*Kapaktan alıntıyla

Aylar evvel Beyoğlu Aslıhan Pasajı’nda arkadaşımla aylak aylak dolaşırken, gözlerimiz o kadar aylak dolaşmıyor olmalıydı ki, mevzu bahis organlarımıza ilişen bir video kapağından yola çıkarak ulaştığım bir çöp film, bu haftaki konuğumuz oldu. Biraraya gelmek suretiyle o ilahi ismi oluşturarak, ne Japon ne Çinli olmasına rağmen, içimde yazma dürtüsü uyandıran bu nadide Robot Ninja isimli film, video dönemlerinde kendine önce Almanya’da yer bulmuş, sanıyorum o taraflardan bu taraflara uzanmayı başarmış.

Tuğba Keleş

Henüz 19 yaşındayken mikro bütçeyle Dead Next Door (1989) adında bir zombi epiği çeken J.R. Bookwalter adında bir yönetmene ait 1989 tarihli Robot Ninja, bir çöp filmin konu bazında tüm özelliklerini yerine getiriyor. İnsan ruhunda yaralar açmakta beis görmeyen bu korkunç filmi, ben de delik deşik etmekte beis görmeyeceğim, amma velakin önce J.R. Bookwalter kimdir, akşam yemeğinde ne yer, bu filmden sonra hayatına kaldığı yerden devam edebilmiş midir gibi aklıma takılan sorulara bulduğum cevapları sizlerle de paylaşmak isterim.

… Sonra ekrana bakarak uzun uzun düşündüm. Hadi diyelim herhangi bir filmine rastladınız, seyretme olasılığınız ne kadardır ki? Sırf bu zilyonda bir olasılık için burada kendimi biyografi yazmaya feda etmem, tembellik hakkım karşımda dururken doğru olur mu? Olmaz vallahi. O halde güzide yönetmen hakkında bilinmesi gereken en önemli şeyleri kısaca, dudak uçuklatan düşük bütçelerle, kana yüklenerek gore’un dalağını yaran filmler çektiği, sadece yönetmenin yetersiz kaldığını düşündüğünden olsa gerek senaryodan film müziklerine kadar hem kendi filmlerini hem de başkalarının filmlerini eli yüzü düzgün (!) hale getirdiği, yaşlandıkça da Tempe Entertainment adında yine kendi ve başkalarının filmlerinin dağıtımını yapan bir şirket kurduğu ve nihayetinde normal bir seyircinin yanına bile yaklaşmaması gerektiği olarak yazıp geçebilirim. Hah işte şimdi yıkama yağlamamı yapıyorum; Abinin çektiği ilk filme Sam Raimi arka çıkmış. Konunun detaylarını ve Dead Next Door ile ilgili bir yazıyı Korku Sitesi’nden okuyabilirsiniz.

Filmin konusu, aslında aynen video kapağında anlatıldığı gibi. Hatta kapaktaki konu yazısıyla bu kadar örtüşen başka bir filme şimdiye kadar rastlamadım desem yalan olmaz. Lâkin, ufak ayrıntılar değil midir onca filmi birbirinden ayıran? Bu filmi de, onlarca iyi-kötü mücadelesi anlatan diğer filmlerden ayıran özelliklerini, berbat oyunculuklar, yanlış doğrulardan yola çıkmış senaryo (özellikle kötülük kısmında) ve kovalar dolusu kan efektiyle kimi insanı rahatsız edebilecek kapasitedeki şiddet başlıkları altında toplayabiliriz. Bu noktada filmin hepi topu 15.000 dolarlık bir bütçeyle ve 16 mm ile çekildiğini hatırlatmayı boynumun borcu bilirim.

Lenny Miller (Michale Todd), Robot Ninja adındaki çizgi romanı büyük sükse yapmış, gençten bir çizerdir. Çizgi roman öyle tutulmuştur ki, televizyona bile uyarlanmış, bu vesileyle berbat oyunculuklar izleme fırsatını asıl seyircisi olan bizlere yaşatmayı da başarmıştır. Yalnız Lenny, akıllı bir delikanlı olacak ki, eserinin televizyonda suyunun çıkarıldığını düşünmekte, önüne gelene özellikle de menajerine filan söylenmeyi her genç gibi kendine borç bilmektedir.

Yine böyle bırbırlandığı bir gece, arabasıyla eve giderken, bir sokak çetesinin genç bir çifti kaçırıp tecavüz edişine tanık olur. Ve işte o an, kötülükle mücadele etmek için yüreciğinde müthiş bir istek duyar. Burada durup, tecavüz sahnesini incelemekte faide görüyorum. +18’lik bir durum yok, merak eylemeyin. Olaya feministçe(!) yaklaşıldığı gözümden kaçmamış olmakla beraber sokak çetesinin liderinin kadın olması da takdire şayan. Ama hepiciğinden önemlisi, yukarıda dikkat ettiniz mi bilmiyorum, tecavüz olayı bir çiftin her iki parçasını da kapsıyor. Yani her daim kurban olan kadının yanında sevgilisi adam da kadın çete lideri tarafından bir güzel iğfal ediliyor. Ultra feminist hareketin 1989’daki karşılığını da böylelikle uygulamalı olarak seyretme imkânı bulmuş oluyoruz.

Gençlik enerjisinden kuvvet bularak, tıpkı çizgiromanındaki kahraman gibi, abidik şeyler muciti arkadaşına yaptırdığı, ninjalıkla tek ilgisinin omuzlarına apolet misali kondurduğu iki ninja yıldızı olan gubidik bir kıyafet giyip, iki gün şınav çekerek vs., vücudunu da kondisyona getirmek suretiyle süper güçler kazandığını zanneden ve gecelere akarak, kötülere gözdağı veren Robocop kırmasının kırması Lenny, kötülükle mücadelesini -kendisi tezcanlılığı vesilesiyle çok farkında olmasa da- her şeyi eline yüzüne bulaştırarak, vermeye başlar.

Klâsik hareketler olarak adlandırabileceğimiz ‘iyilik yap sana kötülük olarak dönsün’ün yansıması olarak, öldürülen masumların ve polislerin suçu da Lenny’nin üzerine kalır. Basına da yansıyarak şöhret olmaktan kurtulamayan Lenny, kendisini adalet yolunda kanla imtihan ederken, biz ‘çoktan’ sevgili seyirciler de “oha, yuh, hahaha, kikiki” gibi Yüce Türkçe Sözlük a.k.a. TDK’da kendine henüz yer bulamamış ünlem kelimelerini ilk kullanan öncülerden olma şansını yakalayabiliriz.

Düşük bütçeli, büyük bütçeli olarak film sınıflandırması yapmadan haldur huldur işe girişen, zaman zaman yaptığı filmleri engelli bir çocuğu olmasına benzeten, aslında üstünde daha fazla durulabilecek bir sanatçı(!) yönetmenden bir film okudunuz. “Kıyıda köşede şu kadar param var. Bununla ne ev ne araba alınır” diyen varsa buyursun bir film kotarsın. Hayatınızı paraya değil sanata endeksleyin. Ne dediğimi bilmeyerek bir yazının daha sonuna gelmiş bulunuyorum. Haftaya görüşmek dileğiyle…

Not: Valla resimler için kursa kalmayın. Ancak bu kadar net çıkarabildim.

Robot NinjaYönetmen: J.R.BookwalterSenaryo: J.R.BookwalterOyuncular: Michael Todd, Bogdan Pecic

Yapım: USA, 1989

İlk yayınlanış tarihi 05 Temmuz 2012.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA