bu.

Son öykü, milli paraşütçü bir çift arasındaki ilişkiye odaklanmış. Kız, uyuşturucu batağında ve her şeyini kaybettiğini düşünüyor. Oğlansa kıza aşkla bağlı ve onun kurtulması için her şeyi feda edebilecek durumda. Kız kaçar, oğlan kovalar. Kız muhtaçtır, oğlansa aşıktır. Tek yapmaları gereken birbirlerine sonsuz güven besleyerek, diğerine kendini teslim etmektir. Zira çiftli paraşüt sporu da işte tam da güven üzerine kurulmuştur.

Yönetmen henüz taze. Oyuncular güzel. Konu sıkıcı, eğer aşk filmlerine tahammülünüz az ise.