
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
25 Oca
Yıl 1971. Bruce Lee’nin, Hong Kong’lu Golden Harvest şirketinden çıkardığı filmi The Big Boss, Hong Kong sinemasında çığır açarak, kung fu dönemini başlatıyor. The Big Boss’un Amerika’daki başarısının ardından yavaş yavaş filizlenen kung fu aşkı, kendini televizyonlarda, I Love Kung Fu gibi programlar ve Kung Fu gibi diziler şeklinde gösteriyor.
Tuğba Keleş1973 yılına gelindiğindeyse, Shaw Brothers yapım şirketinden çıkan King Boxer/Tian Xia Di Yi Quan (Five Fingers of Death olarak da bilinir), kendisinin bile hayal edemeyeceği kadar büyük bir sükse yaparak, başta Kuzey Amerika ve Avrupa olmak üzere dünyanın geri kalanında, ‘kung fu furyası’nı başlatan kilit film olarak, hem tarihteki hem de Ters Ninja’daki yerini alıyor.
1972 yılında Hong Kong’ta görücüye çıkan filmin, 1973 yılının başlarında Warner Bros. tarafından Amerika’da dağıtımı yapılır. Vizyona girer girmez, Box Office listesinde 3.sıraya kadar tırmanma başarısını gösterir. Her ne kadar tahtını kısa süre içerisinde Bruce Lee’nin Enter The Dragon’una bırakacak olsa da, King Boxer’ın açtığı yolda, yüzlerce kung fu filmi (300’den fazla olduğu rivayet edilir), bu pazara sürülür. Öyle ki, çekilen filmlerden bazıları, kendi memleketlerinde vizyona dahi girmeden, yalnızca dış pazara yönelmiştir. Amerika ve Avrupa’daki festivaller aracılığında, yurtdışına açılmanın yollarını arayan Hong Kong film piyasası, şeytanın bacağını kırdıktan hemen sonra, yıllardır kolladığı fırsatı ele geçirmiş, böylelikle yabancı şirketlerle ortaklaşa filmler üretme aşamasına kadar gelmiştir.
İngiliz Hammer ile çekilen The Legend of the 7 Golden Vampires, Call Him Mr.Shatter (1974) ve İtalyan Champion Films ile çekilen Blood Money (1974), örneklerden yalnızca birkaçıdır. Hong Kong film piyasası, furyanın kaymağını yiyedursun, bizler de şu filmin ne menem bir şey olduğuna göz atalım. (Şu andan itibaren ahkâm kesme formatında kullandığım dil, basite indirgenmiş olup, bünyede tahribat yaratma tehlikesi içerebilir. Okuyucusunun güvenliğini her şeyden önde tutan Ters Ninja, bu konuda gerekli önlemleri almanızı rica eder.)
Aslen Koreli olan Chang-hwa Jeong tarafından yönetilmiş Five Fingers of Death, aslında oldukça klasik bir konu etrafında dönüyor. Shaw Brothers’ın önemli aktörlerinden bir olan Lo Lieh, oldukça yetenekli olmasına rağmen, ustasının kızına aşık olduğundan ‘aşkım, kariyerimin önünde gelir’ düşüncesine odaklanmış, ustasının dizinin dibinden ayrılmayan, son derece saygılı, vur ensesine al lokmasını tipli, Chah Chih-Hao adında bir delikanlıdır. Günlerden birgün, yolda saldırıya uğrayan usta, her ne kadar, o an için tehlikeyi savuşturmuşsa da, iyice yaşlandığının farkına varır ve Chah Chih-Hao’yu, kendini geliştirmesi için Usta Sun’in yanına gönderir.
Usta Sun’in, potansiyeli olan ama henüz yeteneğini ortaya çıkaramamış Chah Chih-Hao’yi hemen eğitmeye başlaması, dönem filmlerini göz önüne alırsak mümkün değildir. Bu nedenle, bir müddet hem mecazi anlamda hem de kelimenin tam anlamıyla işin ‘mutfağında’ yetişmek üzere, mutfak işlerinde görevlendirir delikanlıyı. Chah Chih-Hao, burada, gıkını bile çıkarmadan, kung fu yeteneklerini geliştirmeye, çok da bilinçli olmayarak başlar. Elbette, delikanlının bu azmi, ustanın gözünden kaçmayacak ve kısa süre sonra (yaklaşık 1 yıl!), fantastik Demir Aya (Türkçesine kıkırdamaktan kendilerini alamayanlar için İngilizcesi geliyor; Iron Palm) tekniğini, sağ kolu denilebilecek öğrencisi yerine, daha fazla potansiyel gördüğü Chah Chih-Hao’ya öğretmeye başlayacaktır. Diğer öğrencinin, kıskançlık krizlerine girdiğini belirtmek, bu noktada gereksiz değil de nedir?
Chah Chih-Hao, çalışmaya devam ederken, kung fu filmlerinin klasik teması ‘intikam’ı hazırlayan olaylar da peşisıra cereyan etmektedir. Rakip okul, kung fu camiasında ‘1 numero’ olabilmek adına, fırsat bulduğu her an Chah Chih-Hao’nun okuluna saldıracak, hatta bir müddet sonra ekibine Japonları da katacaktır.
Demir Aya tekniğinde ustalaşmak için, ellerini, korların içine sokup sokup çıkaran Chah Chih-Hao (evde denemeyin), karşı okula mensup adamlar tarafından her tartaklandığında metaneti korumayı başarsa da, film ilerdikçe artan tartak sayısı, intikam öğesiyle birleşince, eninde sonunda kahramanımızın ‘burasına’ kadar gelecek ve ’Çi’ gücünü ellerinde toplamak suretiyle, kendisinin bile şaşkınlıkla karşıladığı kızarmış elleriyle önüne geleni harcayacaktır. Ta ki, karşısına, birçok Hong Kong filminde rahatlıkla rastlanabilecek ‘kötü karakter’ japonlar çıkana kadar. Japonlar tarafından, elleri kullanılamaz hale getirilen Chah Chih-Hao, önce umutsuzluğa düşmüşse de, kısa süre sonra ustasına uzanan eller dolayısıyla, küllerinden yeniden doğacak ve dövüş arenasında, intikamını almayı başaracaktır.
Film, temel olarak, dört ana başlık altında toplanabilir; Girizgâh olarak, kendi yeteneğinin farkında olmama, gelişme olarak, azimle çalışarak yeteneğini ortaya çıkarma, kırılma noktası olarak, küçük düşürülme ve intikama yönelten ölümler ve son olarak, alınan intikam. Zaten hemen hemen her kung fu filminin, kırılma noktasının yeri zaman zaman değişmekle birlikte, bu dört öğe üzerine kurulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Görüldüğü üzere son derece basit bir konuyu, seyircinin kendini rahatlıkla özdeşleştirebileceği ’kahraman’ bir karakter eşliğinde, içerisine temiz bir aşk, bol aksiyon ve çeşitli gariplikleri (kızaran eller ve çıkartılan göz küreleri gibi) de ekleyerek anlatan film, o dönem beklediği ilgiyi doğal olarak almış.
Konudan alnımızın akıyla çıkmayı başardıysak eğer, Five Fingers of Death’in, bir diğer popüler özelliği olan müziğinden de kısaca bahsetmekte faide var. Günümüz şartlarında, Quentin Tarantino’nun Kill Bill’inden hatırlanabilecek (Aklımda kalan sahnelerden biri Gelin’in O-Ren ile gözgöze geldiği andır) parça, aslen Quincy Jones tarafından, 1967-75 arasında İngiliz NBC televizyonunda yayınlanmış A Man Called Ironside isimli polisiye dizi için bestelenmiştir. Görüldüğü üzere önce diziden King Boxer’a, 30 yıl aradan sonra da Kill Bill’e nasip olmuştur beste.
Bu film haricinde King Boxer/Xiao Quan Wang adında 1971 tarihli bir başka film daha var. “Şiddetin Dört Parmağı” adıyla Türkiye’de vizyona girmiş film, konu itibariyle 72 tarihli filme çok çok yakın dursa da –hatta filmdeki ‘kötü’ Japon, gerçekten de Japon oyuncu Yasuaki Kurata tarafından canlandırılmıştır, nitelik açısından oldukça farklı bir noktadadır. Türkçe isminin ise, Five Fingers of Death’e gönderme olduğu açıktır. Lâkin neden 4 parmak olduğu sorusuna verecek yanıtım olmamakla birlikte (zira filmde parmak kopması gibi bir durum yoktu hatırladığım kadarıyla) onun yerine sizlere akıllara zarar diğer bazı Hong Kong filmlerinin isimleriyle veda etmekte beis görmüyorum;
Ten Fingers of Steel (Türkçe adıyla 10 Çelik Parmak), Bloody Fingers (Kanlı Parmaklar), Ten Fingers of Death (Ölümün 10 Parmağı), Itchy Fingers (Kaşıyıcı Parmaklar) , Five Fingers of Steel (5 Çelik Parmak), Iron Fingers of Death (Ölümün Demir Parmakları) vs.
Önemli Not: Bu yazı yalnızca 7 parmak kullanılarak yazılmıştır. Geri kalan 3 parmağa hiçbir şekilde zarar gelmemiştir.
"Fantastik Demir Aya tekniğini takdimimizdir. (King Boxer / Five Fingers of Death)" için Bir Yanıt
[...] RED RIGHT HAND İddia Ediyorum a.k.a. Mesnetsiz Atıyorum, Nick Cave’in Red Right Hand için çıkış noktası Milton değil Five Fingers of Death adlı filmdir. Buyrun Ters Ninja‘ya. [...]
Yorum Yazın