kastelli3

Gençliğinde içindeki sinema aşkıyla “artist” olmayı hayal eden Cevher Özden bir derginin açtığı artist yarışmasına dahi katılmıştı. Zaten Banker Kastelli reklamlarında sinema artistlerinin oynatılmasının arkasında biraz da bu “heves” vardı.

sisko-ninja Ege Görgün

Abidin Cevher Özden… ya da tüm Türkiye’nin onu tanıdığı namıyla, Banker Kastelli. İtalyan şirketlerini andıran ticari ismini 1933 yılında doğduğu köyden almıştı. Trabzon’un ilkokulu bile olmayan Kastel köyünde doğduğunda ailesinin tek umudu onun okuyup adam olmasıydı. Bu sayede oğullarının kendilerininkinden daha rahat koşullarda yaşayacağını hayal ediyorlardı. Onun bir gün gelip de kurdukları hayallerin çok ötesine geçeceğini, milyar liralarla kağıt parçacıklarıymış gibi oynayacağını, dağdaki çobanından şehirdeki memuruna bütün Türkiye’nin tanıdığı bir sima olacağını bilselerdi herhalde çok şaşırırlardı.

kastelli7Cevher Özden babasının tüm zorlamalarına rağmen okumadı. Haydar Paşa Lisesi’nde ve ardından yazıldığı Kabataş Lisesi’nde bir türlü dikiş tutturamıyordu. Sokakta ve ticarette ise işler değişiyordu. Orada ondan beceriklisi yoktu. Ticaret yapmak için yaratılmıştı adeta. Daha ortaokul çağlarında zabıtaya kök söktüren bir işportacıydı. Kışın farklı semtlerde, yazın Büyükada’da kuruyordu tezgahını. Simitten gazoza çamaşırdan haşlanmış yumurtaya, incik boncuktan gazoz açacağına pek çok şey geçiyordu o tezgahtan.

Babası okumayacağını anladığında kabahati biraz da İstanbul’da bulup oğlunu Trabzon’a Ticaret Lisesi’nde okumaya gönderiyordu. Ama aklı hala sokakta ve ticarette olan hayta oğlu bu okulu da biteremeyip 2. sınıftan terk belgesiyle ayrıldığında babası da harçlığı kesiyordu. Köyüne dönen Özden askerliğe kadar bir süre köy okullarında vekil öğretmenlik yaptı. Askerlik onu yeniden İstanbul’la buluşturacaktı. Özden’in ticaret hayatı kadar tutkulu olduğu başka bir şey de sinema yıldızı olmaktı. Ama bir sinema dergisinin açtığı artist yarışmasına fotoğrafını yollamak dışında sinema konusunda gelebildiği en ileri nokta Saray Sineması’nın muhasebeciliğini yapmak oldu. Vapurlara, trenlere kaçak binme alışkanlığına rağmen kıtipiyöz bir maaşla gerçekleşmeyecek hayalleri vardı Özden’in. Ticaret yapmalıydı o. Ancak bunun için sermayeye ihtiyacı vardı. İlk sermayesini çok geçmeden kavanozculuktan kazanacaktı.

kastelli850’li yılların sonunda memlekette kıtlığı yaşanan şeylerden biri de kavanozdu. Yurtdışından gelen kavanozlar önce Eminönü’ne geliyor sonra da karaborsaya dağılıyordu. Bir gün Özden’in karşısına beş liradan kavanoz satan bir işportacı çıktı. Özden bu adamdan aldığı 10 kavanozu Saray Sineması’nın yakınındaki bir büfeciye 15 liradan satınca hatırı sayılır bir kâr elde etti. Bu kolay kazanç onu öyle şevklendirdi ki hayatını fırsatları değerlendirip mevzuatlardaki boşluklardan yararlanmaya adadı. İşçi Sigortaları Kanunu’ndaki bir boşluğu bularak hem Saray Sineması’nın sahibini yabancı işçiler için prim ödemekten kurtardı, hem de o güne kadar ödenen primleri geri aldı. Patronuyla yaptığı anlaşmaya göre devletin geri ödediği eski primler onun olacaktı.

kastelli-reklam

1960’lı yıllara gelindiğinde artık Cevher Özden borsadan, tasarruf bonolarından ve Almanya’daki işçiler sayesinde yurda soktuğu lüks otomobillerden yüklü meblağlar kazanmaya başlamıştı. Şeytanın aklına gelmeyecek yollar buluyordu para kazanmak için. Belli bir süre Almanya’da kalıp Türkiye’ye otomobil sokmaya hak kazanan işçileri teker teker tespit edip, onların bu haklarını satın alıyor ve lüks otomobiller ithal ediyordu mesela. 60’lı yıllar cevher Özden’in Kastelliler adını taşıyan ilk şirketini kurduğu dönem olacaktı.

banker_kastelli

12 Eylül Darbesi’nin ardından gelen Özallı yıllar… Finans sektörünün çehresinin değiştirilmesiyle girilen bir sıcak para yarışı ortamı… Televizyonlarda, gazetelerde boy gösteren bankerler halka en yüksek faizi kendilerinin vereceğini söylüyorlar. Öyle faiz oranları telaffuz ediliyor ki insanlar evini, arabasını, bileziğini, alyansını satıyor, hatta başka birinden borç alıyor ve tüm parasını bankerlere yatırıyor. Bankerler arasında en öne çıkanıydı Banker Kastelli. Çünkü en fazla reklamı ve en şaşaalı olanları veren oydu, çünkü o hep göz önündeydi, çünkü onun reklamlarında çok ünlü sinema oyuncuları oynuyor. Banker Kastelli reklamlarının sloganları ağızdan ağıza dolaşıyordu. Onlardan birisi de şuydu:

“Güvenli bir yol seçtim! Banker Kastelli!”

kastelli5

“Banker Kastelli” bir fenomene dönüşmüştür. Kendisi dışında on bankanın da pazarlama aracılık hizmetlerini yürütmeye başlamıştır. Artık O, yıl içinde yaklaşık 550 bin kişinin yine yaklaşık 2.5 milyar Dolar değerinde mevduatını yöneten kişi konumundadır. Tüm bunlara rağmen başarılı, ünlü ve zengin bir iş adamı olmak ona yetmemektedir. Belki de bu hırsının arkasında babasının bir zamanlar kendisine “senden adam olmaz” demesinin yarattığı travma yatıyordu. 1982 yılında Fenerbahçe başkanlığına aday olur ve başkan seçildiği takdirde kulübe 250 milyon lira hibe edeceğini taahhüt eder. Ancak karşısında bu kez reklamlarla, vaatlerle kolayca ikna edebileceği bir topluluk yoktur. 467 oy alan Ali Şen karşısında 202 oyla başkanlık yarışını kaybeder.

kastelli6

Banker Kastelli’nin Büyük Çöküşü Haziran 1982’de gerçekleşiyordu. Onun diğer bankerlerin aksine ayakta kalacağına hala inananlar o kadar çoktu ki, Özden İsviçre’ye kaçtığında bile ümitlerini tam olarak yitirmemişlerdi. Zaten tatil için gittiği Tunus’ta yakalanıp Türkiye’ye iade edildiğinde Cevher Özden ne kaçtığını ne de iflas ettiğini kabul ediyordu. Ona göre yaşadığı yalnızca “geçici bir sıkıntıydı.” Yönettiği kaynakları kendi kredi operasyonları için kullandığı ve kendi müşterilerinin borç yükümlülüklerini yerine getiremediği gerekçeleriyle tutuklanan Cevher Özden binlerce mağdur insana rağmen yalnızca 8 ay 20 gün hapis yattı.

kastelli2

Abidin Cevher Özden, nam-ı diğer Banker Kastelli sanki sıradan bir yaşam sürmemeye yeminliydi. 2 Haziran 2008 günü hayat sahnesinden çekilirken de sıradışı olmayı tercih etti. Kadıköy’de bulunan ofisinde önce savcıya, avukatına ve yakınlarına altı kısa not yazdı. Ardından silahının namlusunu ağzına sokup tetiğe bastı.