fırat sayicimegan-fox

Bu hafta vizyona giren altı filmden üçü Türk filmi… “Kanalizasyon”, “İki Dil Bir Bavul” ve de “Melekler ve Kumarbazlar”… Genel anlamda ele alırsak son bir-iki aydır gözlemlenen Türk filmlerinin gişe başarısızlığı umarız bu üç filmi etkilemez… Şiddetli tavsiyem ise: “İki Dil Bir Bavul”… Geçen hafta yaşadığımız teknik sorun nedeniyle yayınlamayamadığımız 17 Ekim girişli Nefes, Up ve Kara Büyü gibi vizyon filmlerinin bilgilerini de bu yazıda bulabilirsiniz.

Kanal-İ-zasyon

kanalizasyon

Yönetmen: Alper Mestçi
Oyuncular: Okan Bayülgen, Hakan Yılmaz, Erol Günaydın, Rasim Öztekin

Bir Televizyon kanalı olan Kanal-İ’de geçen olayların yer aldığı komedi filmi her kesimden insanı güldürme iddiasını taşıyor. Film, saf Anadolu çocuğu İmdat’ın cam siliciliğinden Televizyon Kanalı Genel Müdürlüğü’ne ve Türkiye’nin rating rekortmeni bir yapımcıya dönüşmesini, rating rekorları kıran birbirinden ilginç ve absürd televizyon şov ve programlarını anlatıyor. Kendi şovlarında da sürekli medyayı eleştiren Okan Bayülgen’i başrol koltuğuna oturtan yönetmen Alper Mestçi, “Zaga” programının da yönetmeniydi. Uzun bir süredir tanışan ikili bu film sayesinde televizyon dünyasına adeta küfrediyorlar. Ancak film bir süre sonra skeçlerden oluşan bir mizah programına da dönüyor diyebiliriz.

Melekler ve Kumarbazlar

meleklerkumarbazlar

Yönetmen: Ertekin Akpınar
Senaryo: Ertekin Akpınar
Oyuncular: Cem Davran, Bülent Şakrak, Kutay Köktürk, Nail Kırmızıgül

19 Ağustos 1999 tarihinde olan depremden sonra Adapazarı’nda dört yakın arkadaşın yaşadığı travmaları, geleceğe dair umutlarını, arayışlarını ve tutkularını anlattığı gerçek bir yaşam hikâyesi olan “Melekler ve Kumarbazlar”ı yönetmen “sert bir taşra filmi” olarak tanımlıyor. Deprem sonrası hayatları alt üst olan kaybetmişleri konu edinen film, komedi ile özdeşleşmiş Cem Davran’ı başrol yaparak cesaretini kanıtlıyor. Senaryosunun giriş ve gelişme bölümünde aksaklıklar ve eksiklikler içeren filmin sonuç bölümü ise keskin bir şekilde bitiyor.

İki Dil Bir Bavul

ikidilbirbavul

Yönetmen: Orhan Eskiköy, Özgür Doğan
Senaryo: Orhan Eskiköy

Bu yıl ki Altın Koza’da ekibe ödüllerini takdim ederken Türk halkından bu filmi izlemelerini rica etmişti yönetmen Nuri Bilge Ceylan… Üstüne iki önemli ödülü de Altın Portakal’da evlerine götüren “İki Dil Bir Bavul” umarız Türk seyircisinin de ilgi alanına girer. Artık son dönem Türk sinemasının popüler türleri arasına giren yarı belgesel tadını silah olarak kullanan film, yalın bir gerçekçilik de sunuyor izleyiciye. Konusuna gelince… Film, üniversiteden yeni mezun olmuş ve uzak bir Kürt köyüne atanmış Türk öğretmenin bir yılını, onun okula yeni başlayan ve Türkçe bilmeyen çocuklarla yaşadıklarını anlatıyor. Bir yıl boyunca öğretmenin farklı bir topluluk ve kültür içindeki yalnızlığına, çocuklar ve köylülerle yaşadığı iletişim problemine, çocuklardaki değişime tanık oluyoruz. Süreç boyunca öğretmen ve çocuklar birbirlerini tanımaya ve anlamaya başlıyorlar.

Fame

Yönetmen: Kevin Tancharoen
Senaryo: Allison Burnett, Christopher Gore
Oyuncular: Debbie Allen, Charles S. Dutton, Kelsey Gramer, Megan Mullalay

Film, dansçılar, şarkıcılar, oyuncular ve ressamlardan oluşan bir grup yetenekli gencin New York Gösteri Sanatları Şehir Lisesi’nde geçirdiği 4 seneyi anlatıyor. Adeta farklı ve yaratıcı bir güç santrali olan bu okul toplumun her kesiminden öğrencilere hayallerini gerçekleştirme, gerçek ve uzun süreli bir şöhret yakalama şansı sunar. Sadece yetenek, kendini adama ve sıkı çalışma ile elde edilebilecek türden bir şans. Şu meşhur “Fame” efsanesinin yeniden çevrimi olarak kısaca tanımlayabileceğimiz film, haftanın eğlencelik filmlerinden…

Casus Kızlar (Totally Spies, Le Film)

casus-kizlar

Yönetmen: Pascal Jardin
Senaryo: Vincent Chalvon-Demersay, Michelle Lamoreaux
Seslendirenler: Cansu Dere, Melisa Sözen, Bergüzar Korel

Sam, Clover ve Alex sıradan üç genç kızdır. Ajan seçildiklerine şaşıran kızların ilk görevi kaçırılmış olan ünlü veteriner Wolfman’ın yerini belirlemektir. Kızlar olayın arkasında Fabu adlı eski bir mankenin olduğunu fark ederler. “Mükemmelleştirici” adlı makineyi de icat Fabu’nun plânı muhteşem bakışlara sahip insanlar yaratmaktır. Acaba Casus Kızlar dünyayı kurtarabilecek midir?

