
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.


Şimdi çocukluğunuza inelim. Kendi tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki yetişkin olmanın en kötü taraflarından biri artık korku filmlerinden çocukluğunuzdaki kadar korkmamamız. Korkunç bir sahne öncesi gözlerimi sıkı sıkı yummayı, kafamı yastığın altına saklamayı özlüyorum bazen. İnternet meclisinden, blog mucitlerinden (ilginç içerikli, isimli her blog bir icat değil de nedir), sıkı korku filmleri seyrettiğine kefil olduğumuz dostlara sorduk: Hayatınızda en korktuğunuz film hangisiydi? Kaç yaşında, nerede seyrettiniz bu filmi ? (Bu soru aynı zamanda sana da yöneltilmiştir ey dost ninja! Daha önce sormak için çok aradık seni cepten ama ulaşılamıyordun.)
Murat Tolga Şen – Ötekisinema.comHayatımda en korktuğum izlence bir sinema filmi değil bir TV dizisiydi. Adı “Martı Adası” olan bu dizi epey yıllar önce TRT’de gösterilmişti. Bir daha izlediğim hiç bir şeyden o kadar etkilendiğimi ve gözlerimi kapatırcasına korktuğumu hatırlamıyorum!
Evil Dead de gerçekten korkarak izlediğim bir filmdir. Samsun Cenk Koray Video’dan kasedini el altından kiralamıştık (yasaktı bir ara) Matosyon mevkiindeki teyze yazlığının 2. katında teyze kızım ve sülalenin gençlerinden oluşan bir kalabalıkla izlemiş Yazlığın arkasının da orman olmasından dolayı inanılmaz tırsmış ve hepimizi korkudan tuvalete bile gidemeden orada uyumaya çalışmıştık!
Can Evrenol – Yönetmen / Ötekisinema.com7-8 yaşındayken Goonies‘de bodrum katında televizyonun karşısındaki sandalyeye zincirlenmiş yüzü deforme adamın olduğu sahneden çok korkmuştum. Hatta annem kasedi komşuda başka bir arkadaşıma vermişti. Sonra arkadaişımla etresi gün, gündüz vakti izleyebilmiştim. Ve Blairwitch Project. 18 yaşında, Lise3′teyken Kadıköy Süreyya’da izlemiştim. Gece kabus/karabasan karışımı bişeyle uyandım. 1 hafta karanlıkta uyumamaya çalıştım. Hala tek başıma, karanlıkta seyredemem herhalde.
Serdar Kökçeoğlu – Beyazperde.comGarip ama bu soruya aslında korku türünde bile olmayan bir filmle cevap vereceğim. Bir arkadaşın salonunda gecenin bir vakti, şaraptan kızarmış, koltuklara gömülmüş ve sessizleşmiş bir şekilde, uzun süredir merak ettiğimiz bir filmi izlemeye başladık. Todd Haynes‘in “Safe” filmini.
Bu film hiç beklemediğimiz bir şekilde ikimizi de darmadağın etti. Sonlara doğru, kadının yerleştiği merkezde yabancılaşmanın doruklarında münzevi bir misafir gözükmeye başlar. O her çıktığında soğuk terler döktüğümüzü ve çok korktuğumuzu hatırlıyorum. O karakter insanın bilinçaltını azdıran tarifsiz bir yabancılığa sahiptir. Hep uzakta gözükür ve yabancılaşmanın, sosyal izalasyonun doruklarındadır, bir tür “dünyaya düşen adam”a dönüşmüştür. Haynes o karakteri uzakta tutarak bizi ona daha fazla yaklaştırır aslında.
Eminim pek çok insan bizim neden korktuğumu anlamayacaktır. Kafamız güzeldi ve aslında film de hafiften kafa yapmıştı. Metafizik bir korku yaşadık ve bunu iki kişi paylaştık.
Safe; temizlik, saflık, hijyen, sağlık ve kusursuzluk takıntısı nedeniyle doğallıktan uzaklaşmamız durumunda nasıl bir canavara dönüşebileceğimizi anlatan mükemmel bir filmdir. Bu olay birkaç yıl önce gerçekleşti.
Tuğba Keleş – Tersninja.com / Genovaninja.blogspot.com (Genovalı Ninja)İlk korktuğum film, 5-6 yaşlarındayken evde izlediğim, dev karıncalarla ilgili olan, büyük ihtimal Empire of the Ants idi. O dönem karıncalar haricinde arılar ve örümceklerin başrolde olduğu bir grup film daha izlediğimi hatırlıyorum hayal meyal.
