Fecir Alptekin’le Bu Hafta Vizyona Giren Filmler (18 Haziran 2010)

Bugün vizyona giren altı yeni film var: Özlediğimiz yönetmenlerden Neil Jordan’ın son çalışması İlahların Aşkı… Sıradışı ve sorunlu bir ilişkiyi anlatan fantastik dram Şüphe… Bilimkurgu animasyon Gezegen 51…  Ve bir Türk filmi Off Karadeniz… Herkese iyi seyirler!

Fecir Alptekin

Ondine/ İlahların Aşkı

Yön: Neil Jordan
Sen: Neil Jordan
Oyn: Colin Farrell, Alicja Bachleda, Alison Barry, Tony Curran, Stephen Rea
Yapım: 2009, İrlanda – ABD, 111 dk.

Neil Jordan’ın yeni filmi Ondine/ İlahların Aşkı vizyonda… Fakat ne yazık ki, beni iyi ya da kötü her defasından şaşırtan, kendisiyle ilgi fikirlerimi bir türlü sabitleyemediğim yönetmenlerden biri Jordan. Yeteneklerine inanıyorum, ancak bazen nasıl bu kadar yüzeyselleşebildiğini anlayamıyorum. Mesleki deformasyon mu, körlük mü desem… İşe başladıktan kısa bir süre sonra, aslında yanlış bir proje üzerinde olduğuna kanaat getirip gerisini savsaklamak mı desem… Ne desem bilemiyorum, çünkü İlahların Aşkı da, sinema kültürü/ vizyonu az gelişmiş, entelektüel birikiminden kuşku duyulacak, amatör bir yönetmenin elinden çıkmış izlenimi yaratıyor insanda. Doğal olarak da, Ağlatan Oyun’u çekmiş bir adamın bu filmde parmağı olduğuna inanmakta güçlük çekiyorsunuz.

Jordan’la ilgili problemlerim, filmografisinden örneklere baktığımda belleğimde hemen tazeleniyor: The Company of Wolves/ Kurtlar Sofrası (1984), Mona Lisa (1986), High Spirits/ Şatonun Ruhları (1988), We’re No Angels/ Biz Melek Değiliz (1989), The Crying Game/ Ağlatan Oyun (1992), Interview with the Wampire/ Vampirle Görüşme (1994), Michael Collins/ Özgürlüğün Bedeli (1996), The Butcher Boy/ Küçük Kasap (1997), In Dreams/ Rüyamda (1999), The End of The Affair/ Zor Tercih (1999), The Good Thief/ Hırsız (2002), Breakfast on Pluto/ Plüto’da Kahvaltı (2005), The Brave One/ İçindeki Yabancı (2007). Arada çok sevdiğim işler de var, oldukça anlamsız bulduklarım da… Ağlatan Oyun daha ilk gençlik yıllarımda kanıma girmiş, sonraki yıllarda yönetmenin peşine düşüşüme neden olmuştur. Fakat gelin görün ki Vampirle Görüşme’den hiç haz etmem… Hırsız’a bayılırım, Zor Tercih’te kendimden geçerim de, İçindeki Yabancı gibi bir filmin varoluş nedenini anlamakta güçlük çekerim…

İşte yine, Jordan’ın bu kez hangi yüzüyle karşılaşacağıma dair endişeler ve fakat diğer yandan da konudan kaynaklı yüksek romantik beklentilerle başladım İlahların Aşkı’nı izlemeye. Çağdaş bir masal olarak tanıtımı yapılan film, İrlandalı yalnız ve mahzun balıkçı Syracuse’un (Colin Farrell), bir gün ağlarına takılan ve büyülü bir yaratık olduğuna inandığı gizemli Ondine (Alicja Bachleda) ile yaşadığı aşkı anlatıyor. Sözde… Evet, çünkü öncelikle bu aşkı asla hissedemiyorsunuz. Masal/ destan gibi benzetmelerle yüceltilen Syracuse – Ondine aşkı balıkçının boşanma hikayesi, böbrek hastası küçük ama bilmiş kızı, eski karı/ eski koca gibi güncel yaşama ilişkin popüler sinema motifleri/ klişeleri arasına yerleştirilmiş.

Yukarıda ilk ağızdan değindiğim sorunlar zaten iyi bir izleyicinin keyfini en baştan kaçırmaya yetiyor… Ama bununla da kalmıyor: Öncelikle ortaya, erkek kahramanın içkici ve serseri geçmişinden gelen Syracuse ve sular kraliçesi manasındaki, Fransızcada da dalga anlamına gelen Ondine gibi son derece gizemli isimler koyup, ardını aynı oranda güçlü oluşturulmuş karakterlerle dolduramıyorsanız… Denizden gelen kadın öyküsü ile mitolojiye göndermeler yapıp, perdedeki çiftin aurasını en piyasa aşk filmlerinde gördüklerimizin ötesine geçiremiyorsanız… Bu iki insanı birbirlerine yaklaştıran bağın gücünü izleyiciye aktarmakta kifayetsiz kalıyorsanız… Ağlatan Oyun’daki olağanüstü aşkı yaşamış izleyicinizin beklentilerini karşılamakta da sınıfta kalıyorsunuz sayın Jordan!

İnanmadan yapılmış hissi veren; öyküsüyle yavan, anlatımıyla/ oyunculuklarıyla sıradan ve yönetmenin filmografisinde skandal sayılabilecek denli başarısız bir iş İlahların Aşkı. Filmden geriye, Christopher Doyle’ın görkemli doğa fotoğraflarından öteye bir şey kalmıyor.

Ya da mutsuz ve yalnız balıkçının, uçsuz bucaksız denizlerin ortasındaki sevgisizlikle kuraklaşmış yaşamında, kendi kendine anlattığı bir masal/ çaresizce inanmak istediği bir düşten başka… Babasının “bir zamanlar” diye anlatmaya başladığı öyküye, “o zaman belki de şimdidir” diye yanıt verirken masalların gerçek olmasına duyulan özlemi ifade etse de küçük kızı, film en sade haliyle “Bir şeyi nasıl görmek istersen öyle görürsün” diyor sadece izleyiciye.

Sonuç olarak, izlememekle hiçbir şey kaybetmeyeceğiniz bir film İlahların Aşkı. Ne masal, ne destan, ne aşk… Görünüşte vaat ettiği hiçbir şeyi yerine getiremiyor, tüm duygularımızı tatminsiz bırakıyor. Ve bize de, umutlarımızı Jordan’ın bir sonraki filmine saklamaktan başka seçenek kalmıyor ne yazık ki…

Istoria 52/ Tale 52/ Şüphe

Yön: Alexis Alexiou
Sen: Alexis Alexiou
Oyn: Giorgos Kakanakis, Serafita Grigoriadou, Daphne Labroyianni, Argyris Thanassoulas
Yapım: 2008, Yunanitan, 97 dk.

Fantastik dram türündeki film, hastalıklı bir aşk öyküsünü konu alıyor. Iason ve Penelope bir arkadaş yemeğinde tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Çift kısa bir süre sonra da birlikte yaşamaya başlar. Ancak Iason’un davranışları gün geçtikçe değişmekte ve tuhaflaşmaktadır. Şizofrenik tavırlar sergileyen Iason, Penelope’un kendisini aldattığı konusunda emindir. Panik atakları gitgide ilerleyen Iason artık kendine ve çevresine ciddi zararlar vermeye başlamıştır.

Yunanistan’da bilinen bir isim olan yönetmen Alexis Alexiou, Şüphe ile bizde ilk kez vizyonda izleyiciyle buluşuyor.

Planet 51/ Gezegen 51

Yön: Jorge Blanco
Sen: Joe Stillman
Seslendirenler: Dwayne Johnson, Jessica Biel, Justin Long, Seann William Scott
Yapım: 2009, İspanya – İngiltere – ABD, 91 dk.

Bilimkurgu animasyon türündeki film, iki farklı türün karşılaşmalarını anlatıyor. 16 yaşındaki Lem, Gezegen 51’de çitlerle çevrili bir alanda yaşamaktadır. Ancak bir gün hiç hesapta yokken, milyonlarca mil uzaklıktan bir astronot gelir ve uzay gemisini Lem’in komşu bahçesine indirir. Zafer kazanmışçasına bayrağını yeni ulaştığı topraklara diken astronot Baker, kendisini bekleyen sürprizden ise henüz habersizdir. Arkasını döndüğünde birilerinin kendisine bakıp panikle ve korkuyla kaçıştığını fark eder. Gördüğü kişiler, Gezegen 51’in yeşil derili sakinleridir…

Gezegen 51, yönetmen Jorge Blanco’nun ilk uzun metraj sinema çalışması.

Off Karadeniz

Yön: Nur Dolay
Sen: Nur Dolay
Oyn: Melissa Papel, Nurhayat Boz, Şuayip Ünsal, İrfan Delibaş
Yapım: 2010, Türkiye – Fransa, 90 dk.

Komedi türündeki film, Karadeniz’de geçen bir aşk öyküsünü anlatıyor. Melek, İzmirli bir ailenin yeni hakim çıkmış kızıdır. Ancak bir derdi vardır Melek’in, Laz genci Yunus’a aşık olmak… Anne ve babası tam da kızlarını Yunus’tan kurtarmaya çalışırken işler tam tersine döner ve Melek görev için Of’a atanır. Bir Karadenizli’den kaçmaya çalışan Egeli aile, şimdi kendini bölgenin tam ortasında bulmuştur…

Off Karadeniz, daha önce belgesel çalışmaları olan yönetmen Nur Dolay’ın ilk uzun metraj sinema filmi.