Dipteyim Sondayım Depresyondayım (Fırtınalı Hayatlar / The Weather Man)

Benliği zedelenmiş, kimlik arayışında, kendine ve çevresine yabancılaşmış, depresyonzede bir modern şehir insanının acı-komik hikayesi Fırtınalı Hayatlar. (25.03.2006)

Landlord

Önce biraz edebiyat. II. Dünya Savaşı’nın ardından ABD mali bir refaha kavuşmuştu. Kapitalist sistemin en verimli şekilde işlediği, insanların en güzel paraları kazandığı zamanlardı. Buna karşın 1950’lerde yazılan romanlarda ağırlık olarak işlenen konu modernleşen toplum ve artan teknolojiyle birlikte yalnızlığa, depresyona sürüklenen karakterlerdi. Üstelik sisteme iyi uyum sağlamış, bu sayede de başarılı olmuş ve sistemin vaadettiği ödüllerin çoğuna (ev, araba, televizyon) ulaşmış karakterlerdir bunlar. Ama bu karakterler “parayla saadet olmuyor” deyişini haklı çıkarırcasına mutsuzdur, eksiktirler. Sistemle barıştıkları ve standartlaşan hayat tarzına alıştıkları nispette bireyselliklerini kaybetmişler ve çevrelerine yabancılaşmışlardır. Yabancılaşma bu dönem Amerikan edebiyatında anahtar kelimedir.

Fırtınalı Hayatlar’ın baş kişisi (“kahramanı” demeye dilim varmıyor) David Spritz işte tam da bu şiardaki romanlardan fırlamış bir karakter. (Fırtınalı Hayatlar ne kötü bir isim tercihi, sanırsınız ki film bir “beyaz dizi” uyarlaması, ayıp.) Daha büyük bir kanala geçme olasılığı olan başarılı bir hava durumu sunucusu. İşiyle öyle bütünleşmiş ki kamera karşısında gerçek kimliğini dışına çıkıp bambaşka bir adam oluyor, oynuyor. Ama iş dışında teknik olarak öyle olmamasına rağmen tam bir “looser” görüntüsü çiziyor. Yaşadığı yabancılaşma (bu yabancılaşma topluma, en çok da yakın çevresindekilere) yüzünden karısıyla boşanmışlar. Ama şimdi depresyonuna, yalnızlığına tek çarenin yeniden ailesiyle birlikte olmak olduğunu düşünüyor. Koca kimliğine ihtiyacı var. Bu bir ilüzyon tabii. Karısıyla birlikte olma şansları yok artık. O da enerjisini çocuklarına yakınlaşmaya, baba kimliğine sarılmaya harcıyor. Heyhat, benzer bir yabancılaşmayı çocukları da yaşamakta. Babalarının onlara ulaşma çabası pek işe yaramıyor. David Spritz’in bir diğer travmasına da babasıyla olan ilişkisinden kaynaklanıyor. Anladığımız kadarıyla (geçmişleri gösterilmiyor) hayatı boyunca bir gazetecilik efsanesi olan babasına kendini kabul ettirmek için yırtınmış David. İki çocuk babası koca bir adam olmuş ama bir aradayken o hala babasının onayını bekleyen küçük bir çocuk.

Zor Hedef Fare (Mouse Hunt, 1997), Halka (The Ring, 2002) ve Karayip Korsanları (Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl, 2003) gibi ticari filmleri de başarıyla kotarabilen Gore Verbinski son on yılın belki de en iyi yönetmeni. Keşke Fırtınalı Hayatlar gibi ustalıklı işlere ağırlık verse. Çünkü diğer filmleri başkaları da çekebilir. Ama Fırtınalı Hayatlar’ı yalnızca Verbinski böyle çekebilir. Fırtınalı Hayatlar, yılın en iyilerinden, ama kıymetini seyircinin değil sinema tarihinin takdir edeceği türden bir en iyi.

Fırtınalı Hayatlar
The Weather Man

Yönetmen: Gore Verbinski

Senaryo: Steve Conrad

Oyuncular: Nicolas Cage, Hope Davis, Michael Caine

Yapım. 2005, ABD / Almanya, 102 dk.

Eleştiri notu: 4.5/5
Seyir notu: 3.5/5