
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.


Altı yıldan fazla süredir bu filmi düşünüyordu. Çin’in Guangzhou eyaletinden bağımsız sinemacı Zhao Dayong, Myanmar sınırındaki sert dağlardaki unutulmuş ve fakir köylerden Zhiziluo sakinlerinin arasında aylar geçirdi ve onların yaşamını filme aldı.
Kaynak: Kirk Semple ve Zhang Yiang / The New York Times
“Ghost Town/Hayalet Kasaba”i kendi parası ve basit dijital sinema aletleriyle tamamladı. Bu, sakin ve hipnotize edici üç saatlik belgesel; Çin’in yaşamına dair mahrem bir tablo sunuyor. Diğer bağımsız sinemacılar gibi Zhao da, garantili bir seyirci kitlesi olmadan çalıştı. Hatta filmini göstereceği bir yeri bile yoktu. Tahminine göre, geçen yıl bitirdiğinden beri ‘Ghost Town’ı birkaç bin kişi ancak seyretti. Eylül sonlarında New York Film Festivali’ndeki gösteriminde de filmi birkaç yüz seyirci izledi. Zhao’nun çalışmasını üzerinde durulmaya değerli kılan şey, projesinin açık bir şekilde yasadışı olması.
Çin yönetimi, uluslararası film festivalleri de dahil olmak üzere dağıtımı yapılmadan ve izleyici önüne çıkmadan önce bütün filmlerin hükümet sansür kurulunca onaylanmasını gerektiren bir yasa çıkardı. Zhao (39), sansür kurulundan onay almayı hiçbir zaman düşünmemiş: “Bu, tecavüze uğramayı isternek gibi bir şey. Hükümetin kendine göre belirlenmiş öncelikleri var. Bizden durmamızı istiyorlar. Fakat biz anlamlı bazı şeyler yaptığımızı biliyoruz.”

On yıllardır Çin hükümeti, film endüstrisi üzerinde her açıdan tam bir denetim kurmuş durumda. 1980′lerin sonunda Çin’de gayrı resmi film yapımı alt kültürü ortaya çıktı. Ancak bu sektör on yıl önce, pahalı olmayan dijital kameraların ve resmi otoritelerin ulaşamayacağı alanlarda film yapmayı kolaylaştıran bilgisayar programlarının piyasaya çıkmasıyla, gelişmeye başladı. Bu son kuşak Çinli yönetmenlerin çoğunun resmi bir sinema eğitimi yok ve çekimlerini de az bir bütçeyle yapıyorIar.
Birkaç öncü film yapımcısının ürettiği yıllık resmen onaylanmış film sayısı neredeyse 200′e ulaşıyor. Bu yapımlar, Çin’e popüler filmlerde görülmeyen Çin’in yalın gerçekliğini ortaya koyuyorlar. Pekin Film Akademisi’nde profesör olan bağımsız sinemacılardan Zhang Xianmin’e göre, yaklaşık yirmi kadar film yapımcısının iki yıldan beş yıla kadar film yapması yasaklandı. Diğerleri ise tehdit telefonlan aldı, kasetlerine el kondu veya gözaltına alınıp sorgulandılar.
Ancak son zamanlarda film yapımcıları ve akademisyenlere göre de, hükümet bu öncü sinemacılara karşı tedbiri elden bırakmadan hem içerde hem de dışarıda son zamanlarda filmlere sanki müdahale etmekten kaçınan bir tavır içindeymiş gibi görünüyor. Öyle anlaşılıyor ki, aralarında Tiananmen Meydanı katliamı, Tibet ve Kültür Devrimi gibi net ameli konulara yer verilmedikçe, bağımsız sinemacıların çalışmalarına izin veriliyor. Fakat hiç biri kesin olarak sınırların nerede başladığını veya hükümetin daha sert bir biçimde denetime başlayıp başlamayacağını kestiremiyor.

Eleştirmen ve belgesel film yapımcısı Zhang Yaxuan, “Bu sınırın nerede olduğunu bilmiyorsunuz. Bu sınıra dokunmaya çalışmak lazım. Bu çaba sınırı anlamamızı sağlar” diyor.
Şimdi, ülke çapında en az beş önemli bağımsız film festivali ve bağımsız Çin filmlerinin gösterimi için ayrılmış en az iki salon var. Ancak yine de, Çinli sinemasever kitlelere hala ulaşılamıyor. Bu yüzden, başarılı film yapımcıları
en büyük seyirci kitlelerini yabancı ülkelerde buluyor.
“Hayal kırıklığı içindeyim. Ben Çinli bir film yapımcısıyım. Ve doğal olarak seyircilerim de Çinliler olmalı. Çünkü filmlerim daha çok sıradan Çinliler hakkında” diyor Zhao. Ve ardından da sözlerini şöyle bağlıyor: “Çin halkına ulaşmam, uluslararası bir film festivalinde ödül kazanmaktan çok daha değerli olacaktır.”
Yorum Yazın