Mart ayının son dönemecinde, tam da İstanbul Film Festivali öncesi keyifli bir sinema haftasına giriyoruz sevgili okurlar… Neler mi var? Belleğimizde kendilerine çoktan yer tutmuş, işlerini her zaman merakla beklediğimiz yönetmenlerden Sam Mendes ve Ferzan Özpetek’in yeni filmleri; geçen yıllarda hepimizi etkileyen Donnie Darko’nun yönetmeni Richard Kelly’nin ikinci filmi ve son dönemde iyice kanımızın ısındığı genç oyuncular Sam Rockwell ve Amy Adams’ın yeni filmleri… Bu hafta seçeneğimiz bol, herkese iyi seyirler!

Uzaklara Gidelim/ Away We Go

Yön: Sam Mendes
Oyn: John Krasinski, Maya Rudolph, Carmen Ejogo, Catherine O’Hara, Jeff Daniels, Maggie Gyllenhaal

2000 yazında bir pazar akşamı 6. His ve Amerikan Güzeli’ni art arda izlediğimde, hem sinemaya olan iştahım iyice artmış hem de gelecek yıllarını merakla beklediğim iki yeni yönetmenle tanışmıştım. 24 yaşındaydım; her iki film de o zamana göre oldukça farklı, yenlikçi ve şaşırtıcı birer sinema deneyimi sunuyordu benim için. Hele de Amerikan Güzeli… Öyküsü, anlatım dili, ritmi beni bir anda kavrayıvermiş ve yönetmen Sam Mendes kimdir, nedir diye meraklanmaya başlamıştım bile. On yıl önce bir dahi olduğunu düşündüğüm genç İngiliz’le tanışmamız işte böyle cereyan etti.

Beni heyecanlandıran bir yönetmen daha girmişti artık hayatıma. 2002 yılında gelen ikinci filmi Road to Perdition/ Azap Yolu’nda, Amerikan Güzeli’nden farklı olarak mizahı rafa kaldırmış, derdini daha ağdalı bir dille anlatan, daha karanlık, ciddi ve ağır bir Mendes vardı karşımızda. Ardından 2005’te Jarhead ve 2008’de Revolutionary Road/ Hayallerin Peşinde geliyordu ki, keza bu sonuncu filmde de mizahla yollarını ayırmış, daha olgun ve ciddi hali keskinleşiyordu yönetmenin.

Aradan geçen yıllarda, kendisiyle ilgili dahi tanımlamam geçerliğini yitirdi ama yine de o hala sevdiğim yönetmenlerden biri. Hatta Away We Go/ Uzaklara Gidelim, Mendes’in belki de bugüne dek çektiği en küçük ve iddiasız film olmasına rağmen… Evet, senaryosu Dave Eggers ve Vendela Vida tarafından kaleme alınan Uzaklara Gidelim bir yol filmi ve durum komedisi olarak tanımlanabilecek sevimli bir yapım. Film, belli ki sermaye düzenine muhalif, daha alternatif bir yaşamı benimsemiş, sıra dışı ve hafiften entelektüel bir çiftin ilk bebeklerini karşılama sürecini anlatıyor. Bu güzel haberi alan çift, bebekleri için uygun bir yuva ve doğru ebeveyn modelini tespit etmek üzere, arkadaşlarından akrabalarına uzanan bir ziyaretler dizisine başlıyorlar. Ve tabii bu sırada hayat, hayat vermek, anne baba ve aile olmak gibi konuları sorguladıkları, yer yer sarsıcı yer yer keyifli, çetin bir süreçten geçiyorlar.

Peki bir sorun var mı? Hayır bir sorun yok, ama alkışlanacak ya da tekrar izleme arzusu uyandıracak bir iş de yok önümüzde. Yönetmen, Uzaklara Gidelim’de tıpkı Hayallerin Peşinde’de olduğu gibi yine ilişkilerinde değişim sürecinden geçmekte olan bir çiftin öyküsüne çeviriyor kamerasını. Oysa ben hala Mendes’den, Amerikan Güzeli’nde olduğu gibi beni şaşırtmasını, yine zekice bir meseleyle ve o meseleyi hınzır bir biçimde anlatarak karşımıza çıkmasını istiyorum. Uzaklara Gidelim çift olmanın ve bir ilişkiyi yürütmenin, hayatı birlikte geçirmenin güçlükleri ve bu güçlüklerle nasıl baş edildiği konusunda birtakım klişeler üzerinde gidip geliyor. Üstelik çiftimiz bazen bu konularda öyle rafine diyaloglara giriyorlar ki, gerçek hayatta işlerin pek de böyle yürümediğine dair çığlıklar atmaya başlayan iç sesimiz doğrudan filmin inandırıcılığını sorgulatıyor bize.

Çiftin kendi egolarını kontrol edip sevgiyi bir üst değer olarak koruma ve uzlaşabilme hali gerçekten baştan çıkarıcı, ama ne yazık ki belli yaşam deneyimine sahip yetişkinler olarak ziyadesiyle ütopik geliyor insana. Bence bu filmin en tatlı yanı oyuncuları… Gerçek hayatta “Gel de sen şimdi bu işin içinden çık” dedirtecek o bunaltıcı süreçleri, anları öyle gerçeküstü bir sevimlilik haliyle çözümlüyorlar ki, bu çiftin hem erkek hem de kız tarafı birer masal kahramanı gibi kalıyor aklımızda. Adam, ironik şişe dibi gözlüklerinin ardından müthiş bir olgunlukla kadını sarmalayan hali, kadın ise güçlü, bağımsız ve ilişkideki dominant tavrıyla son derece başarıyla çizilmiş iki karakter oluşturuyorlar. Yan oyuncularda da marijinal hippi anne rolündeki Maggie Gyllenhaal, Oscar’a aday olduğu Çılgın Kalp’tekinden çok daha akılda kalıcı bir performans sergiliyor.

Özetle… Mendes, Uzaklara Gidelim’le yeniden mizaha göz kırpsa da, Amerikan Güzeli gibi sıra dışı ve ses getirecek bir film sunamıyor bize. İzlediğimiz karakterleri seviyor ve bu yolculuk boyunca oldukça eğleniyoruz, ancak ilişkinin inandırıcılığı konusunda yaşadığımız sorun finalde iyice perçinleniyor ve bence film en büyük açığı da bu noktada veriyor. Çifti son kararlarına götüren düşünsel süreci, bu geçişin alt metnini irdelemekte yetersiz kalan film, nasıl sona vardığını anlayamadan perdeden kaybolup gidiyor aniden…

Ay / Moon

Yön: Duncan Jones
Oyn: Sam Rockwell, Dominique McElligott, Rosie Shaw, Kevin Spacey

Bilimkurgu – dram türündeki film, aya gönderilen ve burada uydu bağlantısı koptuğu için dünyayla iletişimini kaybeden bir astronotun öyküsünü anlatıyor. Halüsinasyonlar görmeye, hafızasını yitirmeye ve bulunduğu yere nasıl geldiğini bile unutmaya başlayan astronot, yaşadıklarını anlayabilmek ve kurtulabilmek için uzayda zorlu bir mücadelenin içine giriyor.

Yönetmen Duncan Jones’un orijinal hikayesinden yola çıkılarak Nathan Parker tarafından senaryolaştırılan filme ünlü oyuncu Kevin Spacey sesiyle katkıda bulunmuş. Yönetmenin ilk uzun metraj denemesi olan filmin en büyük kozu, her yeni performansı merakla beklenen ve keyifle izlenen yükselen yıldız Sam Rockwell.

Kutu / The Box

Sen – Yön: Richard Kelly
Oyn: Cameron Diaz, James Marsden, Frank Langella, Gillian Jacobs

Richard Matheson’ın kısa öyküsünden yola çıkılarak beyazperdeye aktarılan bilimkurgu-gerilim türündeki film, kapılarına bırakılan tahta kutu ile hayatları tamamen değişen bir çiftin öyküsünü anlatıyor. Kendilerine iletilen nota göre, kutunun üstündeki düğmeye basmaları hem bir milyon doların sahibi olmalarını sağlayacak, hem de hiç tanımadıkları bir insanın ölümüne neden olacaktır.

Richard Kelly, 2001 yılında çektiği ilk uzun metraj filmi Donnie Darko ile dünyada ve ülkemizde bir hayli başarılı olmuş ve yeni işlerini merakla beklediğimiz yönetmenler arasına girmişti.

Serseri Mayınlar / Mine Vaganti

Yön: Ferzan Özpetek
Oyn: Riccardo Scamarcio, Nicole Grimaudo, Alessandro Preziosi, Lunetta Savino

Dram türündeki film, makarna üreticisi bir İtalyan ailesinin, geleneksel ve ahlâki kalıpların dışına çıkan çocuklarının ne yöne gideceği kestirilemeyen öykülerini anlatıyor. İç içe geçen paralel maceraların akışında, karakterlerin duygu dünyası ve gelgitleri yine derinlemesine irdeleniyor.

Ferzan Özpetek, filmin senaryosunu, iki arkadaşının başına gelen gerçek bir olaydan esinlenerek Ivan Cotroneo ile birlikte kaleme almış. Hamam, Harem Suare, Cahil Periler, Karşı Pencere, Kutsal Yürek, Bir Ömür Yetmez, Mükemmel Bir Gün’den oluşan Özpetek külliyatının takipçikleri için kaçırılmaz bir film.

Numan Serteli’nin filmle ilgili yazısı için tıklayın…

Aşka Yolculuk/ Leap Year

Yön: Anand Tucker
Oyn: Amy Adams, Matthew Goode, Adam Scott, John Lithgow

Senaryosu Deborah Kaplan ve Harry Elfont tarafından yazlan romantik komedi türündeki film, dört yıllık ilişkisinde hala evlenme teklifi almayı bekleyen ve sonunda bu sorunu çözmeye karar veren genç bir kadının öyküsünü anlatıyor. Kadınların erkeklere 29 Şubat tarihinde evlilik teklifi yapmasına izin veren eski bir İrlanda geleneğini keşfeden kadın, Boston’dan Dublin’e giden erkek arkadaşının izini sürmek üzere yola çıkıyor.

Yönetmen Anand Tucker’ı önceki filmlerinden, ünlü çellist Jacqueline du Pre’nin hayatını anlattığı Hilary and Jackie/ Paylaşılamayan Tutkular ya da Steve Martin ve Claire Danes’in rol aldığı Shopgirl/ Aşkı Ararken ile anımsayabilirsiniz. Başroldeki Amy Adams da Enchanted/ Manhattan’da Sihir, Doubt/ Şüphe, Sunshine Cleaning/ Günışığı Temizleme Şirketi gibi filmleriyle Hollywood’un son dönemdeki en sevilen yüzlerinden biri.

2 YORUMLAR

  1. Belki de Richard Kelly de Onur Ünlü gibi ikinci filmini filmografisinden silmek istiyordur :) Zira Güneş'in Oğlu Onur Ünlü'nün 'Çocuk'tan sonra çektiği 3. filmiyken, ısrarla ''Onur Ünlü'nün 2. filmi'' yazıyordu filmin afişlerinde.

CEVAPLA