Ondan sonra da yine evde, 8-9 yaş civarı izlediğim Elm Sokağında Kabus’ta, Freddy’nin kurbanlarından birinin damarlarını pörtletip, kukla gibi oynattığı sahnedir. Bu filmden sonra başka hiçbir korku filminden korkmadım zannediyorum. Zira yaş ilerledikçe, dramalar beni daha çok korkutur oldu.
Goddes Artemis – Goddess-artemis.comEğer korkmaktan kasıt psikolojik olarak gerilmekse, bunu ben de yaşadım. Hem de çok ağır bir biçimde olduğunu hatırlıyorum. David Lynch’in Wild at Heart’ını izlemek üzere Süreyya Sineması’na gitmiştik. Yıl 1990, demek ki 20 yaşındaymışım. Kişisel nedenlerden ötürü, filmdeki anne kız (gerçekte de anne kız olan Laura Dern ve Diane Ladd tarafından canlandırılıyordu) arasındaki korkunç ilişki sinirlerimi bozmuş, ağlayarak ve neredeyse çığlık atarak filmden çıkmıştım.
Ancak, Hollywood usulü, bloodbath içerikli teen slasher’lardan bahsediyorsak, hiçbirini sevmem ve izlemem. Koroshiya Ichi‘yi güle oynaya, Salò o le 120 giornate di Sodoma‘yı birşeyler atıştırarak izleyen biriyim.
Deniz Akhan – Tersninja.com / Moleskinedefter.blogspot.com7-8 yaşlarında TRT’de seyredemediğim(!) “Empire of the Ants” filmidir. benden bir yaş küçük erkek kardeşim benim kadar etkilenmemişti, ben de yiğitliğe bok sürmemek için sıkılmış numarasına yattım ve salona geçtim. annem temizlik yapıyordu, neden böyle dolandığımı merak etmişti, ama ben çaktırmamaya çalışıyordum tabii. ancak tv’den gelen seslerden bir korku filmi gösterildiğini ve benim korktuğumu anladı.
Daha sonraları “Killer Bees” ve “Evil Dead” filmlerinden de çok korktuğumu hatırlıyorum, ama ergenlik öncesi çağlarımdı. şimdi hepsi birden gelsin, bana mısın demem.
Murat Kızılca – Ötekisinema.com / Mkizilca.blogspot.com (Kızılca Kıyamet)Sene 1979, 8 yaşındayım. Balıkesir’e uzaktan bir akrabamızı ziyarete gitmiştik. Evde oturmaktan sıkıldığım için o zamanlar sinema işleten akrabalarımız “sinemaya gider misin?” diye sordular. Daha önce hiç sinemaya gitmemiş biri olan ben olaya balıklama atladım. Balıkesir’de meydandaki saat kulesinin hemen karşısındaki sinemaydı. İki film birden olayı vardı sinemada, beni önlere doğru yerleştirdikten sonra gittiler, ilk film sıkıcı bir dramdı, ne olduğunu hatırlamıyorum bile, film bitince yanıma gelip bundan sonra bir korku filmi var, korkmazsan onu da izleyebilirsin dediler, ben korkmam dedim (sanki daha önce korku filmi seyretmişim gibi), sanırım İstanbul’dan geldiğim için gönül rahatlığı ile beni yine yalnız bıraktılar (Anadolu’nun İstanbul’a bakışı) ve hayatımda en korktuğum film tecrübem başladı. Film The Devil Within Her (1975) idi. Seneler sonra filmi bulup izlediğimde o yaşta bu filmi sonuna kadar izlemeyi başarabildiğime inanamamıştım.
Murat Tolga’nın bahsettiği Martı Adası’nı ise benim izlemem yasaktı. Kapı aralığından zaman zaman TV ye göz atmaya çalışırdım ama tam manasıyla tamamını izleyebildiğim hiçbir bölüm olmadı.
Video döneminde ise en çok Evil Dead‘den korkmuştum sanırım. Ama bunun en büyük sebebi gene ailem idi. Evil Dead’in kasetini kiralamış ama o gün izleyememiştim. Ben yattıktan sonra bizimkiler film seyretmek istemiş ve Evil Dead’i izlemişler. Seyrettikten sonra benim için zararlı olduğunu düşünerek ertesi gun videocuya iade etmişler. Bunu duyunca filme olan ilgim haliyle katlandı. Hiçbir film beni o 8 yaşımda korktuğum gibi korkutamamıştı, belki Evil Dead bunu başarabilirdi. (tek umudum sensin Evil Dead) Daha sonra kasedi tekrar kiralayıp, bizimkiler yattıktan sonra salona gidip filmi izlemiştim. Bizimkilere yakalanma gerginliğinin de etkisiyle korku dolu (harika!) dakikalar geçirmiştim.
Hayatımda en korktuğum film ilk gördüğüm ‘korku filmi’ olmalı.. Ki sanırım bu herkes için de geçerlidir..
