James Joyce‘un çevrilemezliği ile ün salan anıt-eseri Finnegans Wake sonunda Aylak Adam Yayınları’nca, Koç Üniversitesi öğretim üyesi Umur Çelikyay’ın çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı.

James Joyce

Bu haberin yarattığı heyecan yeni başlamışken Sel Yayınları’ndan hemen bir açıklama geldi. Deneyimli çevirmen-yazar Fuat Sevimay‘ın, ILE ve Dublin Trinity College tarafından Joyce uzmanlarıyla birlikte çalışmak için Dublin’e davet edildiği ve burada beş ay boyunca Finnegans Wake üzerine çalıştığı ifade edilen açıklamada, bu anıt-eserin önümüzdeki aylarda yayımlanacağı duyuruluyordu.

Biz de bütün bu gelişmeler ışığında Ulysses‘i Türkçeye kazandıran Armağan Ekici‘ye Finnegans Wake‘in çevrilemezliğini sorma ihtiyacı hissettik. Sağolsun o da bizi kırmadı Ters Ninja için aşağıdaki metni kaleme aldı. Kendisine Tüm Joyce’severler adına teşekkür ediyoruz.


 

Armağan Ekici
Armağan Ekici 

İlk çevirileri, henüz kitap tamamlanmadan önce, James Joyce’un işbirliği ve yönlendirmesiyle yapılmaya başlamış. Samuel Beckett’ın edebiyat dünyasında ilk yaptığı işlerden biri de çok genç yaşta bu Finnegans Wake çevirisi projesine katılmak. O günden bugüne yapılmış pek çok kısmi çeviri ve belli başlı dünya dillerinde tam çevirileri var. Demek ki, Finnegans Wake’in “çevrilemeyeceği” yönündeki teorik itiraz, pratik gözlemlerle (hem de en başından beri) uyuşmazlık içinde.

Kitabın çevirisindeki zorluğun esas nedeni, Joyce’un bu kitapta yarattığı dil. Joyce, bu kitabı yazarken, ilk adım olarak oluşturduğu daha basit bir metni her revizyonda genişletmiş, ses ve kelime oyunlarıyla zenginleştirmiş. Sonunda ilk bakışta lâf salatası gibi görünebilen, tek bir kelime içinde dört-beş ayrı dilden kelime oyunun olabildiği bir yapıya ulaşmış.

Bu tekniğin yarattığı çeviri sorunları, Hint-Avrupa dil ailesinden, büyük ölçüde benzer gramer yapılarına ve kökteş sözcüklere sahip dillere çevirilerde daha kolay çözülebiliyor. Örneğin Hollandaca, İngilizceye neredeyse Türkçenin Özbekçeye yakın olduğu kadar yakın; pek çok kelimeyi kökteşiyle yazıp yazımını değiştirmek çevirmek için yeterli olduğu gibi, yalnızca bunu yaparak (kelimelerin yazımlarını değiştirerek)  Joyce’un özgün çağrışımlarına, kelime oyunlarına da yaklaşılmış oluyor.  Bu ailenin dışında olduğu için grameri, sentaksı ve kelime haznesi İngilizceden daha uzak olan Türkçe gibi dillere çevirmeye kalkınca çevirmenin olanakları da kısıtlanıyor.

Ben, Türkçede  bu tür sorunlarda hemen “imkânsızlıklara” toslanacağı için, Finnegans Wake’in tümüyle doyurucu bir Türkçe çevirisinin, kelimelerin-ifadelerin pek çok anlamından çevirmenin en önemli bulduğu bir tanesinin seçilip, eğer mümkünse kelime oyunlarıyla diğerlerine yaklaşılmaya çalışıldığı, yaklaşılamayan anlamların ise dipnotlarla verileceği bir formda olabileceğini düşünüyorum. Öte yandan, böylesine dört başı mamur bir edisyonun illa da şart olmadığını, bu işle bu düzeyde meraklı biri için İngilizce basılı ve online her türlü kaynağın kolaylıkla ulaşılabilir olduğunu da hatırlamak gerek.

Türkçede yukarıda andığım işlemin en azından ilk adımını yapmaya girişmiş iki çaba olması, edebî hayatımız açısından çok heyecan verici bir gelişme. Bugünlerde ben de metinleri ve çevirmenlerin yöntemlerini ilgiyle inceliyorum.

1 YORUM

  1. Fuat Sevimay,Aylak Adam Yayınları içim Joyce amcamızın deneme ve eleştiri yazılarını da çevirmiştir. Lakin kitap pek satılmamış kelepire düşmüştür. Buna kızmış olacağından yada satışının daha yüksek olacağını düşündüğünden sel(sel telif hakkı üzerinden yazarlara ücretini ödemeyi tercih eden bir yayınevidir) için çeviriyi yapmış.

CEVAPLA