Suretler (Surrogates)Fırat Sayıcı

Bu hafta vizyona beş film giriyor. Bruce Willis’in uzun zamandır merakla beklenen bilimkurgu filmi “Suretler”, kadın erkek ilişkilerini medya sektöründe cilalayan “Kadın Aklı Erkek Aklı”, artık Avrupa sinemasının önemli isimleri arasına giren François Ozon’dan “Ricky”, Pelin Esmer’in festival festival dolaştıktan sonra nihayet vizyona giren filmi “11’e 10 Kala” ve de dram öğeleri bol bir yapım “Sarı Saten: Günahkârların Aşkı”… İyi seyirler…


Suretler (Surrogates)

Suretler (Surrogates)

Yönetmen: Jonathan Mostow
Senaryo: Michael Ferris, John Brancato
Oyuncular: Bruce Willis, Radha Mitchell, Rosamund Pike, James Francis Ginty

“Sanal mı? Gerçek mi?” sorusuna doğru cevabı vermek çok da zor olmasa gerek. İşte karşınızda cevabın neden evet olması gerektiğini kanıtlayan bir film: “Suretler”… Başta Hollywood olmak üzere, dünya sinemasına damgasına vurmuş, muzır gülüşlü, çapkın bakışlı usta aktör Bruce Willis’in başrolünde yer aldığı bu adrenalin dolu aksiyon filmi, sanal dünya ile gerçeği arasında kurulan temelsiz bağı kıran bir öngörüyü açık ediyor. Atlanta’daki Top Shelf Yayınevi’nde çalışan acemi bir yazarın (Robert Venditti) hayal dünyasından çıkan minik bir fikir, milyonlarca dolarlık bir Hollywood filmi olarak karşımızda…
Suretler (Surrogates
Konusuna gelince… FBI ajanları (Bruce Willis ve Radha Mitchell) bir üniversite öğrencisinin gizemli cinayetini araştırmaktadır. Bu öğrenci insanların kendilerinin kusursuz robot versiyonlarına sahip olmalarını sağlayan yüksek teknoloji ürünü suret olgusunun yaratıcısı olan kişiyle bağlantılıdır. Sağlıklı, iyi görünümlü ve uzaktan kumandalı makineler olan suretler, insanların yerini almakta ve böylece insanların evlerinin rahat ve güvenli ortamından çıkmadan dışarıdaki hayatı yaşamalarına imkan tanımaktadır. Cinayet beraberinde cevap arayışını getirir: Maskelerle dolu bir dünyada kim gerçektir ve kime güvenebilirsiniz? En son “Terminatör 3” le karşımıza çıkan dolayısıyla insan görünümlü robotlarla ilgili bir filme alışık olan Jonathan Mostow, bir yönetmen olarak tüm hünerlerini ortaya koymuş. Bruce Willis’in, -ki artık oyunculuğunu burada yorumlamak bile hata olacaktır diye düşünüyorum- yüksek performansı, yönetmenin oluşturduğu mekanik-sanal-teknolojik ortamla birebir kaynaşınca ortaya tadından yenmez, seyrine doyum olmaz bir eser çıkmış. Filmin internet sitesini incelemeyi de unutmayın derim.

Kadın Aklı Erkek Aklı (The Ugly Truth)

Kadın Aklı Erkek Aklı (The Ugly Truth)

Yönetmen: Robert Luketic
Senaryo: Nicole Eastman, Karen McCullah Lutz, Kirsten Smith
Oyuncular: Katherine Heigl, Gerard Butler, Eric Winter, John Michael

“Erkekler Mars’tan Kadınlar Venüs”ten tezinin açılımını yapmaya soyunan filmin konusu kısaca şöyle; Abby, bekârlığı dışında her soruna anında çözüm bulabilen bir TV programı yapımcısıdır. Reytingleri düşüş gösterince, işe yeni alınmış Mike’la ekip olmak zorunda kalır. Erkekler hakkında ipuçları vermekte olan bölümünün reytinglerdeki ani artışı, Mike’ın yerini garantiler. Abby, bekâr komşusu Colin’le tanıştığında ise doğru hamleleri yapmak için Mike’ın görüşlerine ihtiyacı olduğunu anlar. “300”le bir gövde ve kaba kuvvet gösterisi sunan Gerard Butler, “Not: Seni Seviyorum” ile birlikte duygusal koylara ulaşmış, kadınların kalbini derinden fethetmişti. Şimdi ise kadınların pek kabullenmeyeceği ama son kertede hayır diyemeyecekleri bir adamı, Mike’ı canlandırıyor. Katherine Heigl’in büyüleyici aurası da kuşkusuz ki her erkeğin istediği bir özellik. Medya sektörünün kirli taraflarını da ortaya koyan bu romantik komedi, haftanın izlenmeye değer filmlerinden…

