
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
26 Eki


Bildiğin gibi değil, bugün çok heyecanlıyım sevgili okur.. Zira, Tersninja Yüksek Editörler Kurulu (ki kendileri bana göre bu ülkenin en değerli kuruludur), hem kendi akıl sağlıkları açısından, hem de siz değerli okurların sabırlarını daha fazla zorlamamak adına, bendenizden yazılarımı kısa tutmamı istirham ettiler..
Valla.. Neonları kırarım ama ne onları kırarım, ne de kendimi.. ya da Candy’mi.. (Bu küçük bölüm, ‘Landlord esprileri’ kontenjanından kullanılmıştır.. Tekerrür etmeyecektir.. Lütfen endişe buyurmayınız!)
Bakalım deneyeceğim.. Şimdiye dek bir türlü beceremediğim bu ‘kısa kesme’ işini bu sefer kıvırabilecek miyim? Hep beraber göreceğiz..

Film, bir akıl hastanesine kapatılmış bulunan, kafası kızdığında önüne çıkana tekme atmasıyla meşhur bir kız olan Needy’nin tanıtımıyla başlar; aslında bir süre önce gayet aklı başında, hanım hanımcık bir yaşantısı olan bu kızın kötü kaderinin sürüklediği korkunç olaylar sonrası nasıl bu hale geldiğinin anlatımıyla da devam eder..
Biz en iyisi, şu sıralar semalarında kara bulutların üşüşmeye başladığı mahaldeki meşum hadiselerin başlangıcından, işlerin sarpa sardığı döneme kadar anlatmaya başlayalım..
Yakınlarında, Devil’s Kettle (Şeytanın Çaydanlığı) denilen enteresan bir şelalenin de bulunduğu, Minnesota’ya bağlı küçücük bir kasabadayız..(Hımm..Şeytan Sofrası ya da Şeytan’ın Ayak İzi’nde olduğu gibi, birazcık farklı görünen bir tabiat hadisesini şeytana bağlamak sadece bize özgü değilmiş demek)
Bu kasabada, güzelliği dillere destan olduğundan ‘otomatikman’ liseli ponpon kızların da lideri sayılan ve doğal olarak da kendine güvenen erkeklerin gözdesi Jennifer (Megan Fox) adlı doğa harikası bir kız yaşamaktadır..
Kendisi, kasabanın lisesinde eğitim-öğretim görmekten ziyade, göz süzüp -çok afedersiniz- kalça kıvırmakta, üstelik bi de edepsizce dudaklarını falan yalamaktadır..
Onun okuldaki en yakın arkadaşı olan Needy (Amanda Seyfried), güzellik hususunda hiç de kankasından aşağı kalır yeri olmayan; ancak, kendisine gözlük takılmak suretiyle hem entelleşme, hem de çirkinleşme operasyonunu başarıyla geçirmiş, durumu itibarıyla da romantik ve utangaç bir sarışın bombadır..(Bu gözlükleme operasyonu, ‘film icabı’ da denilen beynelmilel sinema kabullenmelerinden bir acayipliktir.. Sinemacılar bu yaptıkları salaklığın sonucuna iman ettikleri gibi, bunu biz seyircilere yutturduklarından da pek emindirler)

Küçük bir yerleşim yeri olma hasebiyle, sessiz ve sakin bi şekilde sürmekte olan bu kasabanın sıradan yaşantısında önemli sayılabilecek bir gelişme olur: Gözleri sürmeli elemanlara sahip, büyük şehirli ve yeterince de ünlü bir Rock grubu olan Low Shoulder, kasabaya konser vermeye gelir..
Hem sürmeli, hem de yakışıklı elemanların kokusunu alan ‘çapkın’ Jennifer, süslenip püslenip, Needy’yi de yanına alarak, grubun sahne alacağı, kasabanın biricik tavernasına varır..
Jennifer’ın güzelliğinden çok etkilenen solist oğlan, bir yandan yanık yanık türküsünü çığırır, öte yandan da kızla kesişirken yangın çıkmaz mı?
Çıkar elbet.. Hem de ne yangın.. Bir anda tavernanın tamamı, içindekilerin de bir kısmı alevler içinde kalır..
Olaydan sağ salim kurtulmuş grup, Jennifer’ı da minibüslerine atarak, ortada kalakalmış Needy’nin şaşkın bakışları altında hızla oradan uzaklaşır..
Grup elemanları, kendi çapında bir şöhret sahibi olsalar da, ‘indie’ listelerini dolduran yüzlerce benzerlerinden farklı bir yerlere gelmenin, büyük olmanın, kısaca yırtabilmenin hırsıyla gözleri dönmüş olarak, şeytana bakire kız sunma, yani kurban etme ayini gerçekleştirmeye karar vermişlerdir..
“Hıristiyanlığın pek bi faydasını göremedik, bari Satanist olalım da köşeyi dönelim” düşüncesindeki elemanlar, Şeytan efendinin, kendisine böyle tapınanları boş çevirmeyeceğinden, dileklerini tez zamanda yerine getireceğinden emindirler..
Kızı götürdükleri Devil’s Kettle Falls’da adak yerine getirilir..

Gelgelelim, Jennifer’ın konser öncesi ettiği “Ben bakireyim” sözüne inanan elemanlar, nasıl bir yanlış yaptıklarının farkında değildirler.. Çünkü, fettan kızımız o önemsiz ayrıntıdan uzun yıllar önce kurtulmuştur..
Hal böyle olunca, gözü dönmüş solist tarafından kızın yüreğine saplanan bıçak, öldürücü olmaktan çıkmış; üstelik, açılan yarıktan içeriye Şeytan duhul etmiştir ki amman diyim!
Bundan böyle bir nevi zombi olarak, içindeki şeytanla yaşamını sürdürecek olan Jennifer’ı durdurmak mümkün değildir..
Pembe dilini çakmakla yakmak, zarif bedenini bıçakla kesmek numaralarını hiçbir zarar görmeden yapabilen bu dişi şeytan, çorba niyetine kan içmediği, ana yemek olarak insan eti (Erkek eti tercih sebebidir) yemediği zamanlar saçları dökülmekte, bebek gibi cildi matlaşmaktadır..
Çevresindeki gözüne kestirdiği erkekleri cazibesiyle kandırıp, sonra da onlarla kendine ziyafet çektiğinde ise, ahenkle dans eden saçlarını savura savura yürüyen, şahane güzellikte bir kız haline yeniden dönüşmektedir..
Normal şartlar altında, bir vesileyle eline geçirdiği adamın başının etini yiyen bir kadının, içine bi şekilde şeytan girdiğinde o herifi tümden yiyivermesi beni hiç şaşırtmadı doğrusu..
Hele içinde şeytan taşıyan hatunun Megan Fox gibi bir fıstık olduğunu çakozlayan erkek milletinin o şahane dudakların süslediği ağza ‘kompile’ girivermek için kızın kapısında kuyruk yapmalarını dahi anlayabilirdim.. Hatta kızcağızın mideciğine oturmamak için ellerinde birer Kızılay Maden Sodası ile sıranın bir an önce kendilerini gelmesini beklemelerini de gayet makul karşılardım..
(Eyvah ki ne eyvah! Yine kaptırdım gidiyorum.. Kısa kesmelisin Numan efendi! Kısa!)
Erkeklerin birer birer eksildiğini gören; okulun kütüphanesindeki bir kitaptan aldığı, hızlı bir Satanizm eğitimi sonucunda yakın arkadaşı Jennifer’daki bariz değişikliği nihayet fark edebilen Needy, onu durdurmanın yollarını aramaktadır.. Ki kendisine kolay gelsin diyor, hemen yazının son bölümüne geçiyorum..

(Yok.. Bu ara başlıktaki lafı Jennifer değil ben diyorum, naçizane.. Kestim, biçtim, elimden geleni yaptım ama maalesef pek kısa olmadı galiba bu yazı da..
Nihai değerlendirme, Tersninja Yüksek Editörler Kurulu’nun diyor ve müstakbel yazılarımı kısa tutabilmek için daha fazla çalışacağıma huzurlarınızda ant içiyorum)
Yönetmenliğini Karyn Kusama’nın yaptığı, ancak filme giden, gitmeyen hemen herkesin ‘Megan Fox’un Filmi’ olarak etiketleyeceğine emin olduğum Jennifer’s Body, bir takım korku klişelerini bazen abartarak, bazen de komikleştirerek tarz yaratmaya çalışan yetersiz bir çalışma..
Tıpkı bu filmde olduğu gibi, ellerindeki mevcut malzemeyle kaliteli bir korku-gerilim filmi kotaramayacağını anlayan sinemacıların, öteden beri yapmaya çalıştıkları kaçak güreşmenin adıdır korku-komedi.. Ne doğru dürüst korkutabilir, ne de güldürebilirler..
Üstelik bi de utanmadan ve riyakar bi şekilde -sanki mevcutmuş gibi- söyleyecek mühim şeylerini bu yolla söylemeyi tercih ettiklerinin ukalalığı içinde ıkınır dururlar..
Senaryosunu yok Oscar ödüllü Diablo Cody yazmış da, yok feminist gözlüğüyle erkek milletinin falına bakıp, biçare hallerini irdeliyormuş da.. falan filan..
Yok arkadaşlar, kimse kusura bakmasın.. Benim bu palavralara karnım tok!
Karşımızda -daha bismillah- adından başlayarak, afişiyle ve Megan’ıyla falan pazarlama stratejisini oluşturmuş, vasat bir film var..
Eğer illaki övülecekse, sırf bu ticari tarafını kabak gibi ortaya koyan açık sözlülüğüne şapka çıkarabilir diye düşünüyorum..
"Dün Akşam Adam Yedim Saçlarım İpek Cildim Bebek Gibi (Jennifer’s Body / Kana Susadım)" için Bir Yanıt
Ama biz seviyoruz uzun Numan Serteli yazılarını okumayı. Bir de tembel değiliz elhamdülillah (böyle mi yazılıyor bu ya?), üşenmiyoruz okumaya. Üşenenin burda ne işi var zaten?
Yazara kısıtlama getirilmesin ama lütfen reca edeceğim. (Bi de şike var)
Diyorum ki; ne istiyorsunuz adamdan? Haftada bir yazıyor zaten. Bırakın da uzun uzun yazsın işte… Kağıt israfı mı oluyor, nedir?
İmza N.Serteli fan atik'leri…
Yorum Yazın