Faruk Hacıhafızoğlu: “Çocukların Gözünden Anlatmak Daha Gerçekçi”

Taka Tegin Ozdemir, Omer Uluc, Yakup Ozgur KurtaalGeçtiğimiz yıl 6. Malatya Film Festivali’nde Kristal Kayısı En İyi Film Ödülü kazanan “Kar Korsanları”, ardından 22. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Yılmaz Güney Ödülü ve 1. Edirne Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazanmıştı. Yurtdışında daödüller kazanmış, hayli beğeni toplamıştı. Darbe Türkiye’sinin Kars’ında üç çocuğun başından geçen hikayeyi anlatan Kar Korsanları‘nın yönetmeni Faruk Hacıhafızoğlu ile sizin için keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

“Kar Korsanları”, sizin kendi çocukluğunuzdan yola çıkarak çektiğiniz bir film… Nasıl gelişti süreç?

Filmdeki kömür toplama hikâyesi, benim kendi çocukluğumda yaşadığım bir hadise. Fakat yoksulluktan kaynaklanan değil, daha çok mahrumiyetten kaynaklanan bir durum söz konusu burada. Kars’ta o dönemde kömür yoktu. Neden yoktu bilmiyoruz, Kars’ın cezalandırıldığı söyleniyordu darbe hükümeti tarafından, bunlar tevatür tabii. Almanya’da karlı bir kış günü, annem duygulanarak benim bir sefer aceleden fazla ısınmış kömürleri toplayıp eve getirdiğimde çuvalın yarı yanık ve bomboş bulduğumuzu anlatmıştı. Burdan yola çıkarak hikâyeyi geliştirdim. Kalan kısımlar bence o dönemdeki çocukların kolektif anıları sayılabilir. Darbe altındaki bir ülkenin vaziyeti kurmaca olarak girdi filme. Herkesin o dönem yaşadığı şeyler bunlar, her gösterimde 5-6 izleyici aynı şeyleri o dönemde kendilerinin de yaşadığını ifade etti. Bu anlamda film mutlaka temas ediyor birilerine, geçmişini canlandırmalarına vesile oluyor.

Taha Tegin Ozdemir, Omer Uluc, Yakup Ozgur Kurtaal, Isa Mastar, Ilker S─▒r, Oguzhan Ulukaya

Bu çocukların gözünden anlatılan bir 12 Eylül hikâyesi aslen. Neden çocuklar üzerinden anlatmayı seçtiniz hikâyenizi?

O dönemde ben de çocuktum ve kendi gözümden anlatmış oldum hikâyeyi aslında. Bir de hikâyeyi gerçekçi kılmada daha etkili oldu çocukların gözünden hikâyeyi anlatmak. Büyüklerin yaşadıklarının tanığı değilim birinci elden, okuyarak ya da büyüklerin anlattıklarıyla öğrendim o dönemi. O yüzden ilk filmde büyüklerin gözünden hikâyeyi anlatmak sıkıntılı olabilirdi. O yüzden çocukların gözünden anlatmayı yeğledim.

Sinemanızda yoksulluk temel bir motif olmamakla birlikte çok büyük bir yer kapsıyor. Bu açıdan da İran sinemasına yahut da Yılmaz Güney’e benzettim ben sizin dilinizi. Neler etkiledi sizi? Bu filme esin kaynağı olan eserler var mı?

Bizim gibi taşra çocukları özellikle Yeşilçam ve Amerikan sineması ile büyümüştür. Dolayısıyla Yeşilçam etkisinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Tabii ki bu bağlamda Yılmaz Güney’in de yeri var, Ertem Eğilmez’in keza, çok etkilendiğim bir isimdir. Bunla birlikte İran sineması ve İtalyan sinemasından da etkilendiğimi söyleyebilirim. Ken Loach’ı çok severim, onun etkisi de vardır bende. Hatta filmde çocukların kömür kavgası üzerinden onun Kes filmine de gönderme yaptık.

Taha Tegin Ozdemir, Omer Uluc, Yakup Ozgur Kurtaal

Filmde profesyonel çocuk oyuncular yerine yöreden çocuklarla çalışmayı yeğlemişsiniz. Neden böyle bir tercih yaptınız? Zor olmadı mı çocuklarla çalışmak?

Bir kere ülkemizde çocuk profesyonel oyuncu bulmak sıkıntılı bir şey, hadi buldun diyelim onları Kars’a götürmek başka bir sorun, okulları var, iklim koşulları çok sıkıntılı. Bir de gerçekliğinin de yüksek olması için yörenin çocukları olsun istedim. Bu yüzden gittik oradan bulduk oyuncuları. Yaklaşık 1500 çocuk arasından seçtik çocuk oyuncuları. Tüm oyuncu kadromuz da oradan neredeyse, bir kısmı konu komşu, yoldan geçenler rol aldılar filan… Birkaç istisna hariç herkes yöreden filmde.

“Kar Korsanları” çok ödül kazandı bu sene, buna mukabil çok ismi duyulamadı filminizin. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Ülkemizdeki genel eğilim, filmlerin tanıtımı, sinemaya ilgi çeşitli mecraların yazmasından, çizmesinden geçiyor. Belki görmediler, görmek istemediler, bilemiyorum. Belki de vizyondan sonra değişir bu, göreceğiz. Bilmedikleri isimlerin filmlerine karşı bir mesafe koyma eğilimi hissettim ben. Bu adam kimdir, camianın içinden mi, değil mi, biraz ona bakıyorlar. Ben yurtdışından geldim, daha önce bilinen biri değilim burada. Muhtemelen çok da bilmedikleri bir insan olmamın da etkisi oldu galiba.

kar korsanları

“Kar Korsanları” çok zor şartlar içinde çekilmiş bir film… Oldukça meşakkatli bir film olmuş sanırım…

Çekim koşulları çok zordu, kar ve soğuk çok etkiledi çalışmalarımızı. Sürekli çalışmak hiç mümkün olmuyordu. Ekip komple hastalandı, iki üç gün yatmak zorunda kaldı soğuk algınlığından dolayı. Yapımcımız yoktu, yapım faaliyetlerini de ben yürütmek zorunda kalıyordum. Bir yandan benzin parası tedarik edip, bir yandan yemek bulmaya girişmek, diğer yandan da “oyun” demek gibi bir curcuna içindeydim. Dolayısıyla çok etkilendik. Maddi koşullardan dolayı da filmin 5’te 2’sini çekemedik.

Bir sonraki projeniz ne olacak? Hafızoğlu’nun yeni filmi ne üstüne olacak?

Birkaç hikâye var üzerinde çalıştığım. Ama muhtemelen Londra geçen bir hikâye var, onu çekmek istiyorum. Bir kara-mizah , göçmenlik hikayesi; alt-sınıfın dayanışmasını ve sistemle olan çatışmaları üzerine olan bir film olacak.