ABD’de çizgi roman sektörünün krize girdiği 1950’lerde ülkenin en büyük çizgi roman firmalarından biri olan Marvel Comics satışlarını artırmak adına yeni arayışlar içine girmişti. Marvel Comics’in efsane ismi Stan Lee, Örümcek Adam‘ı (Spiderman) yaratmak için bundan daha elverişli bir ortam bulamazdı.

Ama örümceklerin insanlara iğrenç geldiği için bu karakterin tutmayacağını ve derginin fazla satmayacağını iddia eden yöneticiler önceleri bunu yayınlamak istemedi, böylece bu karakterden vazgeçildi. Stan Lee, Örümcek Adam’ın ortaya çıkış hikayesini anlatan tek sayılık bir macerayı Amazing Fantasy dergisinin 15. sayısında yayınladı. Bu derginin her sayısında farklı bir karakterin tek sayılık maceraları yayınlanmakta ve sonra unutulup gitmekteydi. Herkes Örümcek Adam’ın da başına aynı şeyin geleceğini düşündü. Fakat hiç beklenmedik bir şey oldu ve dergi tahmin edilemeyecek bir satış rakamına ulaştı. Büyük çoğunluğu genç kesim olan okuyucular kendileri ile aynı yaşlarda ve tıpkı onlar gibi kişisel sorunları olan bu karakteri çok sevmişti. Örümcek Adam kısa süre sonra periyodik yayın hayatına (1 Mart 1963) başladı. Çok geçmeden de Marvel Comics’in en popüler karakteri oldu. Bu gerçekten çok ilginçti. Çünkü Örümcek Adam diğer Marvel Comics karakterleri olan Captain America, Hulk, Thor, Fantastik Dörtlü gibi bir yıldız olması için yaratılmamış ama hepsini geçmişti. Bunda kuşkusuz asıl neden, okuyucuların kendilerini, sıradan insanlarla benzer sosyal ve kişisel problemler yaşayan (Örümcek Adam bu konuda da bir ilkti) bu karakterle çok rahat bir biçimde özdeşleştirmeleriydi.

Çizgi roman severlerin favori kahramanlarından olan Örümcek Adam doğumundan yaklaşık 50 yıl sonra çok büyük bütçeli filmlerle atağa kalktı. İlk filmden iyi geri dönüş alan yapımcılar, ikinci film için de kollarını sıvadılar. Ve  ilkinden daha iyi bir film çıkardılar ortaya. Çünkü ilk filmdeki gibi kahramanın kronolojisini verme zorunlulukları yoktu artık. Doğrudan konuya, doğrudan aksiyona girip soluk soluğa bir macera filmi seyretmek isteyenleri memnun ettiler. Ama kızları da tavlamak için filmin içine bolca aşk ve kalp kırıklığı da koymayı ihmal etmediler.

İlk filmde Yeşil Cin ile tanışmıştık. Örümcek Adam 2’de ise kahramanızın bir diğer azılı düşmanı sahne aldı; Doktor Ahtapot. Bir kaza sonucu vücuduyla bütünleşen mekanik kollarıyla ölümcül bir tehdit haline gelen bu bilimadamı, Peter Parker’ın Örümcek Adam olduğunu öğrenince Peter’ın sevdikleri için ciddi bir tehlike haline geliyordu.

Örümcek Adam 3 (Spider-Man 3)ise şüphesiz serinin en enerjik filmiydi.  Peter Parker içinse işlerin en güçleştiği hikaye. Çok sayıda düşmanla yüzleşmek zorundadır çünkü. En başta da kendisiyle, ya da diğer bir deyişle içindeki karanlık Peter Parker’la. Bu Peter Parker’ın su yüzüne çıkmasının nedeni ise Peter’ın sonradan simbiyotik bir uzaylı olduğunu keşfedeceği yeni kostümüydü. Filme renk katan diğer kötüler ise ülkemizde 80’lerde yayınlanan Örümcek Adam çizgi romanındaki çizgili tişörtüyle hafızamıza kazınan Kum Adam, Örümcek Adam’ın gelmiş geçmiş en tehlikeli düşmanlarından Venom ve babasının şeytani Yeşil Cin mirasını devralan Harry.

Dördüncü filmin ise 6 Mayıs 2011’de gösterime girmesi planlanıyordu ama son haberler yönetmen Sam Raimi‘nin projeden çekilmesi üstüne Sony’nin de Spider-Man 4’ü rafa kaldırdığı yönünde.

1 YORUM

CEVAPLA