Zira korku filmi denen tür -bi yerde- zamanla ya da seyir sayısı arttıkça alışılan, kanıksanan, giderek de korku hissi ‘zor’ yaşanabilen bir vaziyet arz eder..
Buna göre -diğer katılımcı arkadaşlarla kıyaslandığında- ‘kalu bela’ olayına en yakın çocukluğu yaşamış biri olarak, ellili ya da altmışlı yıllarda yapılmış bir korku filmi, muhtemelen benim en korktuğum film olmalı..
Yine de, kız çocuklarının çığlıklarla, bencileyin erkek çocukların koltuk arkasına saklanarak ya da zaman zaman gözler kapalı seyrettiği ve Türkçe adının ‘Mumya’nın İntikamı’ olma ihtimali büyük olan, yıpranmışlığını da göz önüne alırsak, yapım yılı babamın çocukluğuna kadar gidebilecek eskilikte bir filmi gayet iyi hatırlıyorum..
Kasımpaşa’nın ecnebi film gösteren sinemalarından Ünal Sineması’nda görmüş olmalıyım..
Yetmişli yıllarda müşerref olduğum The Omen, Suspiria falan, daha büyük yaşlarda özümü korkuyla ürperten filmler olmuştur..
Lakin, ikibinli yılları henüz idrak ederken Kadıköy Reks (O zaman Rexx olmuş muydu?)’de gördüğüm The Ring, aklımı başımdan almıştı..
Şimdiye kadar çok soran olmuştur ama bu filmin beni neden bu kadar etkilediğininin cevabını veremiyorum.. Belki de çocukluğuma inmek lazım.. Yani nerden baksan çok zaman alır..
Neyse.. Bunu ne zaman anlatsam Landlord hazretleri benimle dalga geçmekten kendini alamaz.. “Kimseye söyleme sakın.. Rezil olursun” falan der..
Allah allah.. Neyi, kimden saklayacağım ki a dostlar!?
Ayrıca bu filmin içindeki o meşum kısa film yok mu hani? En tırstığım kısa filmi de sorarsanız eğer, işte onun cevabı da budur..
Masis Üşenmez – Ötekisinema.com“Empire of the Ants” benim de yusuf yusuf ettiğim ilk filmlerdendir. Ancak asıl kurt çocuk gibi bir film izlemiştim videoda, gerçek ismi nedir falan hiç bilmiyorum 5-6 yaşlarında olmalıyım uzun süre etkisinden kurtulamadım.
LandlordÜç film geliyor benim aklıma. Birincisi John Carpenter‘ın Halloween. Tam olarak filmin başında küçük Michael Myers’ın kızkardeşini öldürdüğü sahne. Neden derseniz, bende de uyurgezerlik durumları vardı o sıralar. Küçücük çocuğum aldı beni bir korku. Ya uykumda anne babamı bıçaklarsam? Çocuk aklı işte. Bu filmi de diğer iki film gibi İzmit’te eyretmiştim. Sanırım Altınnal Sineması’nda.
İkinci film Murat Kızılcayı da aynı dönemde korkutan Doğmak İstemiyorum filmiydi. Yine İzmit’te Orduevi Sineması’nda izlemiştim, muhtemelen ağabeyimle. Hala parça parça bazı sahneler aklımda.
Son film ise Suspiria. Sanırım sinemada izlediğim de ikinciye izliyordum ama bu hangi sahnelerde paltomun altına saklanmam konusunda hazırlıklı olmamdan başka bir işe yaramamıştı. Murat Sineması’nda izledim diyeceğim ama isimden emin değilim sinemanın.
"En çok hangi filmde korkmuştun çocuğum?" için 5 Yanıt
exorcist tabi ki.hmm bir de elm sokağı diyebilirim..
Poltergeist diye bir film vardı. O çok korkunç gelmişti bana. Bir de çok çok küçükken elm sokağı kabusu'ndan çok korkmuştum. Filmde geçenleri bir türlü aklım almıyordu ve hepsini gerçek sanıyordum!..
Bir ekleme yapmak istedim: Lars von Trier’nin Antichrist’ı sinirlerimi gerçek anlamda oynatmayı başaran bir film oldu! :-(
en korktuğum ,aynı zamanda da ilk izlediğim korku filmi (ki siyah beyaz tvde izlemiştim) karındeşen jack’ti. hala bu film yüzünden korku filmi izlerken ayaklarımı yere koyamam. ne olur ne olmaz. bu filmi izleyenler ne demek istediğimi anlayacaktır :)
kimse "chuky"den korkmadı mı ya?
ben uzun süre bebeklere yaklaşamamıştım…
Yorum Yazın