!f’ten seçmece: Müzik Zaten Umrumuzda Değil (We Don’t Care About Music Anyway)

!f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Film Festivali bu hafta başlıyor. Tıpkı kendisinin bize fazla ilgi göstermediği gibi (gündüz vakti gösterilen o animeleri hangi aralık seyredeceğiz ha?) biz de kendisine bu yıl fazla ilgi gösteremeyeceğiz maalesef. Ama programın Sesli Yaşam bölümünde yer alarak, üzerinde durduğu müzik türü gereği kulaklardaki pası gideren mi, arttıran mı olduğunu pek kavrayamadığımız bir belgeseline kulak kabartabiliriz.

Tuğba Keleş & Murat Ocakcan

Saf haliyle tam bir belgeselden ziyade belgesel-kurmaca sayılabilecek Müzik Zaten Umrumuzda Değil (We Don’t Care About Music Anyway), Tokyo Noise müzik sahnesi üzerine Fransız yapımı bir gürültü yumağı. Belgeselin yönetmenleri Cédric Dupire ve Gaspard Kuentz henüz 30’lu yaşlarının başlarındalar. Dupire’nin bundan başka Hindistan’daki Musafirler (farklı din ve kastlardan bir araya gelen müzisyenler) ile ilgili çektiği Musafir (2004) adında bir belgeseli, sinema eğitimini Japonya’da tamamlamış olan Gaspard Kuentz’in ise Chinpira is Beautiful (2006) adında bir kısa filmi bulunuyor.

Yamakawa Fuyuki

Uygarlık tarihi boyunca insanlık tarafından icra edilen müzik, modernizm sürecinde konvansiyonel enstrümanlar ve ferman ağırlığındaki teorilerle kibirli bir yaratığa dönüşür ve modernizmin infilakıyla toplumsal yaşamda bir tahakküm biçimi olarak canavar mertebesine erişir. Bu canavarın karşısında ayakta durmaya niyetlenen Tokyolu kişioğlu bundan kelli, armoniyi yok etmek, sesi bozmak – başkalaştırmak, düşmanının silahını ona doğrultmak ve gerektiğinde bu kalkışmayı bizzat bedeniyle gerçekleştirmek zorundadır.

Öte yandan büyüklerimizin zaman zaman dile getirdiği “her ‘cins’ şeyin Japonya’dan çıkması tesadüf değildir” sözü karşısında Noise müziğin Japonya’daki serüvenine daha toplumsal bir noktadan yaklaşmak da mümkün. Zira Japon toplumu, coğrafyalarının gereği olarak yoklukla mücadelesini, başka kültürden (genellikle Çin) aldığı öğeleri, kendine has özelliklerle donatarak yerelleştirmede son derece başarılı bir tutum sergileyerek gösterdiğinden, müzikle olan postmodern bağını da noise aracılığıyla kurmuş olabilir.

Belgeselin sürekli çöplüklerde gezmesi insana, bilimselliğin “zaman içerisinde artarak ilerleme özelliğinin”, beklenenin aksine 21. yüzyılı çöplüğe çevirmesini hatırlatıyor. Böylesine uçsuz bucaksız bir çöplüğün içinde sanat eserinin tutarlıktan yoksun, atonal ve tekrar edilemez olacağı da kuşkusuzdur. Genel çerçevesini bu şekilde çizdiğimiz bu ahval ve şerait içerisinde çevreyle olan ilişkilerini eksen alarak bir grup japon müzisyenin (!) ses deneylerine ve karşılıklı hasbihâllerine şahit oluyoruz belgeselde.

Sakamoto Hiromichi (solda), Numb & Saidrum (sağda)

Otomo Yoshihide, Kirihito, L?K?O, Sakamoto Hiromichi, Numb & Saidrum, Umi no Yeah!!!, Yamakawa Fuyuki, Goth-Trad, Hiko Jacon Sta gibi müzisyenleri, masa başında bir araya getirerek sohbete daldıran belgesel, her bir müzisyenin icra alanına da teker teker uğramayı ihmal etmez. Bu müzisyenlerin kullandıkları aletleri (çello, pikaplar, mikserler vb.) asıl işlevlerinden arındırarak başka tekniklerle kullanmaları, asli hedeflerinin bilinen normlarıyla müzik olmadığını gösterir.

Umi no yeah!!!

İşlevinden arındırılmış her şeyin sanat olduğu bir ortamda işlevinden arındırılmış müzik aletinden çıkan sese de olsa olsa Gürültü denir diyerek bir yazıyı daha noktalarken, festivalde Uzakdoğu etkileşimli işlerden Soğuk Balık (Tsumetai Nettaigyo), İtiraflar (Kokuhaku), Gintama (Gekijouban Gintama: Shin’yaku Benizakura Hen ve Kari-gurashi no Arietti)’yi unutmamanızı salık veririz.

Müzik Zaten Umrumuzda Değil
We Don’t Care About Music Anyway
Yönetmen: Cédric Dupire, Gaspard Kuentz

Yapım: 2009, Fransa, 80 dk.