
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
![]()
![]()
Yeni başladık. Doğrudan sinemayla ilgili olmayan kitaplardaki sinemayla ilgili bölümleri alıntılayacağız. Hem sinemayı, hem de o kitabı yad etmiş olacağız. Sizlerin de desteklerinizle bu bölüm serpilecek, güzelleşecek, hayatımızı güzelleştirecek.
“İşte burada bir büyük salon da sinemaya ayrılmıştı. Haftada, bazan da on beş günde bir, perşembe akşamları, şirketin birinci sınıf mühendis ve memurları ile hatırlı davetlilerine, ertesi akşam, yani cuma akşamı da öteki memurlarla onların tanıdıklarına bu büyük salonda sinema gösterilirdi. İskelenin yanındaki kahveden bozma sinema pek berbat bir şeydi. Gösterdiği filmler sade en kötü neviden kovboy ve polis filmleri olduğu gibi en pahalı birkaç sırası elli kuruştu ve yirmi beşi gözden çıkaran amele hamallarla her gece hıncahınç dolardı. Bu sebeple, şirketin sinemasının perşembe akşamı davetli sıfatı ile gitmek pek istenen bir şeydi; herkes tarafından istendiği için de, gidebilmek içtimai bir mevkii olmanın delili sayılmaktaydı. “
Davetlilerin davetlisi sıfatı ile gidenler bile konu komşularına: “-Dün akşam pek geç yattık. Şirketin sinemasına davetli idik de!” diye övünürler, birçok kadınlar ise: “-Bu sinema için hala sana davetiye göndermiyorlar, bey! Ele güne karşı küçük düşüyoruz.” Diye söylenir, sitem ve hatta kavga ederlerdi.
Sayfa 32
Kıskanmak / Nahid Sırrı Örik / Oğlak
Bu eski bir filmdi. Nuriye’nin kocası herhalde yıllar evvel görmüş olacaktı. Artık gittikçe modası geçen ve yerini yeni yıldızlara bırakan İtalyan artisti Françeska Bertini bunu belli ki gençliğinin ve şöhretinin en şaşalı bir çağında çevirmişti. Filmin başında, kendi gibi fakir bir delikanlıya nişanlı olan küçük bir işçi kızı şeklinde görünüyor, sonra pek zengin ve biraz yaşlı bir konta varmayı kabul ediyordu. Bir kere vardıktan sonra ise, kocasının krallara saray olmaya layık şatolarının bütün ihtişamına rağmen bahtiyar olamıyor, öldürdüğünü sandığı aşkının ateşleri içinde yanmaya başlıyordu. Fakat o kadar istediği halde Mükerrem kendini filmin vaka ve manzaralarına veremiyor, perdeye adeta görmeyen gözlerle bakıyordu.
Sayfa 38
Yorum Yazın