Bu hafta sekiz film vizyona giriyor. Türk sineması adına ülkemizin en önemli yönetmenlerinden Reha Erdem‘in Kosmos‘u ve Nesli Çölgeçen‘in Denizden Gelen‘i dikkat çekiyor. Atmosferi ile çok beğenilen animasyon 9 ve Colin Firth‘ün oyunculuğuyla sükse yaptığı Tek Başına Bir Adam ise ilgi gösterilmesi gereken yabancı filmler. Herkese iyi seyirler…


The Young Victoria (Genç Victoria)

Yönetmen: Jean-Marc Vallee

Senaryo: Julian Fellowes

Oyuncular: Emily Blunt, Rupert Friend, Paul Bettany, Miranda Richardson, Jim Broadbent

Yapım: 2009, İngiltere/ABD, 105 dakika

Tarihi öyküler söz konusu olunca, özellikle iş Victoria gibi efsaneleşmiş karakterlere uzanınca, çocukluk yıllarını prenses masallarıyla geçirmiş her kadın gibi benim için de akan sular duruyor sevgili okurlar… Hele bir de kişisel sinema serüveninizde dönem filmlerine karşı özel bir ilginiz varsa, etekleriniz zil çalarak koşuyorsunuz salona! Ancak Buckingham Sarayı’nın koridorlarında gezinmek, o görkemli elbiseleri, saç lülelerini, korseleri, ihtişamlı sofraları ve beyefendilerin hanımlar önünde reverans edişini görmek güzel olsa da, ne çok övülesi ne de fazla yerilesi, ortalama bir film Genç Victoria.

Oysa daha büyük heyecanlara sürüklenmek, o yılların içinde savrulup sarsılmak gibi daha yüksek beklentilerim var benim dönem filmlerinden. Genç Victoria ise ne yazık ki böylesine bir etki yaratmakta kifayetsiz kalıyor. Dilerseniz nedenlerini sorgulamaya kamera arkasından başlayalım… Fransız asıllı Kanadalı yönetmen Jean–Marc Vallee’yi bol ödüllü C.R.A.Z.Y (Çılgın, 2005) filminden tanıyoruz. Senaryo ise Robert Altman’ın Gosford Park’ıyla akıllarımızda kalan Julian Fellowes’a ait. Bu aşamada; yönetmenin anlatımda bir ritim sorunu yaşadığını, tempoyu filmin bütününde korumakta güçlük çektiğini ve senarist Fellows’un ise kendisinden beklenen derinlik/etkinliği bu kez yakalayamadığını peşinen söylemeliyim.

Film, Kent Dükü ile Düşesi’nin kızları Prenses Victoria’nın doğumu ve çocukluk dönemine kısaca göz attıktan sonra, Victoria’nın Kraliçeliğinin ilk yıllarına yoğunlaşıyor. Genç kadının bu geçiş döneminde yaşadığı siyasi ve duygusal sıkıntılara, bağımsızlığını elde ediş mücadelesine ve bu süreçte aşka sarılarak var olma/güçlenme öyküsüne odaklanıyor. Ancak problem şu ki, değindiği hiçbir temayı vurgulamakta ve dillendirmek istediği hiçbir büyük cümlenin altını çizmekte başarılı olamıyor film. Öyle apar topar neticeleniyor ki öykü, perde kararıp ışıklar yandığında damağınızda yarım kalmış bir tat duygusuyla irkiliyor ve yönetmenin adeta tüm çekim sürecini hedefini somutlaştırma sıkıntısı içinde geçirdiğini hissediyorsunuz.

Filmin en tatlı yanı, şüphesiz oyuncuları… Şu ana dek pek de sıcak bakmadığım Emily Blunt, olgunluk dönemi portresini Judi Dench (Mrs. Brown) ile hatırladığımız Victoria’nın gençlik/toyluk dönemini ve Kraliçeliğe geçiş sürecini o baygın bakışları ve donuk ifadesiyle başarıyla canlandırıyor. Büyük aşkla bağlanıp hayatını birleştirdiği kuzeni, Almanya Prensi Albert rolünde Rupert Friend, geçen yıl Michelle Pfeiffer’la birlikte oynadığı Cheri (Aşkım) filminde olduğu gibi yine enteresan yüzüyle akılda kalıcı bir performans sergiliyor. A Beautiful Mind (Akıl Oyunları)’nın hayali karakteri ve The Da Vinci Code ( Da Vinci Şifresi)’nin unutulmaz Silas’ı olarak kalplerimizi kazanan Paul Bettany’nin de, Victoria’nın akıl hocası Lord Melbourne karakterinde film bittikten sonra da tüm gerçekliğiyle bizimle yaşamayı sürdürdüğünü söylemeliyim.

