Dağlarına ‘Bahar’ Gelmiş Memleketimin…

logo_03

2009’dan beri bu sayfalarda sizler için kültür-sanat hakkında yazılar karalıyorum. İlk defa bu hafta bunca zaman üzerine ürettiğim alanla ilgili bir yazı kaleme almıyorum arkadaşlar. 31 Mayıs tarihinde Gezi Parkı’na yapılacak olan AVM kompleksine karşı başlayan hareket bugün itibariyle (3 Haziran) tüm yurda yayılmış durumda. 3 Haziran 2013 demek, Nazım’ın ölümsüzlüğünün 50. Yılı demek aynı zamanda. Nazım’ın Memleketinden İnsan Manzaraları, tam da Nazım’ın hayalindeki gibi!

Ercan Dalkılıç Ercan Dalkılıç 

Başlıkta ‘bahar’ kelimesini kullandım, ancak bu halk hareketi ne direkt Arap Baharı‘yla ilişkilendirilebilir, ne de Zizek’in belirttiği gibi küresel krize karşı gelişen bir reaksiyon ile. (Gerçi Zizek, aşağıda benim belirteceğim gibi bir analiz koymuş ortaya ama bu toprakları bizim kadar iyi tanımadığı ve bunu akademik bir dille yaptığı için toplamda çok yüzeysel bir analiz olmuş bu. Bir de Zizek, oturup bir yazı yazmadı şu an Türkiye’deki gelişmeler için, sadece Bülent Somay’ın mailine birkaç kelime ile cevap verdi, o kadar.) Tabii ki, küresel ekonomik kriz bu hareketin bir parçacığıdır! Zira, hareketin içinde yer alan motor güç 15-25 yaş aralığındadır. Ve bu kesim, örgütsüz, bireycilik kisvesi altında yapayalnız bırakılmış, geleceğinden de tamemen ümitsiz bir topluluğun ta kendisidir! Öfkelerinin de ne kadar büyük olduğu gün gibi ortadadır!

Diren Gezi Parkı

Ne var ki, bu örgütsüz, geleceksiz topluğunun sokağa akışının arkasında temel sebep, uygulanagelen neo-liberal politika değildir gerçekten. Asıl patlamaya yol açan, iktidardaki gücün peşisıra yürürlüğe sürmeye çalıştığı değerlerin, bu toprağın yaklaşık yüz yıldır içinde yaşadığı sosyo-kültürel değerlerle çelişiyor olmasıdır.

Halkın tasvip etmediği Suriye’nin içişlerine dahil olma sürecinin ardından gelen Reyhanlı patlaması son dönemde tansiyonu en fazla yükselten vakaydı kuşkusuz. İktidar, Reyhanlı’nın açığa çıkardığı gerilimin farkında olmaksızın ‘tam gaz’ politikalarına devam etmekle çok büyük bir hata yaptı bana kalırsa. Bir süre sonra gelen ‘22:00’dan sonra alkol yasağı’na karşı tepkiler, aslında tamamen alkol yasağına karşı değildi. İktidardaki gücün kendi değerleriyle çelişen herşeye el atmasınaydı bu tepkinin kaynağı. ‘İki ayyaş seramonisi’ne yüzeyde pek tepki gelmemiş olsa da, uyuyan devin uykusunu bozmuştu bu, devin ayağa kalması ile çok fazla uzun süremeyecekti.

Diren Gezi Parkı

Ne olduysa bir sabah ansızın Gezi Park’ının semalarına tepeden inen iş makinelerinin seslerinin işitilir olmasıyla oldu. Bu sesin işitilir olmasında en büyük pay, tüm zamanların en büyük vekili Sırrı Baba’ya (Süreyya Önder) ait şüphesiz. Sırrı Baba’nın önderliğinde önce ‘marjinal’ bir grup, sonra da birçok ‘marjinal’ grup, sonra da daha çok ‘marjinal’ grup mücadeleye su taşımaya başlayınca, Gezi Parkı Direnişi’nin fitili de yakılmış oldu. Birkaç gün içinde, olağanüstü bir hızla tüm ülkeye yayılan direniş, -an itibariyle- onlarca yaralı, binlerce gözaltı, tonlarca biber gazı, düzinelerce plastik mermi, iddialara göre; Vietnam’da iki neslin sakat doğmasına yol açan portakal gazının yanında gerçek mermi kullanımı. Dün gece Beşiktaş’ta iş makineleriyle tomalar üzerine yürüyordu halk… Ankara’da bir gencin kafasına isabet eden mermi –iddialara göre gerçek mermi- sonucunda bir genç şu anda ölümle pençeleşiyor. İstanbul’daysa dün gece halkın arasında sürülen araba bir can kaybına sebep oldu. Bu gencin ismi Mehmet Ayvalıtaş

Saat 14:47. Hala, polisin Akaretler’de halka müdahale etmekte, Ege Üniversitesi rektörlüğü önünde 30 bin kişi Toma’lara karşı duruyor, Eskişehir’de 30 kişi gözaltına alınmış durumda, KESK iki günlük genel grev kararı aldı… Bütün dünyanın gözü Türkiye’de, her yerden destek mesajları geliyor, ilkin sessiz kalan sanatçı/yazar/çizer tayfasına bile sonunda sesini yükseltmeye başladı.

Diren Gezi Parkı

Daha kaç kişi ölecek, yaralanacak, daha ne kadar biber gazı kullanılacak, daha ne kadar coplayacaksınız insanları, kaç polis halkın kanını ekmeğine sürüp evlatlarını besleyecek? Ne diyeceksiniz evladınıza, ben seni bu halkı coplayarak, gazlayarak, döverek büyüttüm mü diyeceksiniz! Bu ekmek helal mi sizce! Değil… Bunu iyice sokun o kasklardaki kafalarınıza! Polis olacağınıza gidin simit satın!

Ve benim güzel ülkem, güzel halkım; sokakta elele kolkola günlerdir direnen aynı havayı paylaştığım, aynı toprağı paylaşacağım güzel insanlar, hep birlikte güzel günler göreceğimiz güzel insanlar…

@ercandalkilic adlı kişiyi takip et