
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.

Çıkan kısmın özeti: Deniz ve arkadaşları Naim Dilmener‘in Djlik yaptığı bara hızlı bir giriş yaparlar.
Deniz AKHAN
Sevgili Ninja,
Naim Dilmener‘in performansını ilk kez seyredecek biri olarak herhangi bir beklenti içine girmeden girdim bara. Diyebilirsin ki, “Ee, onun çaldığı şarkılar benim mp3 player’ımda da var, ne var öyle arka arkaya çalmakta…” Ben de sana derim ki, “Normal bir DJ kalabalığı keskin gözleriyle süzer, tempoyu kontrol eder, millet coşturmak için bir taraflarını yırtar, ama Naim Dilmener‘in böyle dertleri yoktur, çaldığı şarkıları sadece dinletmez, kendi de dinler ve müziğe kapılıp gider. Ona bir an bakınca kendini pistin ortasında bulabilirsin.”
Günlük hayatta gayet ağırbaşlı tavırlar sergileyen bendeniz, o gün pistte öyle kıvrak figürler sergiledim ki, kırmızı kriptonite maruz kalan Superman’e döndüm. Otele kaçta döndüm, kaçta yattım, sorma artık…

Uyandığımda gördüğüm manzara çok güzeldi be Ninja. Geldiğimizden beri mevsim normallerinin üstünde olan sıcaklık düşmüş, dağların yamaçlarına inen karın üstünü sis bulutları kaplamıştı. Hemen Landlord’a haber verdim ki, bavuluna uygun kıyafetler koysun. Zira, kendisi öğlen uçağı ile Artvin’e teşrif edecekti. Oda arkadaşım ve Nisimazine‘in grafikeri Onur da kendisiyle tanışmak için sabırsızlanıyordu.
Akşama kadar çalıştık, yayın yönetmenimiz Esra ortalıkta yoktu. Meğersem yönetmenlik atölyesinde Derviş Zaim‘e eşlik etmeye gitmiş. İşte bunu kaçırdığıma çok üzüldüm be Ninja. Festival boyunca sinemayla ilgili tek aktivite film seyretmek ve yazı yazmak olmamalı. Allahtan, Fatih Özgüven‘den sonra Altyazı dergisinin genel yayın yönetmeni Fırat Yücel ile editörlerinden Senem Aytaç, film eleştirmenliği üzerine konuşmak üzere ofisimize geldiler.

Çok keyifli sohbetti be Ninja. Sadece film okuma üzerine değil; film eleştirmenliğinin ülkemiz sineması içindeki konumundan, Altyazı dergisinin sinema yayıncılığı içindeki yerinden, dergiciliğin zorluklarından ve genel sinema mevzularından konuştuk. Sıcakkanlı ve hoşsohbet insanlardı, vakit olsa daha da konuşurduk, ama Here / Burada filmine gitmeleri gerekiyordu.
Onları uğurladıktan sonra Landlord otel lobisine teşrif etti. Onur ile birlikte karşıladık kendisini. Hoş beşten sonra servise atlayıp akşam yemeğine gittik. Landlord, yaşlı ve huysuz bir adamdır, ama huyuna suyuna gider, iki kadeh de rakı içirirsen o benzersiz tenor sesiyle nağmeler bile şakıyabilir. Festivalimizin keyif pompası Naim Dilmener orada da elindeki müziklerden bir bukle sundu. Türkiye çapında birincilikler kazanan Artvin’li gençlerin halk oyunları geceyi iyice renklendirdi.
Otele döndüğümüzde Landlord yol yorgunluğunu bahane ederek odasına çekildi. Basın odasında festival ekibinden arkadaşlarla sohbete kaldım ben de. Saatler ilerliyor, millet odasına çekiliyor, ama benim uykum gelmiyordu. Boş duranı allah sevmez diyerekten film seyretmeye çekildim. Yaklaşık yarım saat sonra ofise sürpriz bir konuk geldi: Kıskanmak filminin oyuncularından Serhat Tutumluer. Kendisiyle hoş bir sohbet etme imkanı buldum. Uyduğumda saat kaçtı, yine bilmiyorum be Ninja.

Sabah 08:30 oldu mu dikildim ayağa, çünkü bir Artvin ritüeli olan kahvaltıda döner yemek üzere sözleşmiştik Onur ve Landlord’la. Özellikle kesilen ilk etlerin enfes olduğu şeklinde onlarca tavsiye almıştım Artvin halkından. Peki, nedir? Öncelikle dönerden ziyade, bildiğimiz cağ kebabıdır. İkincisi, yaratılan büyük beklentiyi karşılamaktan uzaktır. Yediğime pişman değilim, ama Landlord otele dönünce bilindik nevaleyle kahvaltıya devam etti.
Ben ofiste çalışmaya dönerken Landlord Artvin’de tura çıktı. İşlerimizi hallettikten sonra Nisimazine ekibi olarak Artvin’i tepeden görebileceğimiz Katravan’a gittik. Her tarafını kar kaplamıştı ve bütün şehri ayaklarımızın altına seriyordu. Bir de semaverde çay içtik ki, sorma be Ninja.
Dönüşte Landlord’u görünce indim arabadan. Beraber karnımızı doyurduktan sonra otele döndük. Akşam Fırat Yücel ve Senem Aytaç‘ın film okuma atölyesine katıldım. Bizim ekipten üç kişi olmak üzere toplam dokuz kişi dizildik etraflarına ve üç film hakkında uzuun uzun konuştuk.
Atölyedekilerle beraber yemeğe gittik. Karnımızı doyurduktan sonra sigara içmek için terasa çıktık. Gecenin sürprizi Naim Dilmener‘di. Tek sigara için çıkmıştık, ama pakedi yarılayacaktık neredeyse. Öyle güzel bir insan Naim abi.
Daha sonra bara geçtik. Gecenin devamı Naim abi sen çal, biz oynayalım şeklinde devam etti.
"Deniz’in Artvin Günlükleri (14-15 Aralık)" için 2 Yanıt
Sevgili Deniz,
Bu kadar ovguyu, bu kadar "guzel ve ozlu soz"u hak edip etmedigimden emin degilim. Ama emin oldugum su: Artvin'de bulunmak ve Gezici Festival'in bir parcasi olmak, bana su yasimda dahi (ortalama 55), "Bir sehirde, birileriyle birlikteydim; AYDINLANDIM, HAYATIM DEGISTI" duygusu yasatmis olmasi.
Dogru, "Omur imtihanla geciyor"; ve isin insani en mest eden tarafi da, bu imtihanlarin siz ve diger dostlar sayesinde, muvaffakiyetle verilmesi, tamamimizin "yildizli pekiyi"leri hak etmesi :)
Naim abi,
bu güzel sözlerine cevap yazmakta tereddüt ettim, çünkü okuyanların gözünde "birbirlerini pohpohluyorlar" gibi görünmekten çekindim, ama ikimiz işin aslını biliyoruz. artvin'i çok sevdim, bunun sebeplerinden biri de sensin.
sevgilerimle…
Yorum Yazın