Kana Susadım

Jennifers-Body

Yönetmen: Karyn Kusama
Senaryo: Diablo Cody
Oyuncular: Megan Fox, Amanda Seyfried, Johnny Simmons, Adam Brody

Angelina Jolie’yi tahtından edecek gibi görünen Megan Fox fenomeninin tüm seksiliği ile kamera karşısına geçtiği bir diğer film… Sevenleri filmin sonlarına doğru Fox’tan ne kadar etkilenir bilemem ama Juno’nun da yazarı olan Diablo Cody’nin elinden çıkma senaryonun ince işlenemediği bir gerçek. Küçük bir kasabada yaşayan lise öğrencisi Jennifer’ın güzelliği ile içindeki şeytansı yanın birleşmesi beklenmedik olaylara yol açar. Jennifer okulundaki erkekleri tek tek öldürmektedir. Needy, Jennifer’ın içinde bir katil barındığını öğrendiğinde arkadaşını ve çevresini kurtarmaya çalışır. Fakat bununla uğraşırken Jennifer’ın kurbanlarının sadece erkekler mi olduğu sorusu da kafasını meşgûl etmektedir.

Nefes: Vatan Sağolsun

Yönetmen: Levent Semerci
Senaryo: Hakan Evrensel, M. İlker Altınay, Levent Semerci
Oyuncular: Akan Atakan, Barış Aydın, Barış Bağcı, Cüneyt Deniz

Nefes, Güneydoğu’da Irak sınırına yakın bir ilçedeki komando tugayında bulunan ve Karabal Tepesi’ndeki röle istasyonunu korumakla görevlendirilen bir yüzbaşı komutasındaki 40 askerin hikâyesi. Sınır nedir, neresidir bilmezdi çoğu. Emir almadıkları, emir de vermedikleri bir hayattan, her şeyi emirle yaptıkları bir hayata geçtiklerinde sınırları da gördüler. Karabal Tepe’de günlerce, aylarca beklediler. Uzun zamandır merakla beklenen Nefes nihayet vizyonda. Fragmanları ve zorlu çekim süreci haricinde filmden hiçbir ekstra bilgi alınamamıştı. Çoğu ilk kez kamera karşısına geçen genç oyuncularla çekilen filmin iyi bir gişe yapacağı söyleniyor.

Kara Büyü (Drag Me To Hell)

Yönetmen: Sam Raimi
Senaryo: Sam Raimi, Ivan Raimi
Oyuncular: Alison Lohman, Justin Long, Lorna Raver, Dileep Rao

Ne yapsa izlenecek yönetmenler listesinde bulunan Sam Raimi’nin son filmi Kara Büyü tam anlamıyla bir korku filmi. Christine bir ev kredisi uzmanıdır. Esrarengiz görünümlü Bayan Ganush’un aldığı konut kredisinin vadesinin uzatılması için bankaya gelişine kadar hayatı normaldir. Christine, borcuna karşılık evden tahliye edilmesi için talimatı verince Bayan Ganush zor durumda kalır. İntikam hırsına kapılan yaşlı kadın Christine’ye çok güçlü bir büyü yapar. Christine’in başvurduğu kâhin, büyüyü tersine çevirecek bir süreç başlatır.

Coco Chanel & Igor Stravinsky: Büyük Aşk

Yönetmen: Jan Kounen
Senaryo: Chris Greenhalgh
Oyuncular: Mads Mikkelsen, Anna Mouglalis, Anatole Taubman, Natacha Lindinger

Chanel markasının yaratıcısı Coco Chanel’in kendi markasını kurduğu ve 20.yy’a damgasını vuran Chanel No: 5 adlı parfümü oluşturduğu ilk yılları anlatan yapım başarılı bir dönem filmi. Kariyerinin henüz başında olan Coco Chanel bir akşam Igor Stravinsky adlı Rus bestecinin hazırladığı operanın ilk gösterimine gider ve Stravinsky’den çok etkilenir. Ancak ünlü besteci evlidir ve çocukları vardır. Coco, Fransa’da mülteci olarak yaşayan Stravinsky’ye ve ailesine evini açar, fırtınalı bir aşk yaşanmaya başlar. Bu arada hemen hatırlatalım 6 Kasım’da vizyona girecek Audrey Tatou’lu “Coco”da yolda… Bakalım hangisi daha iyi?

Yukarı Bak (Up)

yukari-bak

Yönetmen: Pete Docter, Bob Peterson
Senaryo: Bob Peterson, Pete Docter
Seslendirenler: Christopher Plummer, John Ratzenberger, Edward Asner, Delroy Lindo

Geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olan (İlk kez bir animasyonla açılış yapmıştı Cannes) “Yukarı Bak”, eğlenceli, hayat ve umut dolu bir 3D yapım. Hayatı boyunca yaşamak istediği macera hayalini gerçekleştirmek için evine binlerce balon bağlayıp Güney Amerika’nın vahşi doğasına doğru yolculuğa çıkan 78 yaşındaki baloncu Carl Fredricksen’ın hikayesinin anlatıldığı yeni bir komedi. Ancak Carl, yolculuğa başladıktan sonra en büyük kabusunu da yanında götürmekte olduğunu fark eder: fazlasıyla iyimser, doğa kaşifi 8 yaşındaki Russel’ı. İnsanın yaşının kaç olursa olsun hayallerini gerçekleştirmesi gerektiğini öğütleyen film son dönemin en başarılı yapıtlarından.

Okyanus Dünyası 3D (Oceanworld 3D: Into The Deep)

Yönetmen: Jean-Jacques Mantello
Senaryo: Francois Mantello, Jean-Jacques Mantello

Okyanus Dünyası 3D, izleyicileri gezegenimizin yaşam kaynağı okyanusların mucizevi ve zengin dünyasına davet ederken, bu görkemli dünyayı ve sakinlerini korumamız altına almamız için ilham kaynağı oluyor. Filmde, dalgaların altında normalde görülemeyen ve unutulmaz bir yaşama şahit olunurken, manta vatozu, çekiç balığı, deniz tavşanı ve deniz ejderi gibi mucize canlıların yaşamı izleniyor.

Zafer Çocukları (Children Of Glory)


Yönetmen: Krisztina Goda
Senaryo: Éva Gárdos, Joe Eszterhas
Oyuncular: Kata Dobo, Ivan Fenyö, Sandor Csanyi, Karoly Gesztesi

Bu sene ki Antalya Altın Portakal Film Festivalin’de de gösterilen filmin konusu şöyle: Yıl 1956… Macaristan Sovyet bloğunun hegemonyası altında küçük ve köle bir Ulustu… bir tek konuda süper güçleri Sovyetler ile karşı karşıya gelebilecek durumdaydı… Su topu milli takımları yenilmez bir süper güçtü. Demir perdenin arkasında kilitli de olsalar takımın sporcuları kendilerini birer kral olarak hissediyorlardı. Oynadıkları takım oyunu sayesinde kazandıkları zaferler tüm halkın ve özellikle genç kızların dikkatini çekmekten çok hoşnutlardır… Yalnızca bir kez 1955’de Sovyetler, Macarların kazanmasına izin vermemiş Moskova’da yapılan maçta hakem yüzünden kaybetmişlerdir… Şimdi bir rövanş maçı yapma fırsatı doğmuş ve takımlar Melbourne’deki olimpiyatlarda yeniden karşı karşıya geleceklerdir. Tarih milli takımın önüne bambaşka bir yol açacak her şey altüst olacaktır… Budapeşte’de halk ayaklanmıştır ve Sovyetlere başkaldırmıştır… Takımın genç yıldızı Karsci ve arkadaşı Tibi sokaklarda baş gösteren olaylara karışmışlardır. Başlangıçta bu devrimde sokaklarda olmak onlar için bir maceradan başka bir şey değildir… Fakat Teknik üniversiteli bir genç devrimci olan Viki, Karcsi’nin kalbini çalar … Sokaklardaki devrimciler gittikçe umutlarını yitirmekte Sovyet tankları Macaristan sokaklarında gövde gösterisi yapmaktadır. Karcsi vatanı ve ulusu için elinden geleni yapacaktır fakat tek şansı Sovyetlere havuzda günlerini göstermektir… Üstelik gerçek aşkı, çok sevdiği Viki’yi ardından bırakarak uzaklara gidecektir… Aşkın ve savaşın iç içe geçtiği filmlerden hoşlananlara…

Özgür Woodstock (Taking Woodstock)

taking-woodstock4
Yönetmen: Ang Lee
Senaryo: James Schamus, Elliot Tiber
Oyuncular: Demetri Martin, Imelda Staunton, Eugene Levy, Iemile Hirsch

Greenwich Köyü’nde iç mimar olarak çalışan Elliot, gay hakları hareketi sözcülüğünü yapmaktadır. 1969 yazında aile motelinin hacizden kurtarılmasına yardım eder. Bu sırada komşu kasabada yapılması plânlanan bir müzik ve sanat festivalinin izninin iptâl edildiğini öğrenir ve organizatörlere kendi motellerini kullanabilecekleri teklifinde bulunur. Usta yönetmen Ang Lee, Taking Woodstock’u çekerken 60’lara karşı derin bir tutku hissetmeye başladım diyerek filmin nasıl bu kadar başarılı olduğunu ortaya koyuyor. Zira tutkuyla yapılan her iş, diğerlerinin her zaman bir adım önünde.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir