“Çok Pişmiş” (“Burnt”): ‘Tek Adam’ İktidarı

Aslen yapımcı olarak bildiğimiz John Wells, The Company Man ve Aile Sırları‘nın (August: Osage County) ardından bugün ülkemizde vizyona giren Çok Pişmiş (Burnt) ile üçüncü kez yönetmenlik koltuğuna oturmuş. Wells, The Company Man ve Aile Sırları filmleriyle Oscar’a yürümüş ama bir türlü hedefi tutturamamıştı. Wells, bu sefer Oscar’ın ‘kadrolu aday’ı Bradley Cooper’ı yanına alarak Akademi’nin radarına girmeye çalışmış anladığımız kadarıyla.

Ercan Dalkılıç (2) Ercan Dalkılıç

Son yıllarda biz Julie & Julia, Şef (Chef) ve ‘şef farecik’ Ratatouille‘nun da içinde olduğu birçok şef hikâyesi izledik. Çok Pişmiş de bunların sonuncusu… Geçmişte ünlü bir restoran şefi olan, ama sonradan bulaştığı uyuşturucu belası yüzünden kariyerinde büyük düşüş yaşayan Adam Jones’un (Bradley Cooper) toparlanma hikâyesini izliyoruz perdede. Bir yandan da hayli borç taktığı uyuşturucu satıcılarından yakayı sıyırmaya çalışıyor, ama ne mümkün! Adam borç batağından kurtulup tekrar eski o yıldız şef olabilecek mi? Bu sorunun cevabını tahmin etmek güç olmasa gerek.

Çok Pişmiş tam bir ‘Akademi filmi’ aslında; konvansiyonel kalıplarla izleyiciyi koltuğa sıkı sıkıya bağlayıp bir dakika olsun gözünü perdeden ayırmasına izin vermiyor. Topu öyle iyi çeviriyor ki Çok Pişmiş; bir an Michel (Can Dostum/ Intouchables ile patlayan Omar Sy) ile Adam arasında Paris’te yaşanmış husumet aklınızdan çıkıveriyor. İşte tam bu noktada da size numarasını çekiyor film! İncelikli dramaturjisiyle göz doldurduğunu ifade edebiliriz Çok Pişmiş‘in; gayet sıradan bir hikaye anlatırken izleyiciyi bu kadar avucuna alabilen, şaşırtan ve onu gerekli gördüğünde tokatlayan bu yapıyı kuran senarist Steven Knight’a gerçekten şapka çıkarmak gerek.

sienna-miller-burnt-1024x715

Söz konusu Oscar’lık bir film olunca, oyunculuklardan söz etmemek olmaz. Cooper’ın yanında Sienna Miller, Daniel Brühl, Omar Sy, Riccardo Scamarcio gibi a sınıfı oyuncular mutfakta; Emma Thompson ve Uma Thurman da mutfak-dışında boy gösteriyorlar filmde. Fakat niyeyse hiçbiri etkin bir pozisyonda değil filmde; tüm drama Cooper’ın etrafında dönüyor. Cooper hakkını veriyor mu, eh, elinden geldiğince, gelgelelim bu oyunla, -şimdiden konuşmak için belki erken ama- Oscar’a aday olması zor bana göre.

Çok Pişmiş kağıt üzerinde güçlü oyunculara sahip çok karakterli bir drama gibi gözükse de, elindeki enstrümanları gerektiğince kullanamıyor maalesef. Bu tip denemelerde yan karakterlerin dramayı çapraşıklaştırması, çatışma ağını genişletmesi beklenir genellikle. Çok Pişmiş‘te ise bu gerçekleşmiyor; Cooper’ın ‘tek adam iktidarı’nı izliyoruz film boyunca. Çok Pişmiş seyirciye önceden bildiği, defalarca kez izlediği, artık ezberine aldığı hikâyelerden farklı ne anlatıyor? Bu soruya da cevap vermek güç; ısıtılıp ısıtılıp izleyici önüne tekrar servis edilmiş, alışılagelmiş bir hikâye Çok Pişmiş‘inki. Ama gayet iyi ısıtıldığını da belirtmeliyiz sonuç olarak.

***