Ricky

Ricky

Yönetmen: François Ozon
Senaryo: François Ozon
Oyuncular: Alexandra Lamy, Sergi Lopez, Melusine Mayance, Arthur Peyret

Alelâde insanlar olan Katie ile Paco tanışır ve sanki sihirli bir değnek değmişçesine bir mucize gerçekleşir: Aşık olurlar. Aşklarının meyvesi daha da olağanüstüdür: Ricky adında müthiş bir bebek. İngiliz yazar Rose Tremain’in Moth adlı kısa öyküsünden uyarlanan film, Ozon’un tabiriyle gerilim, bilim-kurgu, komedi ve masal türlerinin öğelerini bir araya getiriyor. François Ozon’un, 2007′de çektiği feminist melodram “Angel”dan sonraki bu ilk uzun metrajlı filmi, hayata dair bir hikâye. İngiliz yazar Rose Tremain’in Moth adlı kısa öyküsünden uyarlanan film, Ozon’un tabiriyle gerilim, bilim-kurgu, komedi ve masal türlerinin öğelerini bir araya getiriyor.

Sarı Saten: Günahkârların Aşkı

Sarı Saten: Günahkârların Aşkı

Yönetmen: Mehmet Çoban
Senaryo: Hatice Balaban-Çoban & Doğan Akhanlı
Oyuncular: Hatice Balaban Çoban, Menderes Samancılar, Anton Algrang, Lisa Hahn

Daha önce de belirtmiştik… Artık her hafta en az bir Türk filminin vizyona girmesine hazır olun. İşte size konusundan da anlayacağınız üzere, ağır bir dram filmi. Berlin’de lisede okurken zorla evlendirilmek isteyince evinden kaçan 17 yaşındaki Meryem, sığındığı dayısının oğlu Bilal tarafından aylarca cinsel şiddete maruz kalır. Sonunda isyan eden Meryem’i taksi şoförü Galip yardım eder ve onu bir melek gibi koruma altına alır. Aradan 17 yıl geçer. Bu kez Meryem’in hayattaki tek varlığı, 17 yaşındaki biricik kızı Esra aynı tehlikeyle karşı karşıyadır. Meryem, ya kaderine boyun eğecek, ya da harekete geçip kızını kurtaracaktır.

11’e 10 Kala

11’e 10 Kala

Yönetmen: Pelin Esmer
Senaryo: Pelin Esmer
Oyuncular: Nejat İşler, Mithat Esmer, Tayanç Ayaydın, Laçin Ceylan

Bol ödüllü sinemacılardan (“Oyun” filminden hatırlarsınız) Pelin Esmer’in senaryosunu yazıp, yönettiği “11’e 10 Kala”, Altın Koza ve İstanbul Film Festivali’nden ödülle dönmüştü. San Sebastian Film Festivalinin de yarışmacısı olacak yapım, kimilerine göre, gerçek bir profili (Pelin Esmer’in amcası) filme uyarlamaktan öte gidemedi. Ancak yalın anlatımı ve gerçekçi üslubu ile birçok sinemaseveri memnun edecek bir yapım. Konusuna gelince; Tutkulu bir koleksiyoncu olan Mithat Bey için İstanbul, koleksiyonları kadar sınırsız bir değerdir. Ali için ise kapıcısı olduğu Emniyet Apartmanı ve yakın çevresi demektir. Apartmanın diğer sakinleri deprem endişesi ve daha değerli bir eve sahip olma tercihiyle binayı yıkıp yeniden inşa etmek isteyince, Mithat Bey’in koleksiyonları uğruna verdiği savaşların en zorlusu başlar. Artık apartman, yalnız yaşayan bu iki adamın ortak kaderidir. “11’e 10 Kala”, Pelin Esmer’in 2002 yılında çektiği “Koleksiyoncu” adlı çalışmanın gelişme ve sonuç bölümü olarak da tanımlanabilir.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir