Transformers: Revenge of the FallenFırat Sayıcı
Haziran’ın son haftasında üç film gösterime girmesine rağmen, tüm dünyada olduğu gibi Transformers: Yenilenlerin İntikamı‘nı tek geçmekte yarar var diye düşünüyorum. Her ne kadar beni tatmin edemese de, dolu dolu 147 dakika vaat eden Transformers, birçok sinemaseveri salonlara çekeceğe benzer. Diğer iki film, yani Pek Yakında ile Bir Kadının Seks Günlüğü ise vasatın altında kalan ve sadece türünün meraklılarını ilgilendirecek filmler.

Transformers: Yenilenlerin İntikamı (Transformers: Revenge of the Fallen)

Transformers: Revenge of the Fallen
Yönetmen: Michael Bay
Senaryo: Roberto Orci, Alex Kurtzman, Ehren Kruger
Oyuncular: Shia LaBeouf, Megan Fox, Josh Duhamel, Tyrese Gibson, John Turturro, Matthew Marsden, Ramon Rodriguez

Autobotlar ile Decepticonlar arasındaki kan davasına maydanoz olan insanoğlunun başına gelebilecek en iyi şeyin A.B.D. ordusu olduğunu sık sık ima eden filmin eksileri artılarından maalesef ki fazla. Yönetmenliğini Michael Bay’in, prodüksiyon amirliğini Steven Spielberg’in yaptığı filmi daha iyi yorumlamak için ikiye bölelim. İlk bölüm, Sam’in Fransa’daki bir üniversiteye yerleşmesi, sevgilisi Mikeala’nın Decepticonlar’ın dünyayı yeniden ele geçirmek için attıkları adımı öğrenip Sam’in yanına gelmesi ve Amerikan Ordusu ile işbirliği içinde çalışan Autobotlar’ın artık monotonlaşmış hayatını anlatıyor. İlk bölümün geneline hakim olan hava şu; özellikle erkek izleyenlerin cinsel arzularını kabartacak, zaman zaman Amerikan Pastası örneğinde olduğu gibi çiğ erotik göndermelerin kullanıldığı sahneler, filmin gidişatına pek de bir şey katmayan seksi kızlar, cinsel espriler…

Transformers: Revenge of the Fallen

Aksiyon sahnelerinin daha az kullanıldığı bu ilk bölüm, Optimus Prime’in Megatron’la yaptığı kavgayla sona ermekte. İkinci bölümde ise, Decepticonlar’ın dünyaya geri dönerek Mısır Piramitlerinin gizemli sırrını açığa çıkartması ve Güneş’i, dolayısıyla da Dünya’yı yok etmeye çalışması anlatılıyor. Son 30-45 dakikaya yayılan, Mısır Piramitlerinin olduğu bölgede geçen final savaşı üç grup arasında gerçekleşiyor; Autobotlar, Decepticonlar ve tabi ki Amerikan ordusu… İlk filmde Amerikan ordusunun yetersizliği karşısında dünyayı Decepticonlardan kurtarmaya gelen Autobotlar bu filmde neredeyse çaresiz, elinden bir şey gelmeyen ve Amerikan ordusu olmasa hiçbir şey yapamayacak teneke parçaları olarak gösteriliyor. Decepticonların ön planda olduğu bu ikinci film Transformers hayranlarını üzeceğe benzer. Çünkü başta Optimus Prime olmak üzere diğer Autobotlar senaryo aşamasında adeta silikleştirilmiş. Öyle ki, ara sıra Sam’in yardımına koşan Bumblebee bile, hayranları tatmin etmeye yetmiyor.

Megan Fox

Shia LaBeouf ve Megan Fox’un yüksek performansları, Autobotlar ve Decepticonlar arasındaki ezeli rekabetin tarihçesini daha ayrıntıyla aktarması, robotların dövüş kareografilerinin ilk filme oranla daha zengin olması filmin öne çıkan ayrıntılarından… Genel bir değerlendirme yapacak olursak, aksiyon sinemasının müptelası olan herkesin bayılarak izleyeceği, ancak Transformers efsanesinin sadık takipçilerinin ruhunu okşayamayan bir film var karşımızda. Özellikle Amerika’nın Ortadoğu politikalarını gayet iyi bilen bilinçli seyirciler için itici sahnelerin yer aldığı film bir süre sonra A.B.D.’nin şovuna dönüşüyor; sesten 7 kat hızlı silahlarımızla, en gelişmiş teknoloji ile donanmış uçak ve uçak gemilerimizle, dünyanın en iyi eğitimini alan ve gerektiğinde kendi başına doğru kararlar verebilen güçlü askerlerimizle bırakın teröristleri, gerekirse uzaylıları bile alt ederiz… Transformers bahane, tüm dünyada seyredilecek bu filmle yollanan mesaj şahane!

Pek Yakında (Coming Soon)

Pek Yakında (Coming Soon
Yönetmen: Sophon Sakdaphisit
Senaryo: Sophon Sakdaphisit
Oyuncular: Chantavit Dhanasevi, Worakarn Rojanawatchra

Türkiye’de az sayıda salonda girecek 2008 Tayland yapımı ucuz bir korku filmi “Pek Yakında”… Sadece korku adına her şeyi izlerim diyen türün meraklısına hitap edecek olan film, seyrettikleri korku filminin gerçeğe dönüşmesiyle şok olan iki kişinin hikayesini anlatıyor. Yönetmen Sophon Sakdaphisit’i bu filmi çekmeye iten neden ise şuymuş; ‘Yetişkin birisi film izlediğinde, film bittiği anda bir rahatlama gelir. Ama çocuklar için asıl korku dolu anlar o sırada başlar çünkü hayal gücü açığa çıkar.’

Bir Kadının Seks Günlüğü (Diary of a Sex Addict)

Bir Kadının Seks Günlüğü
Yönetmen: Christian Molina
Senaryo: Cuca Canals, Christian Molina
Oyuncular: Belen Fabra, Leonardo Sbaraglia, Llum Barrera, Geraldine Chaplin

4-5 yıl önce tüm dünyayı kasıp kavuran bir kitap vardı. Melissa P.’nin yazdığı “Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi”… Kimileri bu kitabın o genç kız tarafından yazılmayıp, daha iyi satış için bir pazarlama stratejisi olduğunu söylemişti. Grup seksten tecavüze kadar başına gelen her şeyi yazdığını söyleyen ve hatta Türkiye’de Okan Bayülgen’in programına bile katılan Melissa P.’nin daha olgun versiyonu olan Valerie Tasso’nun yazdığı “Doyumsuzluk: Fransız Bir Kızın İspanya’daki Seks Maceraları” kitabından uyarlanmış film. Şu anda Seksoloji üzerine doktora yapan yazar kendisini çapkın, özgürlükçü ve biraz da hafif meşrep olarak tanımlıyormuş. Aslında 5 dil bilen ve iyi bir yönetici olan Tasso, merakı sonucunda 6 ay üst sınıf bir fahişe olarak çalışmış. Sekse olan düşkünlüğü sayesinde birçok erkekle ilişkiye giren kadının gerçek hayatından kesitler sunulan filmin erotizm dozu oldukça yüksek. Türkiye’de sansürlenen afişiyle gösterime giren filmin en büyük sürprizi ise bir dönem Avrupa sinemasına damgasını vurmuş oyunculardan Geraldine Chaplin. Soyadından da tahmin edebileceğiniz gibi Charlie Chaplin’in kızı olan usta aktris, filmde seks bağımlısı azgın kadının büyükannesi rolünde… Eğer dozu arttırılmış erotizmden hoşlanıyorsanız, seks bağımlısı Valere’nin günlüklerini okumaktan çekinmeyin derim…

Share This Post