
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
23 Ara


Başkalarının Sinebiyatı’na Masumiyet Müzesi‘ndeki sinema kokan kimi satırlarıyla Orhan Pamuk konuk oluyor.
“Filmde Orhan Gencebay, Orhan adlı fakir bir genç balıkçıyı canlandırıyordu. Ona hamilik eden ve vefa duygusuyla bağlı olduğu zengin bir kötü adam vardı. Onun daha da rezil ve şımarık oğlu ve arkadaşları, daha ilk filmini çeviren Müjde Ar’a, biz de iyice görelim diye üstünü başını açarak, acımasızca ve uzun uzun tecavüz ederlerken sinema sessizleşirdi. Hamisi bunu emrettiği ve o da vefalı olduğu için, Orhan olayı örtbas etmek zorunda kalıyor ve Müjde’yle evleniyordu. Bu sırada Gencebay “ Batsın bu dünya!” diyerek, onu bütün Türkiye’de meşhur eden şarkıyı acı ve öfkeyle bir kere daha söylüyordu.”
Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi / 289. sayfa

“İkinci film, içimdeki utancı bütün ülkenin ve gökteki yıldızların asıl derdine, aşk acısına dönüştürdü. Bu sefer Orhan Gencebay’ın karşısında esmer ve tatlı Perihan Savaş vardı. Gencebay inanılmaz acılar karşısında öfkelenmiyor, hepimizin içine işleyen daha güçlü bir silaha, alçakgönüllülüğe ve çilekeşliğe gururla sarılıyor ve müzegezerlerin severek dinleyecekleri bir şarkıyla tutumunu ve filmi özetliyordu:
Bir bir zamanlar benim sevgilimdin / Yanımdayken bile hasretimdin / Şimdi başka bir aşk buldun
Mutluluk senin olsun / Dertler benim çile benim / Hayat senin senin olsun.”Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi / 290. sayfa

“Bütün o fedakar aşıkların (‘Durun durun Tanju suçsuzdur, aradığınız suçlu benim!’ demişti Hülya Koçyiğit yağmur altında yarıda kalan Akasyalar Altında adı filminde); her şeyi kör çocuğunun ameliyat parası için yapan annelerin (iki film arasında sahnedede cambaz gösterisi yapılan Üsküdar Halk Bahçesi Sineması’nda seyrettiğimiz Kırık Kalp); ‘Sen kaç yiğidim, ben onları oyalarım!’ diyen arkadaşların (Feridun’un bizim filmimizde de oynamaya söz verdiğini iddia ettiği Erol Taş); ‘Ama sen arkadaşımın aşkısın,’ diyerek mutluluğa sırt çeviren mahalleli erkeklerin fedakarlığından yorulmuştum.”
Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi / 295. sayfa

“Bazen da İki Ateş Arasında adlı filmin, acısını içine atan sert erkek kahramanı gibi, ağzımı bıçak açmazdı.”
Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi / 293. sayfa
“Sıcak bir gece, Nişantaşı’ndaki arka sokaklarıyla Ihlamur Kasrı’nın yakınlarındaki gecekondular arasında sıkışmış dar ve uzun bir bahçedeki Yeni İpek Sineması’nda dut ağaçlarının altında Aşkın Çilesi Ölünce Biter ile çocuk yıldız Papatya’nın oynadığı Duyun Kalbimin Feryadı’nı adlı meledramları seyrederdik.”
Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi 292. sayfa
“Karagümrük’teki kışlık Çiçek Sineması’nın hemen bitişiğindeki yazlık Yaz Çiçek Sinema Bahçesi’nde ise, senaryosunu damat Ferudun Bey’in kaleme aldığı ve bize Xavier de Montepin’in Ekmekçi Kadın adlı romanının yeni bir uyarlaması olduğunu söylediği Simitçi Teyze adlı filmi seyrettik.”
Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi / 293. sayfa
“Akşam Kırık Hayatlar’ın İstanbullu sinemaseverlere, gazetecilere ilk defa gösterileceği saatlerde, yağmur yağıyordu. ……………. Kırık Hayatlar, eleştirmenlerin alaycı, küçümseyici sözlerine rağmen, hem İstanbul’da hem de taşrada sinema seyircileri tarafından heyecanla karşılanarak gişe rekorları kırdı.”
Orhan Pamuk Masumiyet Müzesi / 452. sayfa

“Eskiden müzikli filmlerde Zeki Müren, Emel Sayın gibi gerçek şarkıcılar çoğu zaman kendilerini oynadıklarında, seyirci olarak kravat takıp ceket giyen ve masada usuluyle ve edeple oturan herkes içeri alınırdı. Gazino masaları bedavadan yıldızları seyretmek isteyenlerle tıkış tıkış dolar,böylece hiç para verilmeden figüran sorunu çözülürdü.”
Orhan Pamuk- Masumiyet Müzesi / 429.sayfa
“ Sonra Tarık Bey , çok merak ettiği şeyi sordu: Amerikan filmlerinde telefonun zili bizdekinden bambaşkaydı. Amerika’daki bütün telefonlar da o zil sesiyle mi çaılıyordu,yoksa bu yalnızca filmlerde çalan telefon sesi miydi? Bir an kafam karıştı ve Amerika’da telefonların ne tür bir sesle çaldığını unuttuğumu fark ettim.”
Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi / 349. sayfa
“Yaz sonunda Arnavutköy Çampark Sineması’nda şımarık bir zengin kızıyla, onu yola getiren şoförünün maceralarını Küçük Hanımefendi filminde izlerken, kollarımız gene birbirine böyle değip yapıştı ve teninin alevi benim tenimi alevlendirince, gövdem hiç beklenmedik bir tepki verdi.”
Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi / 296. sayfa
“Kasımpaşalı Üçler ile siyah gömlekler giyen Üç Korkusuz Fedai filmlerini, rekabet yüzünden her gece kesile kesile kuşa dönmüş ve anlaşılmaz üç film göstermek zorunda kalan Feriköy’deki Arzu Sineması’nda seyretmiştik. “
Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi / 295. sayfa
"Eski Türk filmleri, eski İstanbul sinemaları (Masumiyet Müzesi – Orhan Pamuk)" için Bir Yanıt
harika bir kitap,tavsiye ediyorum..okurken hiç birakmak istemeyeceginiz bir kitap(tipki benim gibi:)),film olmasini çok isterim gerçekten!
Yorum Yazın