Detention” Amerikan liselerinde uygulanan bir ceza sistemi. Gün içinde ceza alan öğrenci, okul saati bittikten sonra ekstra bir ders saati daha okulda kalmak zorunda bırakılıyor. Aynı ismi taşıyan 2003 yapımı film de, ismiyle gayet uyumlu bir biçimde, izleyenler açısından dayanılması zor bir seyir süreci sunuyor. İtiraf ediyorum ki, ceza gibi bu filmden bile izlerken keyif aldım. Arşivimin en kötü filmlerinden biri olduğu konusunda iddiaya girerim, ama eğlenmediğimi de söyleyemem.

Turgay Özçelik

“Detention” filminin başrolünde, “Rocky 4”den hatırlayacağınız Ivan Drago rolündeki Dolph Lundgren oynuyor. Lundgren filmde, daha önce Bosna’da savaşmış lise öğretmeni Sam Decker’ı canlandırıyor. Filmin başında Bosna’da gördüğümüz Sam’in tam olarak orada ne yaptığını öğrenemiyoruz, ama bir çocuğu kurtaramadı diye nasıl içinin gittiğini görebiliyoruz. Anlayacağınız yufka yürekli, insancıl bir kas yığını var karşımızda. Öyle ki Bosna’daki çocuğu kurtaramadı diye dönüşte öğretmen oluyor. Ama öğretmenliği de bırakmak istiyor Sam, çünkü öğrencilerin hayatlarına bir şey katamadıklarını düşünüyor. Okuldaki birçok kız, tahmin edileceği üzere bu karizmatik kas yığınına aşık. Hepsi onunla sevişebilmek için can atıyor, o ise başka bir öğretmeni tercih ediyor okul sıralarında sevişmek için…

Daha sonra, amaçlarını, kim olduklarını tam olarak çözemediğimiz, punkçı kötü adamlar çıkıyor ortaya. Gece okula giren bu kötü adamlar, çeşitli kötü emellerini gerçekleştirmek için okulu bir üs olarak kullanmak istiyorlar. Elemanlar gerçekten çok ilginç, hepsi kılık kıyafet yönünden resmen punkçı. Filme de Gotik bir atmosfer katıyor bu durum. Ama “iyiler” köşesinde klasik mi klasik bir kas yığını var, o yüzden bu atmosfer dağılıyor hemen. Filmin femme fatale’i ise, filmdeki en iyi şey sanırım; Kata Dobo’nun canlandırdığı Gloria Waylon, pembe peruğu, renkli ojeleri ve elinden düşürmediği silahıyla kesinlikle filmin en iyisi. Kötülere karşı savaşanlar safında ise sadece filmin ana kahramanı yok. Okulun öğrencileri de ellerinde uziler, şırıngalar, sopalar, bu tarz sahibi kötülere karşı amansızca savaşıyorlar. Hatta çoğu zaman, baş kahraman Sam’den daha iş bitirici oldukları da bir gerçek. Öğrencilerin profili de birbirinden ilginç. Kızlardan biri hamile, diğeri öğretmene aşık bir uyuşturucu bağımlısı. İki siyahi öğrenciden biri çocuğun babası, beyaz erkek çocuklardan biri tekerlekli sandalyede, diğeri de grubun ukalası. “Mademki gençler, kendi aralarında sürekli didişmeliler” kuralı geçerli bu filmde de, ama birlikte karşı tarafa karşı mücadele etmeyi de bırakmıyorlar.

Film bittiğinde zihnimde yer eden birçok sahne bırakıyor geride. Bunlardan biri filmin esas adamının, zincirli bir kapıyı omzuyla açmaya çalıştığı sahne. Açamayınca da, demir zinciri eritmeye çalışıyor üstelik. Oysa filmin başlarında, okulun kapıları otomatik bir şekilde kilitlenmişti, zincirler de otomatik demek ki… Bir de Sam ve bir öğrencinin, çöp arabasından yaptıkları gladyatör filmlerindeki zırhlı, kalkanlı araçlara benzeyen silahları da süperdi. A Takımı bilinciyle gerçekleştirilen bu organizasyonlar gerçekten eğlenceli. Bir polis memurunun neden çoraplarında kelepçe anahtarı taşıdığıysa sanırım biraz özel bir soru. Bir de, bir öğretmen kız öğrencilerinden biri tuvalete gitmek istediği zaman neden ona eşlik eder. Bir de genelde böyle lise filmlerinde, öğrenciler silahlardan uzak tutulmaya çalışılır, en zor durumda bile silah verilmez, tasvip edilmez. Oysa “Detention”da çocuklardan biri eline bir uzi geçiriyor, öğretmen Sam görünce kızacak sanıyorum, “Yeterince mermin var mı” diyor çocuğa. Sonra yine bir başka çocuğa silah verip, geçecekleri koridoru kontrol etmeye gönderiyor, riske atıyor yani çocuğu.

Anlayacağınız acayip şizofren bir film. Aksiyon olsun da A’sı, B’si, C’si, her tipini izlerim diyenlere mutlaka öneririm.

Okulda Terör
Detention
Yön: Sidney J. Furie
Oyn: Dolph Lundgren,Kata Dobo, Alex Karzis

Bu yazılar da ilginizi çekebilir