Son olarak… Yapımcıları arasında Martin Scorsese ve York Düşesi Sarah Ferguson gibi iki ilginç ismin bulunduğu Genç Victoria’nın en çekici yanlarından biri de müzikleri… Ilan Eshkeri imzalı tema, öykünün bütününe büyük bir ahenkle eşlik ediyor ve duyguyu güçlendirmekte önemli katkı sağlıyor. Her izleyiciye yüzde yüz salık veremesem bile, dönem filmlerine özel ilgi duyanlardansanız yine de görmenizde fayda var derim… İyi seyirler!

A Single Man (Tek Başına Bir Adam)

Yönetmen: Tom Ford

Senaryo: Tom Ford, David Scearce (Christopher Isherwood’un romanından)

Oyuncular: Colin Firth, Julianne Moore, Nicholas Hoult, Matthew Goode

Yapım: 2009, ABD, 101 dakika

Dram türündeki film, orta yaşlı eşcinsel İngilizce öğretmeninin uzun yıllar birlikte olduğu sevgilisinin ölümünün ardından yaşadığı bir günü anlatıyor. Tek Başına Bir Adam, ünlü modacı/dahi çocuk Tom Ford’un ilk filmi olması itibariyle uzun zamandır merakla bekleniyordu.

Christopher Isherwood’un romanından David Scearce ve yönetmen Tom Ford tarafından senaryolaştırılan film, gösterildiği festivallerde pek çok ödül topladı: 2009 Venedik Eşcinsel Aslan, 2009 Satellite Ödülleri En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Yapım ve başrol oyuncusu Colin Firth için de 2009 Santa Barbara En İyi Performans, 2009 Venedik Volpi Kupası En İyi Erkek Oyuncu, 2009 San Francisco Film Eleştirmenleri Birliği: En İyi Erkek Oyuncu, 2010 BAFTA En İyi Erkek Oyuncu.

Kosmos

Yönetmen: Reha Erdem

Senaryo: Reha Erdem

Oyuncular: Sermet Yeşil, Türkü Turan, Hakan Altuntaş, Sabahat Doğanyılmaz

Yapım: 2009, Türkiye/Bulgaristan, 122 dakika

Dram türündeki film, mucizeler yaratan bir hırsızın öyküsünü anlatıyor. Dağlardan taşlardan, birilerinden kaçar gibi geldiği zaman dışı sınır şehrinde küçük bir çocuğu nehirde boğulmaktan kurtaran hırsız bir anda iyileştirme gücüyle halk arasında nam salıyor. Ancak şehirde soygunlar ve mucizeler de birbirini kovalamaya başlıyor.

Kosmos geçen yıl Altın Portakal Film Fesitvali’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülleri ve Ses Tasarımı Özel Jüri Ödülüne değer bulundu. Yönetmen Reha Erdem ise, 1999’da çektiği Kaç para Kaç’tan bu yana bence Türkiye’nin en iyi ve farklı yönetmenlerinden biri. Kosmos’la birlikte, geçen yılki diğer filmi Hayat Var’la da ödüller toplamayı sürdürüyor.

The Crazies (Salgın)

Yönetmen: Breck Eisner

Senaryo: Scott Kosar, Ray Wright (George A. Romero’nun 1973 tarihli aynı isimli filminden uyarlama)

Oyuncular: Timothy Olyphant, Radha Mitchell, Joe Anderson, Danielle Panabaker

Yapım: 2010, ABD/BAE, 101 dakika

Bilim kurgu gerilim türündeki film, şehir sularına karışan zehirli bir madde nedeniyle tüm sakinleri psikopat katillere dönüşen ve karantinaya alınan bir kasabada yaşanan olayları anlatıyor. İnsanların kontrollerini kaybederek birer caniye dönüşmeleriyle Amerikan rüyası sona eriyor ve ordu salgını önlemek için kasabaya giriş çıkışı engelleyince, sağlıklı kalanlar ile katiller arasında kaos başlıyor.

1973 tarihli ve aynı isimli George A. Romero filminin yeniden çevrimi olan Salgın’ın senaryosu Scott Kosar ve Ray Wright tarafından yazılmış. Yönetmen Breck Eisner’i ise Sahara adlı filmiyle anımsayabilirsiniz.

Denizden Gelen (Zeytin Dalı)

Yönetmen: Nesli Çölgeçen

Senaryo: Ersin Kana

Oyuncular: A. Onur Saylak, Deniz Boyner, Ahu Türkpençe, Sümer Tilmaç

Yapım: 2010, Türkiye

Dram türündeki film, girdiği çatışmada Afrikalı bir göçmenin ölümüne sebep olan polis memurunun vicdani sorgulamasını ve içsel yolculuğunu anlatıyor. Olay üzerine baba ocağına dönen polisin yolu burada yine göçmenlerle kesişiyor.

Filmin senaryosu Ersin Kana tarafından yazılmış. Yönetmen Nesli Çölgeçen’i ise Züğürt Ağa ve Selamsız Bandosu gibi filmleriyle tanıyoruz.

[Rec] 2

Yön: Jaume Balaguero, Paco Plaza

Senaryo: Jaume Balagueró, Manu Díez, Paco Plaza

Oyuncular: Oscar Sanchez Zafra, Ariel Casas, Alejandro Casaseca, Pablo Rosso

Yapım: 2009, İspanya, 85 dakika

Korku dram türündeki film, karantinaya alınan bir binada kapana kısılan insanların ve onlara ulaşabilmek için binaya girmeye çalışan özel harekat biriminin macerasını anlatıyor.

Jaume Balaguero ve Paco Plaza, serinin ilk filmi Rec: Ölüm Çığlığı’nı da beraber yönetmişlerdi. Senaryoyu ise Manu Díez ile birlikte kaleme almışlar. Yönetmenlerden Jaume Balaguero’yu Fragile (Kırılgan), Darkness (Karanlık), The Nameless (İsimsiz) gibi filmlerinden anımsayabilirsiniz.

Ladlord’un film hakkındaki yazısını okumak için tıklayın.

Turgay Özçelik’in film hakkındaki yazısını okumak için tıklayın.

9

Yönetmen: Shane Acker

Senaryo: Pamela Pettler, Shane Acker

Orijinal Seslendirme: Christopher Plummer, Martin Landau, John C. Reilly, Crispin Glover, Jennifer Connelly, Fred Tatasciore, Elijah Wood, Alan Oppenheimer, Tom Kane, Helen Wilson

Yapım: 2009, ABD, 79 dakika

Sinema sektöründe yer almak isteyen yeteneklerin işe kısa filmlerle başladıkları malum. Ancak bazıları var ki, sektörün önemli yönetmenleri tarafından fark ediliyor ve onların yapımcılığı altında daha kolay finansman sağlayarak uzun metraj filmlerini çekebiliyorlar. Peter Jackson‘ın yapımcılığını üstlendiği ve geçen senenin en iyilerinden olan District 9 (Yasak Bölge 9) böyle bir filmdi. Üstelik yönetmen Neill Blomkamp, kısa filmi Alive in Joburg‘u uzun metraja uyarlamıştı.

Shane Acker‘ın yönettiği animasyon filmi 9 da hem isimlerindeki “9” ortak paydasıyla hem de üretim biçimleriyle Yasak Bölge 9‘a benziyor: Yönetmenin aynı isimde çektiği kısa film 2006 yılında En İyi Kısa Metrajlı Animasyon dalında Oscar’a aday olmuştu. Efsanevi yönetmen Tim Burton ve son dönemin popüler yönetmeni Timur Bekmambetov‘un kanatları altında, Shane Acker bu kısa filmi uzun metraja uyarladı.

9, artık alışıldık bir post-apokolaptik hikâye. İnsanların savaş hırsları makineleşmeyi azami seviyeye çıkarıyor ve taraflardan biri kesin zafer için yapay zekayı hayata geçiriyor. Ama (Matrix ve The Terminator‘den alışkın olduğumuz üzere) bu yapay zeka insanlarla savaşmayı daha doğru buluyor. Film insanlığın son umudu olan 9 numaralı bez bebek/robotun, diğer benzerlerinin de yardımıyla, verdiği mücadeleyi anlatıyor.

Konu bilindik, ama yönetmen kısa filminde beğeni toplayan atmosfer ve anlatımı daha iyi bir görsellikle uzun metraja da taşımayı başarmış. Sadece animasyon düşkünlerini değil, bilimkurgu/fantezi türünü, hele ki kıyamet sonrası senaryolarını sevenleri de memnun edebiliyor. Anlayacağınız Tim Burton‘ın ismi sadece bir reklam malzemesi değil, yönetmenin uzun kariyeri boyunca inşa ettiği fantezi dünyasına yakın bir filme yapılan güzel bir destek.

Astro Boy

yönetmen: David Bowers

Senaryo: David Bowers, Timothy Harris (Osamu Tezuka’nın çizgiroman serisinden uyarlama)

Orijinal Seslendirme: Nicolas Cage, Kristen Bell, Samuel L. Jackson, Charlize Theron, Elle Fanning, Bill Nighy, Alan Tudyk, Matt Lucas, Freddie Highmore, Donald Sutherland, Nathan Lane

Yapım: 2009, Hong Kong/ABD/Japonya, 94 dakika

Haftanın ikinci animasyonu Manga’nın babası Osamu Tezuka‘nın en ünlü karakteri Astro Boy. Aslen doktor olan Tezuka, yenilikçi ve farklı yaklaşımıyla hem bugünkü büyük sektörün önünü açmış hem de II. Dünya Savaşı sonrası Japon halkının moral kaynaklarından biri olmuştu.

Astro Boy, aslında modern bir Pinokyo uyarlaması. Fütüristik şehir Metro City’nin dahi biliminsanı Dr. Tenma tarafından yaratılır ve zamanla sahip olduğu insani duygularla kendini kabul ettirmenin arayışına girer.

Japon kaynaklı da olsa, Astro Boy çizgiroman ve anime olarak ABD’de de ilgi toplamış bir kahraman. Dolayısıyla uzun metraja uyarlanması şaşırtıcı değil. Ancak, her ne kadar keyifli bir aile filmi olsa da, üç boyutlu animasyonun orijinalin ruhunu taşımadığı, hikâye olarak da farklılıklara sahip olduğu için eleştirildiğini belirtmek gerek.

Landlord’un film hakkındaki yazısını okumak için tıklayın.

Landlord’un MANGA hakkındaki yazısını okumak için tıklayın.

5 YORUMLAR

  1. 1. Bunların çoğu tanıtım yazısı, senin de fark edebileceğin gibi. Sen gazetelerdeki, dergilerdeki yazıların filmleri seyrettkten sonra mı yazıldığını sanıyordun bugüne kadar?

    2. Şu hataları say da biz de öğrenelim.

    3. Beğenmiyorsan niye okuyorsun Fecir Alptekin'i? Yazı mı yok, eleştiri mi yok Ters Ninja'da?

  2. kaymak`a katılıyorum. Landlord tecrübeli bir eleştirmen olarak hoşgörünün olmadığı bir ortamda eleştiri yapmanın zorluğunu birinci elden biliyordur bence. Tasarımı da içeriği de böyle güzel bir sitede tek eksik(ya da fazla) Landlord`un eleştirilere aşırı tepkisi.

    Umarım bu düşüncemi dile getirdiğim için "Beğenmiyorsan girme kardeşim o zaman siteme!" gibi bir tepkiyle karşılaşmam.

    Sevgiler..

  3. Eleştiriye eleştiriyle yanıt verme hakkım var ama tabi bunu da eleştirebilir isteyen. Ama o yorumu yapanın iyi niyetinden şüphe ediyorum ben. Filmleri seyrettiğini iddia eden yokken ortada bıdı bıdı bıdı… (üstelik her hafta aynı argüman: filmleri seyretmiyor mu? Hatta bunun bir sinema yazarı olmasından bile şüpheleniyorum. Zira bu ara bazı SIYAD üyelerinde dernek üyesi olmayanları hakir görme modası var)

CEVAPLA