artvinx

Sevgili Ninja,

Kaç gündür sana günlüğünü yazdığım Gezici Festival’in Artvin durağı nihayete erdi. Kapanış ve ödül törenini ayrı bir haber şeklinde mi yazayım, yoksa günlük formatına devam mı edeyim diye tereddüt ettim ilk başta. Sonra düşündüm ki, haberleri hemen her mecrada okuyabilirsin zaten, biz kendi akışımıza devam edelim.

denizx Deniz Akhan

Kapanış töreninin olduğu gün Landlord kendi olanakları ile Yusufeli ilçesini gezerken, biz Nisimazine‘in son sayısı hazırladık. Akşama kadar boş kalan vaktimizi değerlendirmek istiyorduk haliyle. Artvin Belediyesi sağolsun, eklem yerleri barajlarla kelepçelenmiş Çoruh nehrinde bir gezi ayarladılar bize. Yeni inşa edilen ve henüz hizmete açılmayan Çoruh Marina’ya kalabalık bir ekiple yol aldık. Cüneyt Cebenoyan, Murat Erşahin, Fırat Yücel, Senem Aytaç gibi bildiğin isimler haricinde, bütün Nisi Masa ekibi, festivalin çilekeş konuk sorumlusu Gaye Uğurlu, atölye katılımcıları vs. de tekneye doluştular.

çoruh nehri

Çok soğuktu be Ninja, ama buna rağmen çok keyifliydi. Kimi yerlerinde Yüzük Kardeşliği olarak kayıklarla Orclar’dan kaçıyoruz hissiyatına kapıldım. Yeni Zelanda güzel, eyvallah, ama Artvin’in de pek bir eksiği yok. Daha sıcak bir mevsimde gelip tekrar görmeyi çok isterim.

serhat&nergisx

Dönüşte Nisimazine‘i matbaadan alıp sinema salonuna koşturduk, çünkü başrol oyuncuları Serhat Tutumluer (ki, kendisinin bir iki gündür Artvin’de olduğundan haberdarsın) ve Nergis Öztürk‘ün katılımıyla Zeki Demirkubuz’un Kıskanmak filmi gösterilecekti kapanış töreninden önce.

Müthiş bir izdiham vardı be Ninja. Salona yan taraftaki pasajdan açılan gizli bir kapıdan girdik. Gösterimden önce gazetemizi dağıtamadan balkondaki koltuklarımıza kurulduk ve çok merak ettiğim filmi seyretmeye başladık.

Zeki Demirkubuz‘u anlatmaya gerek yok, yine sağlam bir film yapmış. Buna rağmen tatmin olduğumu söyleyemem. Çünkü önceki filmlerinde olduğu gibi, hikaye akışının her dönemecinde beni çarpan, düşündüren, duygulandıran vb. bir unsur/olay/durum bulamadım. Sanırım beklentilerimiz, kafamızdan ilk önce olumsuz düşüncelerin geçmesine neden oluyor. Bu nedenle Nihad Sırrı Örik‘in romanını da okuyup filmi tekrar seyretmeye karar verdim. Zeki Demirkubuz, seyircisinin bu tür emeklerini hak eden bir yönetmen.

Film bittikten sonra aşağı salona geçip gazeteyi dağıttık ve bol bol Kıskanmak konuştuk. Biz konuklara ayrılan koltuklara geçerken İki Dil Bir Bavul‘un yönetmeni Özgür Doğan‘a şans diledim. Sahi, ikimizin de Varto’lu olduğunu biliyor muydun Ninja?

ahmetboyacioglux

Ne bir Oscar ne de bir Cannes törenindeyiz, elbet sıkıcı konuşmalarla ve kuru tebriklerle geçeceğini düşünüyordum kapanışın. Amma velakin, daha önce kendisiyle sohbet etme olanağı bulduğum Ahmet Boyacıoğlu‘nun matraklığı bütün bu önyargıyı dağıttı. Ankara Sinema Derneği’nin başkanı olarak sahneye çıkması son derece doğaldı, ama her şey bir yana, rahat ve neşeli tarzı yeterdi be Ninja.

Festival’in sürprizi, video ve resimlerden oluşan filmdi. Sinemaya gelen Artvin halkının çekimleri, festival ekibinin fotoğrafları arasında kendimi görünce bir başka oldum be Ninja…

Sıra ödüllerin açıklanmasına gelmişti. Trampet sesleri duyulmasa da SİYAD jürisi sahneye çıktı. Kazanan film Politist, adj. / Polis (s.) idi. Hmm?..

Festival jürisi yerini aldı ve önce Gümüş Boğa ödülünü oy birliği ile alan filmi açıkladı: İki Dil Bir Bavul.

Benim gönlümden bu filmin birincilik alması geçiyordu be Ninja. Zaten aşağıdaki resimde elleri havada alkışlayan benim. O kadar yalakalık olsun artık…

gümüş boğax

Peki, Altın Boğa’yı kim aldı? Oy çokluğu ile Politist, adj. / Polis (s.).

Yukarıda geçen “Hmm?..” ifadesini biraz açayım be Ninja.

altın boğax

Polis (s.) filmi benim festival öncesi seyredip yazısını yazdığım bir film. Yazıyı da şu linke tıklayarak okuyabilirsin. Yönetmen Porumboiu‘nun ilk filmi A fost sau n-a fost? / Bükreş’in Doğusu‘nu da izlemiştim. Bir gün önce Altyazı ekibinden Fırat Yücel ve Senem Aytaç ile yaptığımız Film Okuma Atölyesinde bu filmi konuşmuştuk. Ben filmi beğendiğimi ve yönetmeni takdir ettiğimi söylemiştim. Filme şaheser payesi biçmemiştim, yine de Fırat ve Senem’in söyledikleri beni tereddüte sokmuştu. Böyle bir tereddüte düşmesem dahi, Altın Boğa’yı kazanmasını beklemezdim. Gerçi tanıdıklarıma “Ben bu işi biliyorum abi” diye artisliğimi yaptım, o ayrı…

Tören sonrasında Reha Erdem‘in bu filmi çok beğendiğini, bilindik ve düzgün bir film yerine, farklılığı olan bir filme ödül vermeyi tercih ettiklerini duydum. Ben bu fikre katılmıyorum be Ninja. Elbette yeniliğe ve farklılığa açık olmak, cesaret vermek gerekir, ama ödüller “en iyi film”e verilir, yani asıl motivasyon en iyi filmi seçmeye yönelik olmalıdır. Ben bütün yarışma filmlerini seyretmedim, sadece Here / Burada, Politist, adj. / Polis (s.) ve İki Dil Bir Bavul‘u. Buna rağmen, İki Dil Bir Bavul‘un daha iyi olduğunu söyleyebilirim.

Neyse be Ninja, festival bitmiş, son günümüz. Atladık otobüse, yemeğe gittik. Burada özellikle Landlord’un canını sıkan bir durum yaşandı. Yok, festival skandalı bir kavga falan değil, ama ne olduğunu Landlord yazımın altına yorum olarak yazsın isterim.

Otele döndüğümüzde ayrılık havası çöktü üstümüze. Saatler süren yolun yorgunluğu bile bunu geçiremedi. Gezici Festival ise bavuluna doldurduğu filmlerle Üsküp’e gitti.

Artvin çok güzeldi be Ninja…